Anayurt Gazetesi
SİYASET TÜRKİYE EKONOMİ DÜNYA SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Whatsapp İhbar Hattı
26 Nisan 2011 Salı - 15:31

Düşüncelerimiz (36)

Mesai sonunda işyerimden çıkmış evime gitmek için belediye otobüsüne bindim...

Düşüncelerimiz (36)
Facebook'ta Paylaş Twitte'da Paylaş Google+'da Paylaş Haberi Yazdır Arkadaşına Gönder Metni küçült Metni büyüt

“Mesai sonunda işyerimden çıkmış evime gitmek için belediye otobüsüne bindim. Otobüse ön kapıdan girip hemen kapının yanındaki iki kişilik koltuğun cam tarafına oturdum. Biraz sonra yanıma bir erkek yolcu bindi. Öylesine kibar, centilmen bir insandı ki beni rahatsız etmemek için koltuğun ucuna oturdu. Ben içimden anlatamayacağım bir iç huzuru ve güven duygusu duydum.

Bu iç huzur içinde başımı otobüsün camına dayadım. Bu durumda içim geçmiş, huzur içinde gözlerim kapalı başım cama dayalı oturuyordum. Ne oldu bilemiyorum, bana dokunan, beni rahatsız eden, laf atan olmadığı halde birden bire içimden gelen bir ürpertiyle uyandım. Yanıma baktığımda, o efendi kibar adam inmiş, onun yerine hiç de iyi niyetli olmayan bakışlarla bana bakan bir adamla karşılaştım. Adam bana laf atmadığı, bana dokunup rahatsız etmediği halde o kişinin yanımda oturmasından öyle rahatsız oldum ki, ineceğim durağa gelmeden iki durak önce inerek, evime kadar yürümek zorunda kaldım” dedi.

Burada olan olay nedir? Bayan neden rahatsız oldu?

Burada olan olay, kadının iyi niyetli adamın olumlu duygu ve düşünceleriyle yayınladığı olumlu frekansları algılaması ve bu frekansların kendisine verdiği rahatlatıcı etkisiyle kendisini güvende hissederek huzur duygusu içinde gevşemesi. Bu huzur ve gevşeme duygusu kadının aura çemberinde de gevşemeye, zayıflamaya ve boşluk diyebileceğimiz durumun oluşmasına neden oldu. İyi niyetli olmayan adamın olumsuz duygu ve düşüncelerini yansıtan frekansları, o andaki gevşemiş, rehavet içinde bulunduğu hanımın zayıf anından faydalanarak aura çemberini aşarak hanımı rahatsız edecek derecede etkili oldu. İnanıyorum ki eğer hanımefendi, kibar adamın yayınladığı olumlu frekansların etkisi altında kalmayıp, kendi duygu ve düşüncelerine egemen olsaydı, çevresindeki aura çemberi de güçlü olacak ve art niyetli kişinin hanıma yönelttiği frekanslar, hanımın aura çemberini geçip hanımı rahatsız edemeyecekti.

Demek ki bu gibi olumsuz duygu ve düşüncelerden olumsuz şekilde etkilenmemek için her zaman uyanık, dikkatli ve kendi duygu ve düşüncelerimizin egemenliği altında yaşamalıyız.

Bir başka deyişle olumlu düşüncelerimiz bizim çevremizdeki auramızı bir zırh bir kale gibi bizi dışarıdan gelecek olumsuzluklardan korumaktadır, koruma görevi yapmaktadır.

Israrla tekrar ediyorum, duygu ve düşüncelerimizle yayınladığımız frekanslarımız kendine uygun frekansları üzerine çekip onlarla bütünleşip, özdeşleşirler. Daha açık bir deyimle olumlu duygu ve düşüncelerimiz olumlu duygu ve düşüncelerle, olumsuz duygu ve düşüncelerimiz olumsuz duygu ve düşüncelerle birleşip, özdeşleşirler. Türkü şeklinde de söylenilen fakat büyük bir hakikati ortaya koyan bir söz vardır. “Kendim ettim kendim buldum” der.

Başınıza kötü bir şeyler geldiği zaman lütfen hemen kendiniz dışındaki kişileri suçlamayın, başınıza gelen bu olumsuzluklarda kendi payınızı da düşünün. İçinde bulunduğunuz olumsuz duygu ve düşüncelerinizi bir değerlendirin.

