Türkiye’de böyle bir kurul var. Adı var, sanı var. Ama işi yok.
Dokuz yıl önce yazdığım ‘Yökoloji’ kitabında bu kurulu şöyle tanımlamışım:
“ YDK’da çalışan insanlar var-yok arası insanlar. Ne ettikleri belli değildir. YÖK Beyliği’nin ötekileri kabul edilirler… Arada bir yökversitelere ve yökültelere giderler. Büyüyen ağaçları, boyanan duvarları gözlerler; çiçekler sulanmış mı bakarlar, çay kahve içerler, mutfağı severler, arada bir fal baktırırlar. Bu kurula bazıları ‘Yök Yemekyeme Kurulu’ der…”
Övünmeyi sevmem ama, ne kadar övünsem azdır. Ben bu yökü biliyorum. Kimileri kıskançlıktan bilmiyor dese de, gerçek böyle.
Bakın. Eski Bey Gürüz’e yedi yıl önce ‘Amerikancı’ dedim. Dokuz milyar Törkiş lira tazminat ödedim. Adam şimdi kendisi Amerikancıyım dedi.
Yök Yemekyeme Kurulu için dokuz yıl önce ne demişim. Hepsi doğru. Gerçi YÖK’ün ötekisi olan aziz üyeleri kabul etmezler ama, durum bu.
Kurul üyesi emekli Tümpaşa Nihat Kocabaş (1992) bunu gördü ve, “Bu kurulda olmaktan zül duyuyorum” diyerek istifa etmişti. Dilekçesini aynen böyle yazdı.
Yargıtay bunu peşinen gördüğü için daha ilk yıldan üye vermedi. YDK’da Yargıtay’ı temsilen üye yok.
Sayıştay da hakkında yolsuzluk davası açılan bir elemanını göndermişti bir tarihte. Başından defetmek için olsa gerek.
Hal böyle sevgili okurlar.
Şöyle bir olan bitene bakınız.
Dicle üniversitesi YDK tarafından 25 kez denetlenmiş, hiçbir şey bulunmamış.
Sayıştay neler çıkardı. Milyarlarca lira kayıp. Binlerce yıllık ilaç…
Biz ne demişiz yıllar önce. Bu üyeler ağaçlara, boyanan duvarlara bakarlar, mutfağı severler.
Konya rektörü Süleyman koğuş ağası olarak Adana’da yatıyor aylardır.
Burası da 18 kez denetlenmiş ve aklanmış.
Demek burada da çiçeklere bakılmış…
Van rektörü ne oldu? Hapiste yattı, yargı sürüyor. Demek ki burada çay kahve içmişler.
Bu Kurul’un hiç kıymet-i harbiyesi yoktur. Var diyen varsa gelsin görüşelim.
Ne yazsalar YÖK dikkate almaz. Öyle olduğu için de çiçek sularlar, yemek yerler, ağaçlara bakarlar. Biz ne raporlar gördük; YÖK ciddiye almadı.
Bir tarihte bir dostum kurula üye atanmıştı. “Ben YÖK’ün candarması oldum” demişti. Pek de doğru demişti. YÖK ve rektörleri korumak için rapor düzerler, itibar bulurlar.
Üniversitelerin çoğunda yolsuzluk var. Yeter ki candarmalar iş yapsın.
Bakın, Muğla Rektörü Oktik denen zat, “Rektörüm sağ olsun” dediği için profesörü işinden attı. Altı ay sonra mahkeme kararıyla döndü.
Faiziyle birlikte milyarlar ödenecek. Burada suçlu kim? Üniversite beyi.
Bu Bey, eski YÖK Beyi Teziç’in karşısında iki büklüm dururken basında yer aldı. Bu resim eski TBMM Reisi Arınç tarafından TV’de gösterildi.
YÖK Candarmaları buyurun göreve. Bodrum’a gidip denize girmek yok. Görün. Rüşvet sadece para almak mıdır? Devlete zarar verme nedir. Bunun cezası yok mu?
Gücünüz gariban hocalara yetiyor.
Konya Bey’ini iyi denetleseydiniz, yeniden atamasaydınız, bugün damda olmazdı.
Şimdi de Dicle Üniversitesi Bey’i dama girecek. Bunun da vebali üstünüze.
Lütfen gittiğiniz yerlerde çiçek sulamayın, ağaçlara bakmayın.
Rektör diye görmezlikten gelmeyin. Hocaları, rektör zulmünden olabildiğince kollayın.
YÖK azalarına kendinizi ciddiye aldırınız.
Artık haklı çıkmak istemiyorum!