Anayurt Gazetesi
  • Dolar
    5,7971
    Dolar
  • Euro
    6,4953
    Euro
  • Altın
    277,611
    Altın
  • Bist-100
    98.415,34
    Bist-100
  • ADANA
    17/29°
    ADANA
  • ANKARA
    9/22°
    ANKARA
  • ANTALYA
    15/27°
    ANTALYA
  • BURSA
    16/24°
    BURSA
  • ISTANBUL
    13/22°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    17/25°
    IZMIR
  • KONYA
    9/21°
    KONYA
Facebook Twitter Linkedin
Whatsapp İhbar Hattı
ANA SAYFA TÜRKİYE DIŞ HABERLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT GÜNCEL-DİZİ DİĞER FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Nuri Pakdil vefat etti
Nuri Pakdil vefat etti
Maaşları 17 yılda 21 kat arttı
Maaşları 17 yılda 21 kat arttı
Türkiye talip oldu
Türkiye talip oldu
Çin iletişim uydusu fırlattı
Çin iletişim uydusu fırlattı
HABERLER>GÜNCEL-DİZİ
6 Mayıs 2011 Cuma - 11:29

Haksız kazanç: Haram (46)

Bu tanımlamaları ve oluşumları biraz daha açalım. Teknolojik uygulamalarla atomlar arasında atom alış verişinden elektrik elde edilmektedir.

Haksız kazanç: Haram (46)

 Bu elektriğin çevresine yayınladığı titreşim, frekans olayına da elektromanyetik dalga veya yalnızca manyetik dalga denilmektedir. Beden yapımızdaki atomların birbiriyle elektron alışverişinden oluşan olaya bioenerji, bioelektrik akımı, bu bioelektro akımının çevresine yayınladığı titreşim veya frekans olayına da bioelektromanyetik dalga denilmektedir. İşlev bakımından ikisi de aynı yapıya sahip bulunmaktadır. Teknolojik yollarla elde ettiğimiz elektriği değişik elektronik aletlerle değişik işlemlerde kullanmaktayız.

Örneğin, elektrik ampullerinde ışık, ütüde ve fırında ısı, radyoda ses, televizyonda görüntüye, vantilatör gibi bazı aletlerde hareket ve benzeri oluşumlara dönüştürerek kullanmaktayız. Beden yapımızda oluşan bioelektromanyetik dalgaları da düşüncelerimizle, düşüncelerimize uygun işlevlere dönüştürerek kullanmaktayız. Duygu ve hislerimizin merkezi kalbimiz, düşüncelerimizin merkezi olan beynimiz, elektriği değişik işlemlere dönüştüren aparat işlevini görmektedir. Kalbimizin ve beynimizin bu etkileşim olayını çok açık bir şekilde bizzat kendi yaşamımızda ve kendi beden yapımız üzerinde de görebiliriz.

Örneğin, heyecanlandığımız, korktuğumuz, sevindiğimiz, kızdığımız gibi benzeri durumlarda beden yapımızdaki değişimlere dikkat ediniz. Kalp ve beyin yapımızdan yayınlanan frekanslar öylesine birbiriyle iç içedir ki bunlardan hangisinin öncelikli olduğunun ayrımını yapmak oldukça zordur. Kalp ve beyin merkezlerinin etkinlik olayında kimi çevreler kalp yapısına, kimi çevreler de beyin yapısına öncelik tanımaktadır.

İsterseniz böylesine tartışmalı bir girdabın içine girmeden ve bu ikili arasında ayrım yapmadan ikisini birlikte ele alalım ve açıklamalarımızı öyle yapalım. Şimdi, olayların ve davranışlarımızın kalp ve beynimiz ile birlikte bedenimiz üzerindeki etkisini görelim. Bir insan, hukuka, toplumun anlayışına, dini ve sosyal inanışlarına, doğa kanunlarının doğal yapısına ters, aykırı bir iş yaptığı bir suç işlediği zaman, yaptı bu işi hiçbir kimse duymasa, görmese ve bilmese bile insanın kendi iç yapısındaki doğal yapısı, bu ters ve aykırı işlemi algılar ve ona göre tepki verir. Bu tepki sonucu, bedenin yapısından doğal olarak kaynaklanan ve yayınlanan frekansı değişime uğrar. Tıpkı, duygulandığımız, heyecanlandığımız, korktuğumuz zamanlar bu duygulanmaları algılayan ve ona cevap veren beden yapımızda kalp atışlarımızın değişmesi gibi. Kısacası, doğanın doğal kanunlarına, doğanın yapısına ters düşen her bir işlemi, beden yapımızı oluşturan hücre yapımız algılar ve ona tepki olarak da frekans yayını değişir, değişime uğrar.