Fransa’da Bir Deney

Hatırımda kaldığı kadarıyla, fakat ne yazık ki kaynağını tam hatırlayamadığım, Fransa’da yapılan bir bilimsel nitelikli bir araştırmadan söz etmek istiyorum.

Fransa’da kırk kişilik bir otobüse birbirini tanımayan, ayrı meslek, ayrı alışkanlıklara sahip kırk insanı hayatlarında hiç gitmedikleri, görmedikleri bir kasabaya götürüp serbest bırakıyorlar. Tıpkı turistik gezilerde turistlere özel serbest saatler verildiği gibi. Fakat her bir kişiyi onlara belli etmeden takip edilip gözleniyorlar. Hayret edilecek kısa bir zaman içinde herkesin kendi mizaç, kendi karakterindeki insanlarla hemen buluşup kaynaştığını görüyorlar. Aynı sorunlar içinde bulunanlar aynı sorunlar içinde olanlarla, aynı hastalıkta olanlar aynı hastalıktaki kişilerle, aynı duygu ve düşüncedeki insanların aynı duygu ve düşüncedeki insanlarla, o tanımadıkları, bilmedikleri toplum içinde en kısa zamanda buluştukları, kaynaştıklarını hayretler içinde gözlemlemişler. Öylesine ki, çok çarpıcı bir örnek de veriliyor. Fransız cemiyetini bile bilemediği esrarcılarla esrarcının buluşmasını hayretler içinde tespit etmişler.

Bilmiyorum ne demek istediğimi yeterince anlatabildim mi?

2. İçe Dönük Düşüncelerimiz

Bilerek veya bilmeyerek duygu ve düşüncelerimizle hem dış çevremize hem de kendi iç yapımızda yaptığımız olumlu ve olumsuz etkilerin farkında değiliz. En büyük yanlışımız, öncelikle, duygu ve düşüncelerimizle içimize ve dışımıza yönelik yayınladığımız frekansların varlığının farkında olmayışımız ve hatta böyle bir şeyin varlığını kabul etmeyişimizdir.

Eğer, içe yönelik duygu ve düşüncelerimizle iç yapımızda, dışa yönelik duygu ve düşüncelerimizle dış çevremiz üzerinde yaptığımız olumlu ve olumsuz etkilerin varlığını bilinçli bir şekilde kabul etsek, inanın bana birçok sorunlarımızı kendimiz çözeceğiz.

İçe dönük duygu ve düşüncelerimizin öncelikle beden yapımız üzerindeki etkisinden birkaç örnek verelim. Sizden ricam burada vereceğim birkaç örnek üzerinde düşünmenizdir. Çünkü, bu ve buna benzer olayları yaşamınızda görmüş, şahit olmuş ve bizzat yaşamış olabilirsiniz.

İki kız arkadaş oturmuşlar sohbet ediyorlar ve bu arada da kahvelerini yudumluyorlar. Kahvelerini içip bitirdikten sonra ev sahibi kız, misafir arkadaşlarına “Sen benim sevgilimi, sevdiğim erkeği kandırıp elimden aldın ben de bunun için kahvene zehir koydum seni zehirledim” diyor. Korkuya kapılan misafir kız biraz sonra tam anlamıyla zehirlenme belirtileri göstermeye başlıyor. Oturduğu koltuktan yere düşerek kıvranmaya, debelenmeye başlıyor ve tam anlamıyla zehirlenmenin bütün fiziksel belirtilerini göstermeye başlıyor.

Ev sahibi kız gülümseyerek arkadaşına “şaka yapma Allah’ını seversen ben sana şaka yaptım, kahvedeki zehiri şaka olarak söyledim” dese de, arkadaşındaki zehirlenme belirtileri gittikçe artıyor. Bunun üzerine paniğe kapılan arkadaşı çevresinden yardım çağırarak arkadaşını hastaneye yetiştiriyorlar. Hastanede de kızın midesi yıkanıyor ve sözde zehirlenme olayından kurtarılıyor.

Hastaneye götürülüp midesi yıkanmasaydı gerçekte de zehirlenip ölür müydü bilmiyorum. Ama bu genç kızın veya herhangi bir başkasının çok kuvvetli bir şekilde inançla zehirlendiğine inandıysa, içtiği o kahveyi inancıyla zehire dönüştürerek, gerçekten de zehirlenme olasılığı mümkündü.

Yakından tanıdığım ve her zaman rahmetle andığım değerli büyüğümüz Prof. Dr. İsmail Hakkı Akyüz bir sohbetimiz sırasında unutamadığım şu anısını anlattı.

“Fransa’ya gittiğimde Nobel armağanı kazanmış olan aynı zamanda büyük bir tıp bilim adamı olan Alexis Carrel’le sohbet ediyorduk. Bir aralık bana “sizin dilinizde adeta ata sözü özelliğini kazanmış bir sözünüz vardır. 'Bir insana kırk gün ne derseniz o olur. Yani bir insana kırk gün deli derseniz o insan kırk günde deli olur' anlamında bir söz söylüyorsunuz. Merak ettim neden 39 gün veya 41 gün değil de 40 gün. Bunu öğrenmek için laboratuarımda bir hücre topluluğuna zehir verdim ve kendi halinde bıraktım. Zehirlediğim bu hücreleri her gün kontrol ettim, onları gözlemledim. İnanın, ne 39 gün ne 41 gün tam 40 gün sonra hücrelerin bünyelerindeki zehirden kendilerini kurtardıklarını gördüm” diyor. “Yani sizin belki söz olarak söyleyip geçtiğiniz 40 gün sözünü bir söz gelişi olmadığını onun bir bilimsel söz olduğunu laboratuarda yaptığım deneylerle gördüm” diyor.

Lütfen bu durumu dikkatimizden ve aklımızdan çıkarmayalım.

Tek hücreli varlıktan çok hücreli varlıklara, insanoğlu başta olmak üzere hücrelerin iç yapısını, iç özelliklerini iyi bilelim ve onları iyi tanıyalım. Her hücrenin kendi yapısına göre bir içgüdüsü bulunmaktadır. Hücreler bu içgüdülerine göre davranırlar, hareket ederler. Gözle görünemeyecek küçüklükteki canlılar nasıl kendilerine özgü içgüdüsel yapılarıyla hareket ediyorlarsa, bizim yapımızı oluşturan 100 trilyona yaklaşık hücre yapımız da kendi içgüdülerine göre hareket etmektedirler.

 Bizim vücudumuzu oluşturan 200 den fazla değişik hücre yapısı bulunmaktadır. Örneğin, her organımızı oluşturan ve her organımızın işleyişine göre uygun hücre yapımız vardır. Örneğin, beyin hücrelerimizin görev ve istekleri değişik, kalbimizin, gözlerimizin, bağırsak ve böbreklerimizin, kısacası her organımızın hücre yapısı ve bu hücrelerin işlevleri, göreceği göreve göre içgüdülere sahiptir.

Peki, bu değişik hücrelerin kendi işlev ve görevlerine göre işleyen bu içgüdüleri, onarla nasıl ve nereden gelmektedir? Hücrelerdeki bu içgüdüsel işlevlerini harekete geçiren nedir?

Devamı Yarın...

ÖNCEKİ HABER   SONRAKİ HABER
Düşüncelerimiz (35)
 
Hücre Yapımız ve Düşüncelerimiz (37)
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
TÜVTÜRK'ten 'randevu ücreti' taleplerine karşı uyarıTürkiye
TÜVTÜRK'ten 'randevu ücreti' taleplerine karşı uyarı
'Teknofest'te katılım arttı'Türkiye
'Teknofest'te katılım arttı'
Mehmetçiğe kesintisiz atış imkanıTürkiye
Mehmetçiğe kesintisiz atış imkanı
Sığ sularda mahsur kalan balina sayısı 470’e çıktıDünya
Sığ sularda mahsur kalan balina sayısı 470’e çıktı
'Tüm ülkeler aşı için eşit erişime sahip olmalı'Dünya
'Tüm ülkeler aşı için eşit erişime sahip olmalı'
Dolarda yeni zirve: 7,67Ekonomi
Dolarda yeni zirve: 7,67
Bolsonaro: Salgını medya manipüle ettiDünya
Bolsonaro: Salgını medya manipüle etti
'İsrail'in askeri üstünlüğüne destek' toplantısıDünya
'İsrail'in askeri üstünlüğüne destek' toplantısı
Bergüzar Korel 16 ay sonra sahnedeMagazin
Bergüzar Korel 16 ay sonra sahnede
Gül Sunal’dan nostaljik Ali Sunal paylaşımıMagazin
Gül Sunal’dan nostaljik Ali Sunal paylaşımı
Anayurt Gazetesi
KünyeKünye İletişimİletişim ReklamReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri