Anayurt Gazetesi
SİYASET TÜRKİYE EKONOMİ DÜNYA SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Whatsapp İhbar Hattı
25 Nisan 2011 Pazartesi - 14:36

Düşüncelerimiz (35)

Yetişkin insanlarda iletişim olayını olumlu ve olumsuz etkileyen en büyük etken veya etkenler nelerdir?

Düşüncelerimiz (35)
Facebook'ta Paylaş Twitte'da Paylaş Google+'da Paylaş Haberi Yazdır Arkadaşına Gönder Metni küçült Metni büyüt

İnsanlardaki olumlu duygu ve düşünceler olumlu, olumsuz duygu ve düşünceler de iletişim olayına olumsuz şekilde etkilerler. Çünkü, olumlu duygu ve düşünceler içimizdeki suyu arındırır, temizler, arınmış , temizlenmiş su molekülleri de algılama ve iletişim olayını daha etkin bir şekilde yapar. Olumsuz duygu ve düşünceler ise vücudumuzdaki su moleküllerini olumsuz etkiler, bir başka deyişle su moleküllerinin arılığını, temizliğini bozarak onları kirletir. Kirlenen moleküller de algılama ve iletişim olayını etkili bir şekilde yapamaz.

Duygu ve düşüncelerimiz iki taraflı yani olumlu ve olumsuz güce ve etkinliğe sahiptir. Duygu ve düşüncelerimiz olumlu ise iş gücümüz yani psikolojik gücümüzün etkinliği artar. Yok duygu ve düşüncelerimiz olumsuz ise psikolojik gücümüz etkisiz hale hatta zararlı hale dönüşür.

Adına ister psikoloji deyin, ister iç güç deyin, bunları olumlu ve olumsuz veya faydalı ve zararlı hallere dönüştürüp etkin hale getiren duygu ve düşüncelerimizdir. Daha doğrusu duygu ve düşüncelerimizle yayınladığımız frekansların, duygu ve düşüncelerimizin olumlu ve olumsuz durumlarına göre oluşturduğu etkinliklerdir.

Duygu ve düşüncelerimiz iç yapımızı nasıl etkilemektedir?

Bunu bilgiç bir havayla benim açıklamama gerek yok, günlük yaşamınızda sizler bu gibi olayları, oluşumları defalarca yaşadınız ve yaşıyorsunuz. Örneğin, kızdığınızda, sinirlendiğinizde, sevindiğinizde, utandığınızda bu ve buna benzer duygular, düşünceler içinde olduğunuzda vücudunuzda, iç yapınızda meydana gelen değişimleri kimbilir kaç kez yaşadınız. Şimdi sizlere basit bir uygulama önereceğim. Bu uygulamayı yapın ve bedeninizde oluşan değişimleri değerlendirin. Şu anda oturduğunuz veya bulunduğunuz durumda, yaşamınızda olmasa bile, nefret ettiğiniz, kızdığınız, kıskandığınız, kin ve nefret duyduğunuz kısacası hiç sevmediğiniz bir insanı düşünün. Beyninizde, kalbinizde ve bedeninizde meydana gelen değişimlere dikkat edin. İçinizde kin ve nefret duygusunun arttığını bununla birlikte kalp atışlarınızın, kan dolaşımınızın değiştiğini fark edeceksiniz. Bu neden ve nasıl olmaktadır?

Şimdi de tam aksini düşünün. Yani, çok sevdiğiniz, özlediğiniz, burnunuzda tüten bir insanı düşünün, bedeninizde meydana gelen değişime dikkat edin. Eğer bir de bu sevgi duygusu içine seksi duygu ve düşünceler de katarak yaparsanız, bedeninizdeki hareketliliğe ve değişimin neler olduğunu belki de defalarca gördünüz, yaşadınız. Her iki olayda da karşımızda bizi tahrik eden bir obje olmadığı halde sırf duygu ve düşüncelerimizle bedenimizde meydana gelen değişimler nasıl ve neden olmaktadır?

Bundan önce de defalarca açıkladığımız gibi, bütün varlıkların bedensel yapısının en az %50 ile %80’ini su oluşturduğunu biliyoruz. Ortalama insan yapısının %70’i sudan oluşmaktadır. Su molekülleri kendine gelen manyetik, biyomanyetik veya frekansları algılamakta onları depo edip arşivleyerek sonsuza dek koruma ve yayınlama özelliğine, yapısına sahip bulunmaktadır.

Bilimsel olarak duygu ve düşüncelerimizin bir saniyenin dörtte birinden daha kısa bir zamanda yani 13 salisede kan hücrelerimizi etkilediğini bilirsek, duygu ve düşüncelerimizle bedenimiz üzerinde ne kadar etkili olduğumuzu ve olabileceğimizi daha iyi anlarız. Kin, nefret, sevgi gibi benzeri duygu ve düşüncelerimizin beden yapımız üzerindeki etkinliğini açıklamıştık. Bu etkileme olayının vücudumuzu oluşturan, kan veya su gibi sıvılarla olduğunu hiçbir zaman dikkatimizden uzak tutmayalım. Vücudumuzu oluşturan sıvılar, duygu ve düşüncelerimizi algılayarak bunları hücresel yapısı içinde depolayıp, arşivlemekte ve algıladığı bu duygu ve düşünceleri de dışarıya aynen, ona uygun yani onu yansıtan frekanslarla dışarı yayınlamaktadır. Bu frekanslar da, yansıttığı duygu ve düşüncelerin çevresinde etkili olmasını sağlamaktadır. Yani duygu ve düşüncelerimiz yalnızca bedenimiz üzerinde değil, çevresinde de etkili olmaktadır.

Duygu ve düşüncelerimiz beden yapımıza ve çevremize genel olarak üç şekilde etki etmektedir.

1. Dışa dönük etkileme

2. İçe dönük etkileme

3. Hem içe hem dışa dönük etkileme

Şimdi bunları sırasıyla anlatmaya çalışalım.

1. Dışa Dönük Etkileme:

Bunun en yaygın ve en bilineni Nazar denilen olaydır. Bir insan bir insana nazar değdirme amacıyla baktığında, bu amacını duygu ve düşünceleriyle o kişiye frekans şeklinde veya biyomanyetik dalga şeklinde gönderir. Gönderilen kişi nazar olayına inanmayan bir kişi ise duygu ve düşünceleriyle gönderilen frekanslara karşı tepki gösterir ve bu nazar frekanslarını kabul etmez ama orada bulunan bir başkası nazara çok inanan bir kimse ise başkasına yöneltilmiş de olsa, o nazar frekanslarını bir paratoner, bir mıknatıs gibi kendi üzerine çeker.

Bu itme ve çekme olayı nasıl olmaktadır?

Parapsikoloji bilimince de tespit edilen insan yapısında çok kuvvetli bir özellik vardır. Bu özellik, beden yapımızdan yayınladığımız frekansların bizim çevremizde bir çember, bir halka oluşturmasıdır. Aslında biz insanlar kendi vücudumuzdan yayınladığımız ve kendi vücudumuz etrafında oluşturduğumuz biyomanyetik bir çemberin içinde yaşamaktayız. Tıpkı bir ipek böceğinin kendi etrafında ördüğü bir kozanın içinde yaşaması gibi.

Bu çembere parapsikoloji biliminde AURA denilmektedir. Bu aura yaklaşık 100 trilyon hücreden oluşan beden yapımız tarafından yayınlanan frekanslar, aynı zamanda bizim o anda içinde bulunduğumuz duygu ve düşüncelerimizi de yansıtan, taşıyan frekanslardır. Bir insan bir düşüncede ne kadar kuvvetli, inançlı ise çevresinde oluşan aura frekansları da o derece kuvvetli, sağlam ve sıkı frekanslardır. Bir insan ne kadar kararsız, fikirsiz, değişken, zayıf düşünceler içinde ise o insanın aurası da zayıf, seyrek, boşluklarla dolu bir çember oluşturur.