Doğa yapısına uygun işler yaptığımız zaman da kalp ve beynimizde büyük bir rahatlama ve huzur duygusu duyar, huzur içinde oluruz. Bunlar bizim kontrolümüz dışında doğal olarak oluşan işlemlerdir. Tıpkı kalp ve nabız atışlarımızın, kan dolaşımımızın bizim kontrolümüz dışında olması gibi. Doğanın doğal yapısına ve kanunlarına uymayan her işlemin olumsuz etkileri sıklaştığı ve çoğaldığında, yapımızı oluşturan hücrelerimizin doğal yapısı üzerinde öylesine olumsuz etkileri oluşur ki, hücrelerin doğal özelliği ve etkinliği zayıflar, hatta tamamen değişime uğrar. Hücrelerinin iç yapısı değişime uğramış insanlarda normal bir düşünce ve normal bir davranış göremezsiniz. Yani düşünce ve davranış bozuklukları dediğimiz olaylar ortaya çıkar.

Bu durumdaki insanlar tarafından yayınlanan frekanslar da çevresinde oldukça etkin olabilmektedir. Örneğin, hırsızlığın ve cinsel sapkınlıkların hiç olmadığı bir toplum düşünün. O toplumun içine bir hırsız veya cinsel bakımdan sapkınlıkları olan birisi katılsın, fakat bunlar o topluluk içinde hiçbir zaman hırsızlık veya sapkınlık içinde bulunmasınlar. Ne olur biliyor musunuz? Bu insanların yayınladıkları düşünce frekanslarıyla o toplum içindeki irade bakımından zayıf veya duygusal bakımdan çok hassas yapıya sahip olan insanlar etkilenirler ve o toplumda hırsızlık ve cinsel sapkınlık olaylarının oluştuğu görülür. Eğer bir insan, olumlu veya olumsuz yaptığı işlerde ne kadar ustalaşırsa, o insan, o konuda güçlü frekans yayınlar ve dolayısıyla çevresine o kadar etkili olur. Düşüncelerimizle yayınladığımız frekansların etkinliğini anlatabilmek için size iki örnek vermek istiyorum.

Örnek – 1, Halk arasında varlığına inanılan bir “nazar” deyme olayı veya inancı vardır. Nazarın birkaç değişik anlamı varsa da biz burada kısaca, “eve, mala, mülke, insanlara, hatta cansız nesnelere zarar veren olumsuz niyetlerle bakış” olarak tanımlayacağız. Bir toplumda bir kişinin başka bir kişiye hiç de iyi olmayan düşüncelerle baktığını düşünelim. Bakılan kişi, nazara inanan bir kişi ise bu kötü niyetli bakışlardaki dalgaları yani frekansı algılar, etkilenir ve rahatsız olur. Eğer nazara inanmayan bir kişi ise bu düşünceleri ile kendi etrafında bir frekans çemberi, frekans kalkanı oluşturur. Dolayısıyla dışardan gelen olumsuz frekanslar o kişinin oluşturduğu frekans çemberini aşarak o kişiye ulaşamaz ve etkili hale gelemez. Buna karşılık o topluluk içinde nazara inanan başka bir kişi varsa o nazar bakışlı frekansları bir mıknatıs, bir paratoner gibi kendi üzerine çeker. Kısacası, nazar olayında, beynimizdeki düşüncelerimizi gözlerimiz aracılığıyla frekans şeklinde yayınlamaktayız ve bu frekanslarla düşüncelerimize uygun şekilde çevremize etkili olmaktayız.

Örnek – 2 Bir konferansımda, beynimizden düşüncelerimizi yansıtan beyin dalgalarımızın, frekanslarımızın çevremiz üzerinde yaptığı olumlu ve olumsuz etkilerini anlattım. Konferansın sonunda bir bayan dinleyicim yaşadığı bir olayı anlattı. “İşimden çıkıp evine gitmek üzere bir toplu taşıt aracına bindim. Ön kapının hemen sağındaki iki kişilik koltuğun cam tarafına oturdum. Biraz sonra yanıma gayet efendi, kibar bir beyefendi gelerek oturdu. İçimde öylesine bir rahatlama ve huzur duydum ki başımı cama dayadım ve orada içim geçercesine oturdum. Bana dokunan, rahatsız edici ne bir söz ne bir davranışta bulunan olmadı, fakat içinden gelen ve beni rahatsız eden bir titremeyle silkinip kendime geldim. Yan tarafıma baktığımda o kibar efendi adamın yerinde hiç de iyi niyetli olmayan bir bakışla bakan bir adam gördüm. İnanın, bana laf atan veya beni rahatsız edici hiçbir davranışta bulunmadığı halde, o kişiden öylesine rahatsız oldum ki, evime iki durak varken otobüsten inmek ve yürümek zorunda kaldım” diyerek olayı anlattı.

Daha açık bir deyişle beynimizden düşüncelerimizi, kalbimizden duygularımızı ve beden yapımızın her bir hücresinden bizim varlığımızı yansıtan frekanslar yayınlamaktayız. Yayınladığımız bu frekanslarla çevremizi, insanları zaman ve mesafe, uzaklık ve yakınlık söz konusu olmadan olumlu ve olumsuz şekilde etkilemekteyiz. Bu yazdıklarımı ve beni bilim dışılıkla, safsatalıkla, yobazlıkla suçlayacağınızı göze alarak, düşüncelerimizle, ölmüş insanların uzaydaki frekansları ile bağlantı kurabildiğimizi ve onlara olumlu ve olumsuz şekilde etkilediğimizi de söyleyeceğim. Bu sözlerimin, düşüncelerimin doğruluğunu belirtmek için de inanır veya inanmasınız ama Atatürk’ün 1936 yılında Prof. Dr. Afet İNAN’a üniversitelerin öğretim yılına başlaması nedeniyle ilk tarih dersinde okuması için aşağıda okuyacağınız düşüncelerini yazdırıyor.

Afet İNAN o günkü bilimsel verilere göre bu görüş ve düşüncelere inanmadığı için Atatürk’ün yazdırdıklarını okumuyor. Ölümünden çok seneler sonra dış ülkelerde bu konular üzerinde yapılan bilimsel araştırmalarda Atatürk’ün bu düşüncelerini doğrular şekilde sonuçlar elde edilmiştir. Bunun üzerine Afet İNAN Atatürk’ün bu görüş ve düşüncelerini “Atatürk’ten Hatıralar ve Belgeler” kitabında yazmıştır. “Tabiatta bilirsiniz ki hiçbir şey yok olmaz, ne bir ses, ne bir söz, ne bir hareket… olduğu çağ ne kadar eski olursa olsun, bütün bu oluşlar oldukları anda ki gibi tabiat içindedirler. Bu dalgalanmada zaman ve mesafe mefhumu yoktur. Yarın, bizi saran tabiat unsurları içinde binlerce ve binlerce sene evvel söylenmiş sözlerimiz olduğu gibi toplanıp tespit etmek imkanına elbette varılacaktır. Tabiatın bu gün için esrar dolu sinesine gireceği muhakkak olan insan zekası, beklenen hakikatleri ortaya koyacaktır. Çünkü tarih belgelerinin ilerdeki keşifleri buna dayanacaktır. Her tarihi şahsın söylediği sözler toplanabilecek ve böylece biz onlar kendi seslerinden ve sözlerinden dinleyeceğiz” demektedir. 

DEVAMI YARIN

 
Suni beslenme (45)
 
Haksız kazanç: Haram (47)
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Suni beslenme (45)
Doğal olmayan sunî, besinlerle beslenen toplumlarda ahlakî zayıflıklar, ...
İnsanlık için üç büyük tehlike (44)
İnsanlık, görebildiğimiz, fakat bilimin yeterince üzerinde durmadığı üç ...
Bir diş ağrısı (43)
Örneğin, belki de batıl ve hurafe inançlı biri olmakla suçlanma olasılığını ...
 
Yaşamın Yankısı (41)
Bir adam ve oğlu ormanda yürüyüş yapıyorlarmış. Birden oğlan takılıp düşüyor ...
İnsanın iki yapıtaşı (40)
Gençliğimde ve bekarlığımda bir eve misafirliğe gitmiştim. Ev sahibi durumunda ...
Düşüncelerimiz ve sağlığımız (39)
ALKOLİZM: Alkollü içkilere karşı duyulan ve vazgeçilemeyen tutku.
 
Madde ve Mana (38)
Tıp biliminde genetik üzerinde yapılan değişikliklerle nice hastalıkların ...
Hücre Yapımız ve Düşüncelerimiz (37)
Her hücrenin kendi yapısı içinde ve kendine özgü DNA, RNA ve genetik yapıları bulunmaktadır...
Düşüncelerimiz (36)
Mesai sonunda işyerimden çıkmış evime gitmek için belediye otobüsüne bindim...
 
ANAYURT GAZETESİ
YAZARLAR
Melike BOSTAN
Melike BOSTAN
Genç işsizliği kırmızı alarmda
Namık Kemal ZEYBEK
Namık Kemal ZEYBEK
Tanrının Kapısını Çalan Bilim-2
Harika ÖREN
Harika ÖREN
Avni Lifij’in yaşamına dokunmak
Orhan SELEN
Orhan SELEN
Okuyan bunları görür
M. Yahya EFE
M. Yahya EFE
Sen de yaşlanacaksın!
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA ANAYURT GAZETESİ
TWITTER'DA ANAYURT GAZETESİ
ARŞİV
Ana Sayfa Türkiye Dış Haberler Ekonomi Spor Magazin Kültür-Sanat Güncel-Dizi
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim KünyeReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva