Türk Sporu’na yön veren Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, daha bağımsız ve işlerinin çabuk yürütülmesi, bütçelerini kendileri yapmaları, sporlarını daha rahat geliştirmeleri, yapılanmalarında kolaylıkların yapılması için federasyonları özerkleştirdi.
Ancak, bu özerkleşme, federasyonlarda yozlaşma ve kargaşayı birlikte getirdi. Bütçe, kimi federasyonlar tarafından hoyratça savrulurken, kimileri bütçeyi kendi işlerine geldiği gibi kullanma yolunu seçti. Bu hareket tarzı, genel müdürlükte olduğu gibi, spordan sorumlu devlet bakanlığında da rahatsızlık yarattı. Ve federasyonların özerklik yapılanmalarını yeniden gözden geçirme zorunluluğu ortaya çıktı. Şimdi, bakan federasyonlarla bire bir olarak yapacağı toplantıda, hem kendilerini, branşlarının gelişimi konusunda eksikliklerini belirtecek hem de özellikle bütçeyi harcamaları konusunda uyarılarını yapacaktır. Bunu, sayın Bakan Murat Başesgioğlu’nin bazı toplantılarda yaptığı konuşmalar ve bakanlığa giden bütçe harcamaları konusundaki şikayetlerden edindiğimiz bilgiler, şuanda federasyonlarla yapılmakta olan ön görüşmelerde gündeme getirilen konuşmalar doğrulamaktadır.
Özerkliğin getirdiği kargaşa yukarıda belirttiğimiz ile kalmıyor. Özerklik içindeki idari yapılaşmada bir kargaşa getirdi. Genel müdürlük tarafından atanan genel sekreterler ile federasyon başkanları arasında da problemler var. Statüleri ile yönetilen federasyonlarda, yazışma şekillerinde sıkıntılar var. Genel müdürlüğün atadığı genel sekreter ile ters düşen federasyon başkanı, yazışmalarda bu genel sekreteri devre dışı bırakırken, yazıları kendisi imzalıyor yada yönetim kurulunca yetki verilen diğer bir isim imza koyuyor. Bu ayrışma, yönetim kurulunun aldığı kararların uygulanmasında, faaliyetlerin yapılmasında da izleniyor. Federasyon başkanları bu durumlarda kendi atadığı genel sekreter veya koordinatör aracılığı ile yürütebiliyor. Genel müdürlük, ‘’Benim atadığım kişi ile niye çalışmıyorsun? Dediği zaman, başkan ‘’uyumlu çalışamadığını, işlerinin aksadığını, bu yüzden kendisinin getirdiği kişiyle çalışmak zorunda kaldığı’’ cevabını verdiği belirtiliyor.
Bu yönetim biçiminden Türk Sporu’nun yara alacağı kaçınılmaz bir gerçektir. Bu işleyiş düzeltilecek, yada eskisine dönülecektir. Yapılacak görüşmeler sonunda bakanlığın bir hareket tarzı ortaya çıkacaktır. Hep birlikte bunu bekleyip, göreceğiz.