Anayurt Gazetesi
SİYASET TÜRKİYE EKONOMİ DÜNYA SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Whatsapp İhbar Hattı
24 Nisan 2011 Pazar - 15:24

Din ve kuantum (34)

Parapsikoloji ile ilgili bir yazıda okumuştum. Çatlayan vazo, nerede, hangi yayında şu anda anımsayamıyorum.

Din ve kuantum (34)
Facebook'ta Paylaş Twitte'da Paylaş Google+'da Paylaş Haberi Yazdır Arkadaşına Gönder Metni küçült Metni büyüt

 Çatlayan Vazo

 

Parapsikoloji ile ilgili bir yazıda okumuştum. Çatlayan vazo, nerede, hangi yayında şu anda anımsayamıyorum. Fakat aklımda kaldığı kadarıyla yazmak istiyorum. Çünkü beni çok etkilemişti.

Adamın biri bir vazocu dükkanında, yüzlerce belki de binlerce vazo içinden bir vazoya, her nedense ve onu ne etkilediyse, görür görmez aşık olmuşcasına vuruluyor. Cebinde yeterli parası olmadığı halde üstünde başında ne varsa o vazoyu almak için veriyor ve kilometrelerce uzaktaki evine yürüyerek geliyor.

 

 

Büyük bir heyecanla aldığı vazoyu evine getirir getirmez, sevip okşayarak odasında görebileceği en güzel yere koyuyor. Öylesine ki, gece uykudan uyanıp kalkıp vazoyu sevip okşayarak yerine koyuyor. Bu öyle bir tutku halini alıyor ki, vazosundan bir an için uzaklaşmak istemiyor. Dışarı çıksa sırf vazosuna bir an önce kavuşmak için en kısa zamanda bitirip eve vazosuna koşuyor. Bu durumdan evdekiler bile artık rahatsız olmaya başlıyorlar fakat bu duruma da bir mana veremiyorlar. Bu durumun nedenini açıklayamıyorlar.

 

 

Hatırımda kaldığı kadarıyla bu kişi ordumuzda yüzbaşı rütbesinde ve İstanbul’da senelik iznini kullanmaktadır. Senelik izni bitip Doğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan vazifesinin başına dönmek zorunda kalıyor. İstanbul’dan ayrılmadan önce vazosunu kıtaya götüremeyeceği için onu korumak amacıyla kimsenin dokunamayacağı bir cam dolabın içine sağlam duracağı bir şekilde koyuyor ve dolabı da kilitliyor. Görevine başladığı kıtasında nasıl olduysa karargah içinde istemeyerek bir kavgaya karışıyor ve orada ağır bir şekilde yaralanıyor. Yüzbaşının ağır yaralandığı ve acı ile bağırdığı an da İstanbul’daki camlı dolabın içindeki vazo paramparça oluyor.

 

 

Bu satırları yazan kişi olarak benim bile zorlukla inandığım, inanmakta tereddüt ettiğim bir olay. Parapsikoloji bilimi o yazısında bu oluşuma bir açıklık getiremiyor. Biz de bu arada bu olaya bir açıklık getirmekten ziyade bazı varsayımlar ileri sürmekle yetineceğiz.

 

 

1. Bu vazoyu yapan sanatkar, bu vazoyu yaparken bütün sevgi duygusunu katarak yapmış olabilir mi?

 

 

2. Bu vazonun yapıldığı toprakla bu kişi arasında bir bağlantı olabilir mi?

 

Örneğin;

 

 

a) Vazonun yapıldığı toprak, bu kişinin çok sevdiği ölmüş bir kişinin toprağından olabilir mi?

 

 

b) Vazonun yapıldığı toprak, reenkarnasyona inanıyorsanız, bu kişinin bundan önceki yaşamındaki bedeninin karıştığı toprak olabilir mi?

 

 

c) Vazonun yapıldığı toprak, bu kişinin bundan önceki yaşamındaki çok sevdiği eşinin, çocuklarının, annesinin-babasının toprağı olabilir mi?

