Bazı okurlarım, gönderdikleri iletilerde bazı değişiklikler yapmamı, sansürcülük olarak değerlendiriyor ve bana haksız suçlamalarda bulunuyorlar.
Gönderilen iletilerde yaptığım değişiklikler, iletinin özünü değil de; hukuksal bakımdan ileti sahibinin ve benim başıma dart açmamasına yöneliktir. Çünkü, 1956’dan bu yana basın mesleğinde muhabirlikten, genel yayın müdürlüğüne, patronluğa kadar hemen hemen her türlü aşamadan geçmiş, birkaç kez tutuklanmış ve hapse atılmış, hakkımda açılmış davaların 40’ından mahkum olmuş ya da beraat etmiş bir gazeteci olarak bazı birikimler edinmiş bulunuyorum. Örneğin…
Eğer bir haber ya da yazınızda eleştiri yaparken, “ iktidar” yerine “hükümet” derseniz; önce Türk Ceza Yasası’na göre, TC Savcıları’nın hükümetin manevi şahsına hakaret ve muhatabın manevi tazminat davaları açmalarına olanak tanırsınız… Bir başka örnek…
Bir politikacı ile ilgili eleştirinizde, “Ulan hiç mi utanmıyor musunuz?” derseniz; çok yüksek bir manevi tazminat ödemek zorund a kalabilirsiniz. Fakat, “Sayın, hem de çok çok Sayın Beyfendi, hiç mi sıkılmıyorsunuz?” derseniz eğer; O, bu beyefendiye fırsat vermemiş olursunuz…Örnekleri çoğaltmak istemiyor ve gelen bazı iletileri sizlerle paylaşmak istiyorum…
Ankara’dan Muharrem Yıldız:
“Sadaka Çekleri’ni dört gözle beklerken; açıklamayı yapan Sayın Bakan’ın bu konudaki, uygulamanın ileriye dönük olduğu açıklamasını öğrenince şoke olduk. Yanılmak isterim; fakat “Yoksa diyorum, Sadaka Çekleri el altından mı dağıtılacak?”
Hurşit Kalkancı Çorum’dan:
“…Bakıyorum da, iktidar ve muhalefet partilerimizin hiç birinde; iş başındaki liderlerden sonra gelebilecek ikinci adamlar yok…Yakın geçmişe baktığımızda bu konumdaki kişilerin harcanıp, dışlandıklarını görüyoruz. Sizin de belirttiğiniz gibi; kendi içlerinde demokrasi olmayan partiler mi, bu ülkeye demokrasiyi getirecekler?”
Ankara’dan Mehmet Alkan:
“….Ben saat 20’den sonra, Polis Radyosu’nu dinlerim. Çünkü, Türk Sanat Müziği’nden çok güzel eserler yayınlar. Fakat, geçtiğimiz Cumartesi akşamı bu programda, “Eğer başkasını seversen; bil ki , yaşatmam seni…” mısralarının geçtiği, öldürme ve cinayeti teşvik eden şarkıyı yayınlanmaz mı… Telefonla ulaşmayı başaramadığım Polis Radyosu’nu,; bu konuda uyarmam için bana yardımcı olmanızı rica ediyorum…”
Ankara’dan Müjdat Gürler’in iletesi:
“Hafta sonlarında futbol fanatiklerinin gecelerimizi berbat etmeleri yetmiyormuş gibi; şimdi de, partililerin konvoyları gecelerimizin tümünü korna sesleri, sloganlarla zehir etmeye başladılar. Anlaşılan bu işkenceyi 30 Mart’a kadar çekmeye mahkumuz…”