Dışarıdan bize yöneltilen düşünceler olumlu ve olumsuz oluşlarına göre frekans şeklinde bize gelir. Eğer o anda bizim kendi aura çemberimiz olumlu düşüncelerimizin frekanslarından oluşmuş durumda ise bize gönderilen frekanslarla uyuşur ve onları üzerine çeker. Biz eğer bize yöneltilen düşüncelerin frekansları ile ters düşünce içinde isek o frekanslara karşı ters frekans yayınlayacağımızdan, bizim frekanslarımız üzerine gelen frekansları iter.

Kısacası biz, hangi duygu ve düşünceler içinde isek, üzerimize gönderilen veya bize gönderilmediği halde etrafımızda dolaşan frekansların içinden olumlu duygu ve düşünceler içinde isek, olumlu duygu ve düşünceleri yansıtan frekansları çekeriz. Yok biz olumsuz duygu ve düşünceler içinde isek, bize gönderilsin veya gönderilmesin, yani bizimle ilgili olsun veya olmasın çevremizdeki olumsuz duygu ve düşünceleri bir paratoner gibi, bir mıknatıs gibi üzerimize çekeriz.

Bir başka deyişle çevremizde dolaşan olumlu duygu ve düşünceleri olumlu duygu ve düşüncelerimizle, olumsuz duygu ve düşünceleri olumsuz duygu ve düşüncelerimizle özleştirip üzerimize çekmekteyiz.

İyiliği de, kötülüğü de üzerimize çeken bizzat kendimiziz. Bu durumda neden iyilikleri kendimizden, kötülükleri başkasından biliyor, başkalarını suçluyoruz. İyiliğin de kötülüğün de bizden kaynaklandığını bir türlü kabul edemiyoruz.

“Her insan kaderini kendisi yaratır” diye bir inanç ve bir düşünce vardır. Kader dediğimiz bu olabilir mi? Bilemiyorum.

Otobüste Bir Bayan Yolcu

Duygu ve düşüncelerimizin dışa dönük uygulamasına bir örnek daha vermek istiyorum.

“Düşüncelerimiz ve Hayatımız”la ilgili bir konferans veriyordum. Konferansta düşüncelerimizin bedenimiz ve hayatımız üzerindeki etkinlikleri, burada da yazdığım gibi, örneklerle anlattım. Konferansın sonunda genç bir bayan dinleyicim söz alarak “Efendim izin verirseniz, bu anlattıklarınıza uygun olan yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum” deyince lütfen analtın dedim ve yaşadığı şu olayı anlattı.

Devamı Yarın...

ÖNCEKİ HABER   SONRAKİ HABER
Din ve kuantum (34)
 
Düşüncelerimiz (36)
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
TÜVTÜRK'ten 'randevu ücreti' taleplerine karşı uyarıTürkiye
TÜVTÜRK'ten 'randevu ücreti' taleplerine karşı uyarı
'Teknofest'te katılım arttı'Türkiye
'Teknofest'te katılım arttı'
Mehmetçiğe kesintisiz atış imkanıTürkiye
Mehmetçiğe kesintisiz atış imkanı
Sığ sularda mahsur kalan balina sayısı 470’e çıktıDünya
Sığ sularda mahsur kalan balina sayısı 470’e çıktı
'Tüm ülkeler aşı için eşit erişime sahip olmalı'Dünya
'Tüm ülkeler aşı için eşit erişime sahip olmalı'
Dolarda yeni zirve: 7,67Ekonomi
Dolarda yeni zirve: 7,67
Bolsonaro: Salgını medya manipüle ettiDünya
Bolsonaro: Salgını medya manipüle etti
'İsrail'in askeri üstünlüğüne destek' toplantısıDünya
'İsrail'in askeri üstünlüğüne destek' toplantısı
Bergüzar Korel 16 ay sonra sahnedeMagazin
Bergüzar Korel 16 ay sonra sahnede
Gül Sunal’dan nostaljik Ali Sunal paylaşımıMagazin
Gül Sunal’dan nostaljik Ali Sunal paylaşımı
Anayurt Gazetesi
KünyeKünye İletişimİletişim ReklamReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri