Ana Sayfa
 Ankara
 İç Anadolu Bölgesi
 Marmara Bölgesi
 Karadeniz Bölgesi
 Ege Bölgesi
 Akdeniz Bölgesi
 Doğu-Güneydoğu
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Magazin
 Kültür-Sanat
 Güncel-Dizi
 Almanya-Romanya
 Künye
 İletişim
 Reklam Tarifesi
 Görüntüler
 
  YAZARLAR
  Namık Kemal ZEYBEK
Türbeye saygı bu mu?
  Orhan SELEN
Kurtuluş yeni yasa ve erken seçimde
  Hamdi YILMAZ
Kıbrıs’ta 40 yıl
  Mihriban BAŞLI
Biz Gazeteciyiz, Ya Siz?
  Oğuz GÜLER
Ali Babacan amatörce davranıp korkunç tabloyu itiraf etmiş galiba...
  M. Yahya EFE
Cumhurbaşkanlığına 3 Adayın Fotoğrafı
  Ergün AYDOĞAN
Bu da mı bir operasyon?
  Prof. Dr. İsa KAYACAN
Arka Bahçe’de neler oldu? Adnan Menderes
  Murat POLAT
Erdoğan söz verdi Faruk Çelik gerçekleştiriyor
  M. Arif DEMİRER
Kıbrıs - 2
  Ali COŞKUN
Babalar; oğullar, oğulcuklar...
 
  Anayurt Web
 
 
Din yoluyla kandırmak
Orhan SELEN      09 Mart 2013 Cumartesi

Ünlü siyaset bilimci Maurice Duverger, Siyaset Sosyolojisi adlı kitabının bir yerinde Napolyon’un şu sözlerine yer vermiştir:

 

“Din olmazsa bir devlette düzen nasıl korunabilir?

Servet eşitsizlikleri var olmadan toplum var olmaz; din olmadan da servet eşitsizliklerini sürdürmek olanaksızdır. Karnı tıka basa dolu bir adamın yanı başında bir başkası açlıktan ölmekte ise berikinin bu durumu kabullenebilmesi için bir makamın çıkıp ona ‘ne yapalım Tanrı’nın dileği böyle’ demesi gerekir...”

Napolyon dinin niye siyasallaştırıldığını ve siyaset - din  ilişkisini çok güzel anlatmış…

 

Marks “din halkın afyonudur”  diye yazarken de farklı bir şey anlatmamış.

Hiçbir ideoloji ya da sihir halkı kandırmakta din kadar etkili değildir. Napolyon güzel bir ironi ile dinin kullanılışını insanları gözüne sokmuş ama  imamlarla papazlar ve de hahamlar bildiklerini okumayı sürdürmüşler.

 

Türkiye‘nin % 95 Müslüman olduğu söylenir.

Geride kalan % 5 oldukça dar bir alandır.

2005’te Avrupa Birliğinin önemli kamu oyu araştırma kurumlarından  Eurobarometer’i yaptığı  ankette  ülkemizde Tanrıya inanmayanların oranı % 5. Bu oran en az 3 milyon beş yüz bin kişi demektir.Ortodokslar, Katolikler, Süryaniler, Museviler eklendi mi Müslümanların nüfusa oranı biraz daha aşağılara iner. 2013 başı itibariyle Tanrı tanımazların sayısı artarken, din değiştirenler de ciddi rakamlara ulaşmıştır. Camilerin sayısını çoğaltmak, minarelerdeki hoparlörlerin  sesini insanları oturdukları yerden zıplatacak düzeyde açmak, sadakayı yaygınlaştırmak Müslüman sayısını arttıracağına azaltıyor. Napolyon’un yaklaşık 200 yıl önce gördüklerini halkımız da görmeye başladı. Daha önceleri yaşamlarını orta karar sürdürenler iktidar nimetlerinden yararlanmaya başladıktan sonra 500 milyarlık otolara binmeye başladılar. Tanrı bazı yurttaşlarımıza, “koşarsan yetişemezsin Harley motorla yola çık” demiş olacak ki, oluşan baş döndürücü zenginliği medyamız bile izleyemiyor. Dolar milyarderi sayısı 20’den 28’e çıkmış. Bir yandan dolar milyarderi sayısı artıyor, bir yandan dolar milyarderlerinin zenginlikleri artıyor ama diğer yandan da açlık ve yoksulluk sınırı yükseliyor. Yoksul sayısı da hızla çoğalıyor. Yoksulluğun artması önlenemediği gibi yoksullaşma özendiriliyor. Sonunda iktidarın bir bakanı, yapılan sosyal yardımların “uyuşturucu” etkisi yaptığını açıklamak zorunda kalıyor.

 

Gelir dağılımındaki uçurumun yükselmesi, yoksulluğun hızla artması eskiden olduğu gibi insanları dine sarılmaya yöneltmiyor.

Yoksullar, artık Tanrı’nın verdiği nimetlerden kendilerine düşen payların birileri tarafından çalındığını fark ediyorlar. Yoksul kitleler, bunun Tanrı yazgısı olmadığını ve Tanrı’nın böyle bir dengesizlikte rolü bulunmadığını da geç de olsa anladılar. Siyasi iktidarların görevi imanları eşitlemek değildir. Bunu yapmaya çalışan eski bir deyimle “ abesle iştigal eder”..

 

Nedir ki iktidarlar bunu yapmak için çırpınıyorlar. Dini bütün oldukları sanıldığı için halktan oy alanlar “Müslüman”lıkla, “Mümin”lik arasındaki farkı bilmiyorlar ya da bilmek istemiyorlar.

Dolaylı veya doğrudan zorbalıkla insanlar Müslüman olurlar ama  iman sahibi olmazlar.

Müslümanlık yüzeyseldir.

Müminliğin ise derinliği vardır.

Müminler yokluk ve yoksulluğa karşıdırlar.

Müslümanların ise durumları ortada.

400 milyarlık Jeep’lere binip, 2 milyarlık baş örtüleri takarak imanın kapısının önünden bile geçilmez. Tanrı’nın dileği yoksulluk olmadığı gibi başkalarının sırtından kazanılan zenginlikler de değildir. Tanrı, Kuran, Peygamber ve din ile kandırmanın kazancı çok büyük olabilir.

Cezasına gelince;

İşte  onu dini bütünler hepimizden iyi bilirler…

Bilirler ama aptala yatarlar.

Ne zamana kadar, derseniz, işte Tanrı’nın takdiri orada görülecektir.

 
 Yorumlar   -   Yorum Ekle Toplam 0 yorum var.  

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın diğer yazıları
 
  ÇOK OKUNANLAR
  Gazetesi
  HAVA DURUMU
  Ankara
Salı Çarşamba Perşembe
36 / 19 °C 37 / 21 °C 35 / 20 °C
  DÖVİZ KURLARI
ABD Doları 2,1193
EURO 2,8573
İngiliz Sterlini 3,6856
IMKB 82,820
ALtın 89,0756
  ARŞİV
  ANKET
Yeni anayasa çalışmalarının partiler üstü bir uzlaşı içinde gerçekleşeceğini düşünüyor musunuz?
Evet
Hayır
   
  Künye   |   İletişim   |   Reklam Tarifesi
Copyright © 2008 Anayurt Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
Tasarım, Programlama ve Barındırma