Şu anda aklıma gelen olasılıklar bunlar. Ama bunlar bir olasılıktan ileri gidemez ve şu andaki bilim düzeyi ile bilimsel olarak kabul edilemez. Belki ileride bilim gibi bu konuların içine girer, bu durumları bilimsel olarak açıklama durumuna getirilirse belki o zaman bilimsel olarak açıklanabilir.

Bu gibi konular üzerinde daha sağlıklı ve daha bilimsel akıl yürütebilmemiz için atomsal yapıya sahip maddelerin kendilerine etkileyen duygu, düşünce ve bedensel frekansları algıladıkları, bunları yapılarında depo ederek arşivlediklerini ve sonsuza dek yayınladıklarını düşünür ve kabul edersek bu ve benzeri olaylar üzerinde daha sağlıklı akıl yürütebiliriz. Ve bu gibi olaylardaki oluşumu daha doğru görmemiz mümkün olabilir.

 

 

BİLİM VE BİLİM ÇEVRELERİ

Bilim ve bilim çevrelerinden ricam, buraya kadar yazdıklarım ve bundan sonraki yazacaklarım hakkında “Bunlar savsata, hurafe, fizik ötesi ve bilim dışı şeyler” diyerek işin içinden çıkmamalarıdır. Çünkü bizim kabulümüze ve inancımıza göre fizik ötesi, bilim dışı denilen olaylar yoktur. Bugünkü fizik bilimi bugünkü düzeyi ile bazı oluşumları açıklayamamaktadır. Aynı zamanda bilim dışı denilen olay ve oluşumlar da yoktur, yalnız bugünkü bilim bu olay ve oluşumları bugün için bilimsel olarak açıklayabilecek düzeyde değildir.

 

Lütfen düşününüz, çok değil bundan yüz, ikiyüz sene önce bilim dışı, fizik ötesi dediğimiz birçok şey bugün bilimsel ve fiziksel olay ve oluşumlar olduklarını lütfen düşününüz. Bugün için fizik ötesi, bilim dışı denilen olaylar üzerinde yapılacak bilimsel araştırmalar sonucu bu olay ve oluşumların fiziksel ve bilimsel oldukları görülecektir.

Atom hakkında yaptığımız bu açıklamalara “Atomun sırrı” veya “Atomun gizli gücü” diyebilir miyiz, bilmiyorum.

 

 

Lütfen yazdıklarımızı ve yazacaklarımızı bu açıdan değerlendiriniz.

Atom ve madde üzerinde yaptığımız bu açıklamalardan sonra şimdi de hücreyi ele alalım. Zaten atomdan önceki yaptığımız açıklamaların çoğu hücre ve hücre yapısına dayanan açıklamalardır.

Aslında atomla hücreyi birbirinden ayırmadan, birlikte incelenmesi bizce daha doğru olur. Israrla belirttiğimiz gibi atom ve hücre işlev bakımından birbirinden ayırt edilemeyecek kadar iç içe bulunmaktadır. Bunun içindir ki, “Maddenin hücresi atomlar, canlıların atomları da hücrelerdir.” diyoruz.

 

 

Kitabımızda buraya kadar hücrelerin bitkilerde, hayvanlarda ve hayvanlarla insanlar arasındaki iletişim olayındaki etkinliğini birkaç örnekle vermeye çalıştık. Peki, hücrelerdeki bu etkinliğin nedeni nedir? Yani, hücrelerin ne gibi özellikleri ve yapısı bu iletişim olayında etkili olmaktadır?

 

 

Defalarca belirttik hücresel varlıkların yapısının ve özellikle insan yapısının %70 inin su olduğunu bilimsel olarak açıklanmaktadır. Demek ki iletişim oluşunda en etkin rol oynayan su dediğimiz varlıktır.

Peki, nasıl bir su yapısı bu iletişim olayında etkili olmaktadır? Yani su nasıl bir yapıya sahip olmalıdır ki, iletişim olayında da etkili olabilsin? Bu iletişim olayında etkin olan yalnız başına su mudur yoksa suya bu etkinliği kazandıran başka etkenler var mıdır?

 

 

Evet vücudumuzdaki su yapısının iletişim olayında etkin olmasında en büyük etkenlerin başında gelen duygu ve düşünsel yapımızdır. Bir insanın veya hayvanın duygu ve düşünsel yapısı ne kadar saf ve temiz ise algılama ve iletişim olayında da o kadar kuvvetli ve o kadar etkilidir. Özellikle bu durumu çocuklarda ve hayvanlarda çok açık bir şekilde görmekteyiz. Küçük çocuklar ve hayvanlar kendilerine gelecek kötülüğü yetişkin insanlara oranla daha çabuk algılarlar. Fakat çoğunlukla aciz, zayıf durumda olduklarından sezinledikleri kötülüklere karşı gelemezler. Genellikle yaptıkları mümkün olduğunca oradan kaçmak, uzaklaşmaktır. Dikkat ediniz 3-4 yaşlarında bir çocuk kendisine kötülük yapacak bir insanın kötü niyetlerini algılar ve ondan kaçmak kurtulmak ister, fakat kaçamayacağını anlayınca da kendisini kötülükten korumak için o kişiye sevimli görünmeye çalışır, ona gülümseme hareketlerinde bulunur.

 

 

Örneğin, hayvanlarda da bu algılama özelliği fazladır. Özellikle köpeklerde, kedilerde, kuşlarda ve atlarda bu algılama gücü oldukça fazladır. Örneğin, bir köpek kendisini seven, sevmeyen kendisinden korkan insanları çok çabuk algılar. Bir köpeği yirmi kişinin bulunduğu bir odaya koyunuz ve köpek o odada bulunan bütün insanları bakışlarıyla inceler, burnuyla onların duygu ve düşüncelerini yansıtan frekansları algılayarak değerlendirir. O kadar kalabalık insan arasında kendisini en çok seven insana gidip sürünür veya kuyruk sallar, buna karşılık kendisini sevmeyen veya korkan insana da nedense onu daha fazla korkutmak için saldırır gibi davranır.

 

Köpeğin bu saldırma hareketi o kişiye kötülük yapmak amacıyla değil, kendisinden korktuğu için onu daha da korkutmak ister. Av hayvanlarının kendilerini seven sahipleri daha eve gelmeden gelmek üzere olduklarını algılarlar ve derhal kapıya giderek sahibini karşılamak için hazırlık yapar. Eve gelen misafirler içinden kendisini sevenlere yakınlık gösterirken, kendisini sevmeyenlere yaklaşmaz tam aksine ondan uzak durmaya çalışır. Lütfen bu gibi durumlara dikkat ediniz, gözlemleyiniz.

 

Devamı Yarın...

ÖNCEKİ HABER   SONRAKİ HABER
Din ve kuantum (33)
 
Düşüncelerimiz (35)
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
TÜVTÜRK'ten 'randevu ücreti' taleplerine karşı uyarıTürkiye
TÜVTÜRK'ten 'randevu ücreti' taleplerine karşı uyarı
'Teknofest'te katılım arttı'Türkiye
'Teknofest'te katılım arttı'
Mehmetçiğe kesintisiz atış imkanıTürkiye
Mehmetçiğe kesintisiz atış imkanı
Sığ sularda mahsur kalan balina sayısı 470’e çıktıDünya
Sığ sularda mahsur kalan balina sayısı 470’e çıktı
'Tüm ülkeler aşı için eşit erişime sahip olmalı'Dünya
'Tüm ülkeler aşı için eşit erişime sahip olmalı'
Dolarda yeni zirve: 7,67Ekonomi
Dolarda yeni zirve: 7,67
Bolsonaro: Salgını medya manipüle ettiDünya
Bolsonaro: Salgını medya manipüle etti
'İsrail'in askeri üstünlüğüne destek' toplantısıDünya
'İsrail'in askeri üstünlüğüne destek' toplantısı
Bergüzar Korel 16 ay sonra sahnedeMagazin
Bergüzar Korel 16 ay sonra sahnede
Gül Sunal’dan nostaljik Ali Sunal paylaşımıMagazin
Gül Sunal’dan nostaljik Ali Sunal paylaşımı
Anayurt Gazetesi
KünyeKünye İletişimİletişim ReklamReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri