Anayurt Gazetesi
SİYASET TÜRKİYE EKONOMİ DÜNYA SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Whatsapp İhbar Hattı
23 Nisan 2011 Cumartesi - 16:15

Din ve kuantum (33)

Dr. Masaru Emoto, müziğin suyun yapısı üzerindeki etkilerini fotoğraflarla kanıtlıyor.

Din ve kuantum (33)
Facebook'ta Paylaş Twitte'da Paylaş Google+'da Paylaş Haberi Yazdır Arkadaşına Gönder Metni küçült Metni büyüt

İki müzik hoparlörü arasına arı (saf) su koyarak bu suyu donduruyor ve bu işlem sırasında birkaç saat değişik müzikler çaldıktan sonra, donan suda oluşan kristal biçimlerinin fotoğraflarını çekiyor.

“İşte bu biçimler, çeşitli müzik parçalarının etkisiyle bu biçimi almışlardır” diyor.

Bu çalışması beklentileri doğrultusunda sonuç verince araştırmacı, müzikten başka düşüncelerin ve sözcüklerin de su kristalleri üzerinde etkisini inceleme karar vermiş. Özenle seçtiği, içleri su dolu cam şişelere dinletmiş. Ve aynı yapıdaki suyun, çeşitli sözcüklerin etkisiyle aldıkları biçimlerin de fotoğraflarını çekmiş.

Teşekkür, takdir içeren sözcük ve davranışları yaşamımız boyunca hem öğrenmeye, hem öğretmeye çalışırız, çok zaman da bunları duymanın beklentisi içine gireriz. Olumlu sözcüklerin teşvik edici yönünü kesinlikle bilmekteyiz ama bu sözcükleri karşımızdaki kişiye içtenlik ve sevgiyle ulaştırdığımızda, (söylediğimizde) o kişileri manevi bir ışığa kavuşturduğumuzu ve tüm hücreleri ile bir mücevher gibi ışımaya başladıklarını ise, yine Dr. Masaru Emoto’nun araştırmalarından öğreniyoruz.

Öfke, kin ve kızgınlıklarımızı yenmenin, yüksek düşüncelere yönelmenin, kendimizi bu yolda eğitmenin önemini de böylesine kapsamlı bir araştırma sonucu öğreniyoruz.

Ve adına “terbiye” dediğimiz, “nezaket” dediğimiz, hatta “sevgi” dediğimiz insansal yüce kavramların gerçekte, dünyanın deneylerle kanıtlanabilen bir gerçeği olduğunu da öğreniyoruz.”

Bu bilimsel araştırma bize, suyun müzikten, sözlerden ve düşüncelerden etkilendiğini bilimsel olarak kanıtlamış durumdadır.

Bu ne demektir? Yani suyun müzikten, sözden ve düşünceden etkilenmesi ne demektir?

Dünyamızda, bünyesinde su olmayan hiçbir madde, hiçbir canlı olmadığına göre müzikten, sözden ve düşünceden etkilenmeyen hiçbir varlık yok demektir. Hatta ben bir adım daha ileri giderek yalnız hücresel yapıya sahip olan varlıklar değil, atom ve atomsal yapıya sahip varlıklar da aynı şekilde müzik, söz ve düşüncelerden etkilendiğini söyleyeceğim. Öyle insanlar tanıyorum ki, evlerine yeni bir eşya aldıklarında (örneğin bir masa, koltuk gibi büyük boyutta eşyalar olduğu gibi bardak, sürahi, çatal, kaşık, hatta tuzluk, biberlik gibi küçük eşyalar da olabilir), bu insanların evlerine giren eşyaları sevdiklerini, onlara güzel ve tatlı sözler söylediklerini, okşadıklarını bilirim. Yakından tanıdığım bir dostum da, sırtındaki elbiselerini, ayağına giydiği ayakkabılarını çıkardığında onları sevip okşayarak yerlerine koyduğunu söylerdi. Elbiselerini, ayakkabılarını çıkardığında onlara teşekkür ederek yerlerine koyan bir insan. Ve bu dostumun yine her zaman söylediği bir söz vardır. “Üstüme bir elbise giydiğim zaman dostlarım yeni mi aldın güle güle giyin derler, oysa üstümdeki elbise en az 30 yıllık elbisedir” der. “Denemesi bedava” deneyin ve sonuçlarını hayretle görün.

