Anayurt Gazetesi
  • Dolar
    6,1235
    Dolar
  • Euro
    7,1848
    Euro
  • Altın
    235,185
    Altın
  • Bist-100
    98,864
    Bist-100
  • ADANA
    21/32°
    ADANA
  • ANKARA
    8/15°
    ANKARA
  • ANTALYA
    17/32°
    ANTALYA
  • BURSA
    8/10°
    BURSA
  • ISTANBUL
    14/17°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    16/23°
    IZMIR
  • KONYA
    12/17°
    KONYA
Facebook Twitter
ANA SAYFA TÜRKİYE DIŞ HABERLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT GÜNCEL-DİZİ DİĞER FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
'Milli gözle' görecek
'Milli gözle' görecek
Korkunç ölüm
Korkunç ölüm
Fırıncılar isyanda
Fırıncılar isyanda
Dünyayı besliyor
Dünyayı besliyor
HABERLER>GÜNCEL-DİZİ
15 Şubat 2018 Perşembe - 11:20

Dericizade Ahilik Kültürü'nü yaşatıyor

Dericizade Onursal Başkanı Faruk Küçük, ahilik geleneğini ve dericiliği Anayurt Gazetesi'ne anlattı.

Dericizade Ahilik Kültürü nü yaşatıyor

ANKARA- Dericizade Onursal Başkanı Faruk Küçük, Türkiye'deki ahilik geleneğinin son temsilcilerinden. Babası Bahri Küçük, 1940'lı yıllarda başlattığı dericilik mesleğini büyüten Küçük, şimdilerde Dericizade markasını "Yerli malı, yurdun malı, herkes bu deriyi kullanmalı" diyerek korumaya çalışıyor. Küçük'ün tüketicilere çağrısı reklamlara aldanıp yabancı ve kalitesiz markalar yerine kendi yurtlarının yerli markalarını tercih etmeleri.

Küçük, 1947 yılında Haymana'da dünyaya geldi. Babası Bahri Küçük ilçenin sayılı dericilerinden ve oğlunu da yanına alarak ona dericilik mesleğinin inceliklerini öğretmiş. 1965 yılında mesleğe atılan oğul Faruk Küçük, ahilik geleneğini verdiği eğitimle dericilik mesleğinde harmanlanarak babasının işlerini büyütmeye başlamış. 1960'lı yıllarda Haymana'dan Ankara merkezlerine taşınan Küçük, Ulus'taki At Pazarı'nda dükkan açmış. Ulus'taki dükkanda kendilerine birçok merkezden gelen derileri işleyip, tüccarlara satmasıyla Dericizade markasının tohumlarını atarak sermaye birikmeye başlamış.

 

Küçük'ün anlatımına göre 1974 yılındaki Kıbrıs çıkarmasından sonra dericilik sektörü krizin içerisine girdi ve Dericizadelerin iş hayatı bu andan itibaren değişmeye başladı. Krizi nasıl aşabileceklerini düşünen Küçük, debbahlığa (hayvan derilerini işleyerek kullanılır hale getirme mesleğe) başlayarak, artık mamul ürünlerini 1977 yılında Büyük Çarşı'daki dükkanında satar hale geldi. İskitler'de tabakane filan derken işlerine iyice büyüyüp gitti ve Dericizade markası ortaya çıktı. Küçük durumu "deriyi hayvanın sırtından alıp, insanın sırtına giyilebilir hale getirdik" diye özetliyor.

 

Dericiliğin çok kıymetli ve kutsal bir meslek olduğunu belirten Faruk Küçük, "Dericilik bereketli bir meslektir. Derinin her parçası değerlidir. Hiçbir parçası atılmaz. Deri, kültürel, ekonomik ve sanatsaldır. Dericilik tarih boyunca hep insanlar tarafından kullanılmış, önemi hiçbir zaman azalmamıştır. Geçmişte deri örtünme amaçlı kullanılırken günümüzde alanı genişlemiş, giysi, ayakkabı, çanta, cüzdan vs. imalatının yanı sıra çok çeşitli sektörlerde kullanılmaktadır." diyor.

 

Küçük derinin nasıl giyilebilir hale geldiğini şöyle anlatıyor: "Deri mezbahadan çıkar. Bu ham deridir. Tabakaneye gider. Önce tuzlanır tabi ki bu ilk bakımdır.  Bu deri fabrikada pervanenin içene atılır ve ilaçla yıkanır. Kan, kir, pas gider. Deri işlenmeye hazır hale gelir ama iki çeşit işleme vardır. Tüylü ve tüysüz. Tüysüz işlenecekse, üzerindeki tüyler zırnıkla alınır. Zırnıklama ilaçla yapılır. Daha sonra deri pişirilir. Kromla sağlamlaştırılır. Deri artık kumaş gibi olmuştur ve dayanıklıdır. Zevke göre boyama işlemi yaparız. Kenarları kesilir, ütülenir, gerdirilir ve işlenir. Kayıplar ve modellere göre mamul ürün olur. Artık deri mont, ceket, pardesüdür."

 

"Deriler küçükbaş ve büyükbaş olmak üzere ikiye ayrılır. Küçükbaşta da en iyisi kuzu derisidir" diyen Küçük,  müşterilere kaliteli derileri sattıklarını söylüyor. Müşterilerin en çok talebinin fiyatın düşürülmesi yönünde olduğunu aktaran Küçük, "Derinin kimyevi maddeleri dolarla yurt dışından geliyor. Dolar arttıkça biz de fiyat arttırmak zorunda kalıyoruz. Dolar arttığı zaman hemen fiyat arttıramıyoruz tabi. Bu süreç 2, 3 ayı buluyor" dedi. Deriyi insanların 8, 10 yıl kullanabileceğinin altını çizen Küçük, insanların reklama para verdiğini, "Bak şu dükkanlar hepsinin ismi yabancı. Deri dericiden alınır. AVM'lerde adam bin çeşit mal satıyor. İçerisine bir, iki deri serpiştiriyor. Onu satmaya çalışıyor. Millet de kalitesinden habersiz onları alıyor. 'Deri mont mu, deri mont' diyor. Vinleks deri diye sattıkları ürün, aslında petrolden yapılmış kıyafeti alıyor. Kibriti çalsan, cayır cayır yanarlar. Öyle reklam cenderesi var ki. Binlerce reklamcı millete reklam yaparak, kalitesiz ürün satıyor. Marka dedikleri büyük firmalar insanları cendere altına alıyor. İnsanlar da sadece ismine bakarak alıyor. Asıl marka dediğin yıllarca bir işi yaparak olur" diye konuştu.

 

Dericilik mesleğinin Ahilik kültürü içerisinde uzun yıllar usta-çırak ve babadan oğulla ilişkisi içerisinde devam ettiğini belirten Küçük, babasından devraldığı mesleğini artık üçüncü kuşak olan oğullarının devam ettirdiğini söyledi. Anadolu'da esnaf ve sanatkar teşkilatı olan Ahiliğin Kurucusu olan Ahi Evran'ın mesleğinin de debbağlık (dericilik) olduğunu vurgulayan Küçük, şöyle devam etti:

 

"Deri tabaklama ve dericilik, insanlık tarihi kadar eski bir meslektir. Anadolu'da kurulan Ahilik teşkilatının kurucusu Ahi Evran, dericiliğin piridir. Ahi Evran, kendi mesleği olan dericiliğin dışında çok çeşitli mesleklerin de gelişmesine öncülük etmiştir. 1827'de Ankara'da faaliyet gösteren 40 debbağhane vardı. O dönemde Ankara'nın temel üretim dalı ve gelir kaynaklarının birincisi tiftik keçisi ve sofçuluk, ikincisi ise koyun, keçi ve büyükbaş hayvanların derilerinin işlenmesi işi olan dericilikti. Dericiler, yanlarında çok sayıda eleman çalıştıran, vergisini ödeyen esnaf ve sanatkardı. 1916'da büyük bir yangın oluyor ve buna bağlı olarak Ankara'da ekonomi geriliyor. Bundan da en çok dericilik mesleğini yapan debbağlar etkileniyor."

 

 Küçük ahilik kültürü hakkında şunları anlatıyor: " Ahilik, 13. Yüzyıldan 20. Yüzyıla dek Anadolu’da esnaf ve sanatkârlar birliklerine verilen bir addır.Bazı kaynaklara göre de bu dönemlerde Ankara’ya Ahi Cumhuriyeti denilmekte idi Ahilikte en önemli nokta önce sanat sahibi olacaksın. Sanat sahibi olmayan Ahi olamaz. Ahiliğin temelini babamdan da öğrendiğim gibi iyi ahlak-dürüstlük oluşturur. Cömert olacaksın, elin, kapın ve sofran açık olacak. Yine babamdan öğrendiğim ve bugün bile hiç aklımdan çıkarmadığım bir ahlak kuralı da ‘İtibar bitmez tükenmez bir hazinedir’. Sözüne sadık olacaksın. Borcuna sahip olacaksın, randevuna sahip olacaksın. Sabah iş yerini dua ile açacaksın. Ahilik geleneğinde tüm esnaf birbirine hayır diler. “Allahın bereketi üzerine olsun” der. Ahilik düzeninde hile yoktur. Müşteri kandırılmaz. Fakat günümüzde bunlar kalmadı. Avrupa pazarlama stratejileri adı altında 3 al bir öde, eskiyi getir yenisini al gibi farklı kampanyalarla müşteri kandırılıyor, aldatılıyor. Tüketici hakları, insan hakları, kooperatifçilik, kalite kontrol, yardımlaşma Ahilik kültüründe var. İnsanlığın sağlığı, huzuru ve refahı için ne lazımsa hepsi Ahilik kültüründe var. Ahilikte, çalışanın alın teri kurumadan emeğinin hakkını vermek var."

Tamer Arda ERŞİN

 

 

 
'Karekod uygulaması güvenilirliği artırdı'
 
Yabancı ziyaretçi sayısında zirve Rusların
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Man Adası belgelerinde kanun işlemiyor
ASMMO Başkanı Ali Şahin, sorunun 2006 yılında Kurumlar Vergisi Kanunu'nda ...
Rotamız; Kuruçay Köyü...
Doğa gezilerimizi sürdürürken  rotamızı Ankara- Çubuk- Kaletepe ve Kuruçay köyüne çevirdik.
Türkiye’de yeni bir sayfa açıldı
İYİ Parti Altındağ İlçe Başkanı Kadir Türkmen, yarın gerçekleşecek ilçe ...
 
Rotamız; Urumşah Yaylası ve Keçi Kalesi
Ülkemizin her bir yeri bir başka güzel ve her yerin bir hikâyesi var. ...
Sanatın ve sanatçının yanındayız
Hamitoğlu, “Sanatın her alanını, sanatçının her çalışmasını desteklememiz, ...
Vasiyeti Şehir 111.sayıya ulaştı
"Ey benim mektuplarıyla huzur bulduğum ve avunduğum kardeşim. Şehir’de ...
 
Hizan Kültür ve Sanat Günleri
Kültür Merkezi’ndeyiz… Halil İbrahim Özcan’ın yönettiği, Tülin Dursun ...
ABD’de Çağlayan’ın dosyası kapanmaz
CHP Amerika Temsilciliği, Halk Bankası eski Genel Müdür Yardımcısı Hakan ...
Hizan Kültür ve Sanat Günleri
Osmanlı döneminde Sivas Valiliği yapan Halil Rıfat Paşa’nın meşhur bir ...
 
ANAYURT GAZETESİ
YAZARLAR
Orhan SELEN
Orhan SELEN
Hazar beşlisi (1)
M. Yahya EFE
M. Yahya EFE
Atatürk’ün Türklüğü yüceltme politikası
Murat POLAT
Murat POLAT
Polis ve öğretmen 3600’ü bekliyor
Barışcan İĞREK
Barışcan İĞREK
Takım ruhu ve Hopf farkı
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA ANAYURT GAZETESİ
TWITTER'DA ANAYURT GAZETESİ
ARŞİV
Ana Sayfa Türkiye Dış Haberler Ekonomi Spor Magazin Kültür-Sanat Güncel-Dizi
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim KünyeReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva