Ana Sayfa
 Ankara
 İç Anadolu Bölgesi
 Marmara Bölgesi
 Karadeniz Bölgesi
 Ege Bölgesi
 Akdeniz Bölgesi
 Doğu-Güneydoğu
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Magazin
 Kültür-Sanat
 Güncel-Dizi
 Almanya-Romanya
 Künye
 İletişim
 Reklam Tarifesi
 Görüntüler
 
  YAZARLAR
  Namık Kemal ZEYBEK
Alevilerin kestiği
  Orhan SELEN
Demokrasi üşüttü
  Hamdi YILMAZ
Bilgi gerçekten güç mü?
  Cem POLATOĞLU
Turizimciler köprü istiyor
  Tülay SÖZERİ
Kırık Kalpler sokağı
  Murat POLAT
Davutoğlu, Milli Eğitim bürokratlarına el attı
  Nusret KEBAPÇI
Ana dilde fiili durum yaratmak…
 
  Anayurt Web
 
Magazin
Türkiye’de işsizlik ve yoksulluk
Türkiye’de işsizlik ve yoksulluk
 
Anayurt Gazetesi yazarlarından M. Yahya Efe Bülent Arınç'ı ziyaret ederek röportaj yaptı.
12 Aralık 2012 Çarşamba 

Röportaj: M. Yahya EFE

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ı makamında ziyaret ederek “Türkiye’de ki işsizlik ve yoksulluk” la ilgili olarak bir röportaj yaptım. Noktasına virgülüne dokunmadan siz değerli okurlarımıza sunuyorum.

- Sayın Başbakan Yardımcım, Türkiye’de işsizlik var. Bunun neticesi de yoksulluk var. İşsizlik nasıl giderilir ? Yoksulluğa nasıl çözüm bulunur ? Zatıalinizin bu konudaki düşünceleri nelerdir ?

- İşsizlik mücadele edilmesi zor olan sorunlardan biridir. İşsizliğin neticesinde yoksulluğun yaşanması kaçınılmazdır. Yoksulluk, ülkeden ülkeye veya coğrafyadan coğrafyaya değişik nedenlerle ortaya çıkabilir. Başlıca nedenler arasında çevresel nedenler, ekonomik nedenler, siyasî nedenler ve toplumsal nedenler sayılabilmektedir. Yoksulluk veya fakirlik, günlük temel ihtiyaçların tamamını veya büyük bir kısmını karşılayacak yeterli gelire sahip olmama durumudur. Özellikle, yiyecek, içecek, barınma, giyim-kuşam gibi temel ihtiyaçlara zor erişmek veya erişememek yoksulluk olarak tanımlanabilmektedir. Ancak kimi gelişmiş ülkelerde bu tanımın standartlarında değişiklik görülmektedir Dünya Bankası, günde bir doların altında geliri olan insanları yoksul kabul etmektedir. Bilindiği gibi bir doların alım gücü ülkeden ülkeye değişiyor. Paranın alım gücü Dünya Bankası tarafından göz önüne alınmış. Bu yüzden bir dolar sınırı her yıl ülkelere göre tekrar düzenleniyor. Gelişmiş ülkelerde bu sınır örneğin iki buçuk dolar olarak belirlenmiş, ama günde bir dolar yoksulluk sınırı ilke olarak kabul edilmiştir. Yoksulluk böyle kabul edilirse, dünyada bir milyar insanın yoksul olduğu düşünülmektedir. Bu insanlar genellikle Amerika ve Avrupa ülkelerinin dışında yoğunlaşmıştır. “İnsanı yücelt ki devlet yücelsin” ilkesinden hareket eden Hükümetimiz yoksullukla mücadele için etkin sosyal politikalar uygulamakta, bütçeden önemli miktarda pay ayırmaktadır. Yoksulluğun çeşitli boyutları olması sebebiyle sivil toplum örgütlerinin çalışmaları da önem arz etmektedir. Bunların yanında inancımızdan kaynaklanan sosyal dayanışmayla ilgili yükümlülüklerin etkin bir şekilde yerine getirilmesi ile toplumda yoksulluğun giderileceğine, en azından asgari düzeye çekileceğine, sosyal dengenin ve adaletin bu şekilde sağlanacağına inanıyorum Ülkemizde 2012 yılı Temmuz ayındaki işsizlik oranı %8.4, Ağustos ayında % 8.8’dir. Ülkemizde halen 2 milyon 445 bin kişi işsizdir. İşsizlik sorunu ile karşı karşıya bulunan ülkeler çeşitli önlemler almakta ve farklı politikalar uygulamaktadır. Hükümetimiz de işsizliğin bitirilmesi veya en azından asgari düzeye düşürülmesi için yoğun önlemler almakta, çeşitli kapsamlı politikalar uygulamaktadır. İşsizliğin önlenmesinde dış açıkların makul seviyede tutulması, ulusal tasarrufların artırılması, ülkemiz açısından enerjide dışa bağımlılığın asgari düzeye çekilmesi, kaliteli ve verimli üretimin sayesinde ihracatın artırılarak, ithalatın azaltılması ile ülkemize etkin bir yabancı sermaye getirilmesinin önemli olduğunu düşünüyorum.

- Yaşlılığı da yoksulluğun meselesi olarak kabul edebilir miyiz ? İnsan yaşlanınca sahip çıkanı da olmayınca yoksul mu oluyor ?

- İnsanlar doğarlar, çocukluk, gençlik ve yetişkinlik dönemlerini geçirdikten sonra yaşlanırlar. Her hastalığın çaresi bulunabilir ancak yaşlılığın çaresi yoktur. Ancak genç iken sağlığımıza dikkat edersek yaşlanınca daha sorunsuz, kaliteli ve sağlıklı bir hayat sürdürebiliriz. Birleşmiş Milletler, 03 Ekim 2012 tarihinde yayınladığı raporda özellikle gelişmekte olan ülkelerde nüfusun hızla yaşlanmakta olduğuna dikkat çekmektedir. Bugün dünya ülkelerinde geleneksel olarak geniş ailelerde yaşayan yaşlıların ihtiyaçlarının karşılandığına, fakat çekirdek ailelerin arttığı şehirlerde durumun tersine gittiğine şahit oluyoruz. Toplumumuz için anne, baba, büyük baba, büyük anne (dede ve nine) yani büyüklerimiz çok saygı değerdir. Ailemizde önemli yerleri vardır. Çocukları, yakınları onlara hizmet etmeyi ibadet kabul eder. Ancak kendilerine bakacak kimseleri bulunmayan ve sosyal güvenlikleri olmayan yaşlıları devletimiz unutmamış, onları mutlu ve rahat yaşatmak için gerekli önlemleri almıştır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız bünyesinde Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü bulunmaktadır. Bu Genel Müdürlük, 65 yaşını doldurmuş, kendisine kanunen bakmakla mükellef kimsesi bulunmayan, sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlanmayan, nafaka bağlanmamış veya bağlanması mümkün olmayan, mahkeme kararıyla veya doğrudan doğruya kanunla bağlanmış herhangi bir devamlı gelire sahip bulunmayan ve muhtaçlığını İl veya İlçe Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarından alacakları belgelerle kanıtlayan Türk Vatandaşlarına hayatta bulundukları sürece her yıl bütçe kanunu ile tespit edilecek katsayı ile çarpımından bulunacak tutarda aylık bağlamaktadır. Ayrıca başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde özürlü olduklarını tam teşekküllü hastanelerden alacakları sağlık kurulu raporu ile kanıtlayan, 18 yaşını dolduran ve kanunen bakmakla mükellef kimsesi bulunmayan özürlülere de maaş bağlanmaktadır. Mevcut verilere göre 1 milyon 300 bin yaşlı ve engelli vatandaşımıza maaş bağlanmıştır. Yaşlılıkta maddi destek çok önemlidir. Ancak bunun kadar önemli olan yaşlılara gösterilecek sevgidir, şefkattir. Onların sevgiye, hatırlanmaya çok ihtiyaçları vardır. Onları sevelim, hatırlayalım, ziyaret edelim, yardımcı olalım. Yunus Emre’nin söylediği gibi “ Sevelim, sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz”.

- Yoksullara gıda dağıtımı yardımına ne diyorsunuz ? Devletin yaptığı adil bir iş midir ?

- Çaresizlik içerisinde bulunan ve yoksulluğun pençesinde hayatlarını sürdürmekte olan insanlarımıza yardımcı olmak bir görevdir. Yardıma ihtiyaç duyan, yoksul olan vatandaşlarına gıda, yakacak, giyecek, barınak, eğitim gibi yardımlar yapılması sosyal devlet olmanın bir gereğidir. Yardımların yapılması ve yoksulların yaralarının sarılması yla toplumda bir ölçüde sosyal adalet sağlanmış olur. Bu yardımlarda devlet, millet ele gayret göstermelidir. Yoksulların yaralarının sarılması konusunda faaliyette bulunan, insanlığa hizmet eden, toplumda yardımlaşmayı ve dayanışmayı pekiştiren, etkileri sadece hüküm sürdükleri coğrafyalarla sınırlı kalmayan yüzyıllar boyu bütün dünyayı saran medeniyetimizin en kıymetli değerlerinden biri de vakıf müessesesidir. Vakıflar, sosyal alanın hemen hemen tamamını kapsayan bir hizmet metodu ve çalışma biçimi benimseyen ve kamu hizmeti üreten merkezler olarak algılanması kendi kültür ve geleneğimizin bugüne getirdiği bir anlayıştır. Bugün bu önemli görev, Başbakan Yardımcılığıma bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü eliyle yürütülmektedir. Bu gaye doğrultusunda; Vakıflar Genel Müdürlüğünce vakfiyelerde yer alan hayır şartlarının yerine getirilmesi amacıyla her ay, 15 kalemden oluşan kuru gıda paketleri 81 İl Merkezinde 20 bin 215 ihtiyaç sahibi ailenin adresine teslim edilmektedir. İstanbul Eyüp İmaretinden 2 bin kişiye her gün bir öğün sıcak yemek hizmeti verilmesine devam edilmektedir. Ayrıca, Eyüp imaretimize hayırsever vatandaşlar tarafından bağışlanan kurban etlerinden kavurma yapılmak suretiyle 1 Kg.lık paketler halinde 81 İl Merkezindeki ihtiyaç sahibi ailelere dağıtımı yapılmaktadır. Bu doğrultuda 19.10.2012 tarihi itibariyle 152 ton kavurma dağıtımı yapılmıştır. Geçimini temin edecek menkul ve gayrimenkul mal varlığı bulunmayan, çalışma gücünü %40’ın üzerinde kaybeden muhtaç engelliler ile yetim çocuklara aylık bağlanmaktadır. Bu doğrultuda aylık bağlanmak üzere 2013 yılı için tahsis edilen muhtaç kontenjanı 5 bin kişidir. Muhtaç kişilerin her birine aylık olarak 383 lira 16 kuruş ödenmektedir. Vakıflar Genel Müdürlüğünce Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve orta öğrenim okullarında öğrenim gören öğrencilere de burs verilmektedir. 2012 – 2013 öğretim yılı burs kontenjanı 15 bin öğrencidir. Öğrencilerin her birine aylık 60 TL burs verilmektedir.

- Nüfus artışı yoksulluğu etkiliyor mu ?

- Dünyamızın yer üstü ve yer altı zenginlikleri, doğal kaynakları bugün yer yüzünde yaşayan tüm insanların ihtiyacını birkaç kez karşılayacak kapasitedir. Bu özellikler ülkemiz için de geçerlidir. Burada sorun nüfus artışında değil, kaynakların rasyonel ve verimli kullanılmasında, paylaşım ruhu ile herkesin düşünülmesinde ve insanların özellikle mesleki becerilerinin geliştirilmesindedir. Çünkü doğal kaynakların işlenmesi ve çeşitli alanlarda verimli üretimin yapılmasında özellikle yetişmiş insan gücüne ihtiyaç vardır. Ülkemizde nüfusun her yıl artmasına rağmen, Hükümetimizin aldığı önlemler sayesinde özellikle son yıllarda yoksul sayısında azalma gözlenmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Aralık ayı başında yayınladığı 2011 yılına ait Yoksulluk Çalışmasından kişi başı günlük harcaması, cari satın alma gücü paritesine göre 2,15 doların altında kalan fert oranı 2010 yılında yüzde 0,21 iken, bu oran 2011 yılında yüzde 0,14 olarak tahmin edildi. 4,3 dolar sınırına göre ise 2010 yılında yüzde 3,66 olan yoksulluk oranı, 2011 yılında yüzde 2,79 olarak gerçekleşti. Kırsal yerlerde yaşayanların yoksulluk riski kentsel yerlerde yaşayanlardan fazla olurken, kırsal yerleşim yerlerinde yaşayanlarda 2010 yılında yüzde 9,61 olan yoksulluk oranı, 2011 yılında yüzde 6,83 olarak tahmin edildi. Aynı yoksulluk sınırına göre kentsel yerlerde yaşayanların yoksulluk oranları 2010 yılı için yüzde 0,97, 2011 yılı için ise yüzde 0,94 oldu.

- Sayın Başbakan Yardımcım, “ Yoksulluk insanlığın ortak suçudur” diyorsunuz ? Türkiye’de yoksulluğun önlenmesi için vatandaşlarımıza ne öneriyorsunuz ?

- TBMM Başkanı görevindeyken bir konferansta, yoksulluğu, ”insanlığın ortak suçu” olarak nitelendirerek, “Yetersiz beslenmeye bağlı ölümlere çare üretmekten uzak kalan insanlığın lüks yaşama ve kitlelerin katliamına neden olabilecek silahlara trilyon dolarlar harcayabildiğine ve insanlığın ve toplumun huzurunu tehdit eden en temel sorunların başında gelen yoksulluğun, bilimsel bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapmıştım. Yoksulluğun günümüzde insanların en büyük suçu ve sorunu olduğu yönündeki değerlendirmeme devam ediyorum. Zira Yoksulluğun sadece Türkiye’de değil bütün dünyada önlenmesi en büyük arzumuzdur. Hükümet olarak yoksulluğun önlenmesi için çeşitli önlemler alıyoruz. Yoksulluğun önlenmesinde devletin çeşitli kuruluş ve organları ile aldığı önlemler yanında sivil toplum örgütlerinin de beslenme, giyecek, barınma, eğitim, sağlık, meslek edindirme gibi insani ihtiyaç alanlarında etkin ve koordineli çalışması önem arz etmektedir. Sosyal devlet olarak devletin ve sivil toplum örgütleri ile birlikte yoksulluğun önlenmesi yönündeki çalışmalarını önemsiyorum. Bu konuda vatandaşlarımızın Peygamberimizin“ Komşusu açken tok yatan bizden değildir” sözleri doğrultusunda duyarlı olmasını istiyorum. Ancak Çin atasözü olarak bilinen “Bir kişiye her gün bir balık vermektense ona balık tutmayı öğretmek daha iyidir” yaklaşımını göz önünde bulundurmamız gereklidir. Gıda, barınma yardımlarının yanında özellikle yoksul kesimlere sosyal hizmetleri ulaştırmanın, gelir güvencesi vermenin, var olan beceri ve bilgilerini geliştirerek insan onuruna yakışır iş imkânları sunmanın, meslek edindirmenin, krediler verilerek kendisini ve ailesini geçindirecek bir imkanı hazırlamanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu arada tarımdan hayvancılığa, ticaretten el sanatlarına kadar bir çok alanda kullanılan mikro kredilerin de yoksulluğu yaşayan vatandaşlara umut olmakta olduğuna dikkat çekmek isterim. Yoksulluğun sona erdirilmesi için yardımlaşma ve dayanışma amacıyla faaliyet gösteren tüm sivil toplum örgütleri ve hayır kurumlarının çalışmalarını takdirle karşılıyorum. Hayırsever insanlarımızın verdikleri destekle faaliyetlerini sürdüren YOYAV’ın muhtaç insanlarımıza yardım elini uzatmasının çok önemli bir hizmet olduğunu düşünüyorum. Bu vesile ile YOYAV’ın değerli başkanı ve yöneticilerini tebrik ediyor, herkesi hayır işlerine destek olmaya davet ediyorum.

Geri
dön
Sayfa
başına git
Sayfayı
yazdır
Arkadaşına gönder Facebook'ta paylaş
 Yorumlar -  Yorum ekle

Bu haber henüz yorumlanmamış...

 Kategorideki diğer haberler 
 
  ÇOK OKUNANLAR
  Gazetesi
  HAVA DURUMU
  Ankara
Cumartesi Pazar Pazartesi
22 / 10 °C 25 / 12 °C 28 / 14 °C
  DÖVİZ KURLARI
ABD Doları 2,2350
EURO 2,8695
İngiliz Sterlini 3,6856
IMKB 76,922
ALtın 87,3356
  ARŞİV
  ANKET
Yeni anayasa çalışmalarının partiler üstü bir uzlaşı içinde gerçekleşeceğini düşünüyor musunuz?
Evet
Hayır
   
  Künye   |   İletişim   |   Reklam Tarifesi
Copyright © 2008 Anayurt Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
Tasarım, Programlama ve Barındırma