Sudan başlamak üzere hücresel yapıya sahip her varlığa canlı, atomlardan oluşan maddelere de cansız varlıklar diyoruz. Acaba doğru mu? Atom ve hücreler arasında ve hücrenin özde birleştiğini, bir olduğunu göremiyor muyuz?

Atom ve Hücrenin Özde Bir Oluşu

Ne Demektir?

Atomu ve hücrenin özde bir oluşu fiziksel ve kimyasal yapılarıyla değil bu yapılardan yayınladıkları frekanslardır. Bu frekansların da işlev bakımından aynı işlevleri yapmaları yani özde bir olmalarıdır. Bizim görüşümüze göre atom ve hücrelerin yayınladıkları frekansların işlevsel farklılığı, etkinlik ve değişiklik farklılığıdır.

Atomdan yayınlanan frekanslar sabittir yani değişken değildir. Yalnız dışarıdan aldığı, alabildiği kendine uygun frekansları algılar ve onları muhafaza ederek aynen yayınlar. Örneğin bu algılanan, muhafaza edilen ve aynen yayınlanan frekanslar bizim o maddeye veya eşyaya gösterdiğimiz olumlu ve olumsuz duygularımız, düşüncelerimiz olur. Dikkat ediniz, bir eşyayı sevmediğiniz, onu istemediğiniz zaman o eşyanın ya kaybolduğunu veya çok kısa zaman içinde kırıldığını, bozulduğunu görürsünüz. Lütfen düşüncelerimden dolayı beni hurafelikle, yobazlıkla suçlarsanız, inanmıyorsanız deneyinizi yapınız.

Olumlu duygu ve düşüncelere sahip olduğumuzu, sevdiğimiz eşyaların da kolay kolay bozulmadığını, kırılmadığını göreceksiniz.

Örneğin, bazı bilimsel çevrelerce kabul edilmese de, bazı bilimsel deneylerde “nazar” denilen düşüncelerle bakılan, hiç dokunulmadığı halde, bir masanın üzerindeki bir bardağın, sürahinin, vazonun veya herhangi bir eşyanın kırıldığı, bozulduğu görülmüştür. Bu durumu bazı bilim çevreleri birçok açıklamalar yapmaya çalışmışlar ama bunların hiçbiri bilimsel ve inandırıcı olmamıştır.

Kısacası, atomsal yapıdan oluşan maddelerin atomları da duygu ve düşünceleri algılayabilmekte bu duygu ve düşünceleri muhafaza edip aynen yayınlamaktadır. Öyle olaylarla karşılaşılmıştır ki ve hatta bizzat sizler öyle olaylarla karşılaşmış olabilirsiniz ki bunlara bir anlam veremez ve hiçbir zaman bilimsel açıklama getirmemiş olabilirsiniz. Örneğin, bir dostunuz size bir şey hediye eder. Bu hediyeyi aldığınızda sevginizi ve memnuniyetinizi ifade etmişsinizdir. Ama kısa bir zaman sonra nedenini bilemediğiniz, açıklamasını yapamadığınız o eşyaya karşı sizde bir soğukluk, bir ilgisizlik ve daha da ileriye giderek söyleyeyim nefret değilse bile o eşyayı sevmeme gibi bir duygu ve düşüncenin içine girersiniz. Neden? Bunun başlıca iki nedeni vardır.

Birincisi, bizzat siz kendiniz yapı olarak olumsuz, duygu ve düşünceler içinde bulunan bir insansınızdır. Yayınladığınız bu olumsuz, negatif frekanslar karşınızdaki eşya ve eşyalar tarafından algılanır ve onlar tarafından aynen yayınlanır. Bu eşyalar tarafından sizden algılanıp yayınladıkları bu negatif frekanslar da sizin tarafınızdan algılanabilir ve siz o eşyalar arasında nedenini bilmediğiniz bir rahatsızlık, bir huzursuzluk duyarsınız.

İkincisi, size o eşyayı hediye getiren kişi o hediyeyi size istemeyerek, sevmeyerek vermiş olabilir, veya o eşyayı yapan kişi, usta onu yaparken birtakım olumsuz duygu ve düşünceler içindedir. Taşıdığı bütün olumsuz duygu ve düşünceler o eşya tarafından algılanmış olabilir.

Olabilir, çünkü bir sanatkar yaptığı eserin malzemesini, boyasını özellikle elleri ile karıştırarak yapıyorsa, o kişinin veya sanatkarın ellerinden o eserin malzemesi bütün duygu ve düşünceleri algılamakta, depo etmekte ve algıladığı frekans olarak da çevresine yayınlamaktadır.

Örneğin, bu durum ressamların yaptıkları resimler üzerinde tespit edilmiştir. Bu büyük ressamlardan Raphael, Michelangele ve Leonardo da Vinci gibi benzeri ressamların tabloları üzerinde yapılan incelemeler sonucu Leonardo da Vinci’nin tablosundan diğer ressamlara oranla daha kuvvetli bir biyomanyetik dalga yayınladığı tespit edilmiştir.

Sizlere bu hususta bir öneride bulunacağım. Bir resim veya bir sanat eseri karşısında duyduğunuz duyguları kontrol ediniz. O eser karşısında sevinç, heyecan, korku gibi benzeri duygular mı duyuyorsunuz. O eseri yapan sanatkarı bulunuz ve ondan bu eseri hangi duygular içinde yaptığınızı sorunuz. Size, sizin duyduğunuz duygulara yakın şeyler söyleyecektir. Çünkü ben bizzat aynı durumu yaşadım. Bir resim sergisini geziyordum. Hiç unutamıyorum, kırka kırk kare bir tablonun önünde çakıldım kaldım. Tablonun önünden ayrılamıyordum. Bir iki adım ayrılıyor tekrar dönerek o tablonun önünde dikiliyordum. Tablo, apstre denilen içinde figür olmayan kırmızı, sarı rengin egemen olduğu bir tabloydu. Salonun sonunda camlı bir bölmede serginin ressamı olduğunu tahmin ettiğim bir bey, bir bayanla oturuyordu. Odadan içeri girerek, ressama elimi uzatıp “Efendim sizi tebrik ederim, bütün tablolarınız güzel fakat şu tabloyu (elimle işaret ederek) ne zaman ve hangi duygular içinde yaptınız. Çünkü bu tabloda bir sevinç, bir mutluluk yayınlanıyor” dedim. Ressam da odada bulunan bayan da yüzüme şaşkın baktılar. Ressam şaşkınlıkla yüzüme bakarken, “Efendim, ben o tabloyu, çalıştığım dairede senelerdir beklediğim müdürlük terfimin geldiği, ve evime geldiğimde de, eşimin bir erkek çocuk doğurduğunu öğrendiğim zaman duyduğum duygular içinde iken yaptım” dedi ve orada bulunan bayanın da eşi olduğunu söyleyerek benimle tanıştırdı. Fakat bu olay nasıl oldu, bunun açıklamasını inanın hala yapamıyorum. Çünkü bu algılama olayı o anda ve aniden olan bir olaydır.

Devamı Yarın...

ÖNCEKİ HABER   SONRAKİ HABER
Hayvanlarda içgüdü (32)
 
Din ve kuantum (34)
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Son 24 saatte 73 can kaybı, bin 665 vakaTürkiye
Son 24 saatte 73 can kaybı, bin 665 vaka
Koca: İlave bir yasak düşünülmüyorTürkiye
Koca: İlave bir yasak düşünülmüyor
Açık cezaevlerindeki izin süreleri 2 ay daha uzatıldıTürkiye
Açık cezaevlerindeki izin süreleri 2 ay daha uzatıldı
'Sahte telefon uygulamasıyla dolandırıcılık' uyarısıTürkiye
'Sahte telefon uygulamasıyla dolandırıcılık' uyarısı
Meteorolojiden sağanak ve kuvvetli rüzgar uyarısıTürkiye
Meteorolojiden sağanak ve kuvvetli rüzgar uyarısı
Erdoğan, Moldova Cumhurbaşkanı ile görüştüSiyaset
Erdoğan, Moldova Cumhurbaşkanı ile görüştü
Fousseni Diabate resmen Trabzonspor'daSpor
Fousseni Diabate resmen Trabzonspor'da
Şentop: Pelosi’yi esefle kınıyorumSiyaset
Şentop: Pelosi’yi esefle kınıyorum
İbrahim Kalın'dan Pelosi'ye: Ön yargılı bir siyasetçiSiyaset
İbrahim Kalın'dan Pelosi'ye: Ön yargılı bir siyasetçi
Kılıçdaroğlu, Sarıbal ve Tanrıkulu'nu başdanışman olarak atadıSiyaset
Kılıçdaroğlu, Sarıbal ve Tanrıkulu'nu başdanışman olarak atadı
Anayurt Gazetesi
KünyeKünye İletişimİletişim ReklamReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri