Anayurt Gazetesi
  • Dolar
    5,8859
    Dolar
  • Euro
    6,5277
    Euro
  • Altın
    281,500
    Altın
  • Bist-100
    94.137,22
    Bist-100
  • ADANA
    20/29°
    ADANA
  • ANKARA
    8/26°
    ANKARA
  • ANTALYA
    15/28°
    ANTALYA
  • BURSA
    16/23°
    BURSA
  • ISTANBUL
    16/21°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    18/26°
    IZMIR
  • KONYA
    8/22°
    KONYA
Facebook Twitter Linkedin
Whatsapp İhbar Hattı
ANA SAYFA TÜRKİYE DIŞ HABERLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT GÜNCEL-DİZİ DİĞER FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Cammu Keşmir'de çatışma
Cammu Keşmir'de çatışma
Macron'a kınama çağrısı
Macron'a kınama çağrısı
Başbakan ağaçları suladı
Başbakan ağaçları suladı
Mersin'de orman yangını
Mersin'de orman yangını
HABERLER>GÜNCEL-DİZİ
7 Mayıs 2011 Cumartesi - 15:10

Haksız kazanç: Haram (47)

İnanınız, yalnız sesimiz değil düşüncelerimiz de, bizi yansıtan beden frekanslarımız da sesimiz gibi uzay içinde yok olmamaktadır...

Haksız kazanç: Haram (47)

İnanınız, yalnız sesimiz değil düşüncelerimiz de, bizi yansıtan beden frekanslarımız da sesimiz gibi uzay içinde yok olmamaktadır ve onlarda sesimiz gibi saptanabilecektir. Çünkü ses nasıl bir frekans olayı ise kalbimizden, beynimizden ve bedenimizden yayınladığımız frekanslar da ses frekansları gibi yok olmamaktadır ve onlar da ses frekansları gibi saptanabilecektir.

İnanın, bugün için safsata, yobazca ve bilim dışı dediğimiz bir çok olay ve oluşum, bunlar üzerinde yapılacak bilimsel araştırmalar sonucu safsata, bilim dışı denilen bir çok olay ve oluşumun bilimsel ispatı yapılacak ve bütün bunlar bilimsel olarak kabul edilecektir. Bundan 200 sene önce de safsata bilim dışı dediğimiz şeyler gibi.

Şimdi buraya kadar yaptığımız açıklamaların ışığı altında, insanlar arasındaki aldatan ve aldanan veya kandıran ve kandırılanlar arasında ne olmaktadır? Bu durumu açıklamaya çalışalım.

Öncelikle, yapacağımız bütün açılmalarda Atatürk’ün görüş ve düşüncelerinde belirttikleri ile Hz. İsa peygamberin.

“Dünyada taş taş üstünde kalmayacak ama hiçbir sözünüz yok almayacak” sözü ile birlikte Kur’an da

“Rabbin gökte ve yerde konuşulan her sözü bilir. Ondan gizli kalan hiçbir şey yoktur. O işitendir. Bilendir”. (ENBİYA Suresi 21/4)

“Siz açıklasanız da gizleseniz de biz sizin kalbinizden geçenleri biliriz”. (MÜLK Sureti 67/13)

“Siz, yaptıklarınızın gizli kalacağını mı sanıyorsunuz. Biz sizin düşündüklerinizi biliriz”. (NAHL Suresi 16/19)

“Kimsenin kendisini görmediğini mi sanıyor” (BELED Suresi 90/7)

“Gözetlenmektesiniz” (TAHA Suresi 20/135)

Dini inancınız ne olursa olsun din ve Allah inancınız olmasa bile lütfen yazdıklarımızı ve Kur’an da belirtilen ayetleri dikkate alınız. Çünkü son elektromanyetik sistemle çalışan teknolojik araçlar bile bu ayetlerin doğruluğunu kanıtlar durumdadır. Yine rica ediyorum, günlük kullanım haline gelmiş olan elektromanyetik araçların yaptığı işlemler ile televizyon ve özellikle cep telefonlarındaki son gelişmelerle, bilgisayar, Internet sistemi ile Kur’an daki bazı ayetlerin bağlantısı üzerinde lütfen düşününüz.

Bu duruma göre aldatan kandıran kim, aldanan kandırılan kim olmaktadır?

Adına tabiat kanunları denilen şaşmadan işleyen bir sisteme göre, aldatan, kandıran bir insan, suç işlemiş, dürüst, namuslu ve ahlak kuralları içinde davranmamış olmanın duygusunu iç yapısında duyar ve hisseder. Bir insan bu konuda ne kadar pişkin olursa olsun, kendisini ne kadar haklı, doğru hareket ettiğine ikna etmeye çalışırsa çalışsın, doğa konusunda işleyen sistemi kandıramaz, aldatamaz. Çünkü, doğa kanunundaki sistem böyle aldatmaca, kandırmaca olaylarda, otomatik olarak işleme geçer ve yapacağını yapar. Aldatan, kandıran insanın öncelikle kalp ve beyin doğal frekansları değişime uğrar bu değişim de, hücre yapısı içinde bozulmaya dejenere oluşa neden olur. Bu durumun aldatan, kandıran insanın biyolojik ve psikolojik yapısı içerisinde de olumsuz etkisi olmaktadır.

Aldatılan, kandırılan insanın durumuna gelince; aldatılan, kandırılan bir insan da kendini aldatan, kandıran insana karşı, yine doğa konusunda işleyen sisteme göre, otomatik olarak olumsuz düşünceler ve duygular oluşur. Bu olumsuz duygu ve düşünceler demek, o aldatılan, kandırılan insanın kalp, beyin ve beden yapısından, kendisini aldatan, kandıran insana karşı olumsuz etki frekansların yine doğa kanunları sistemine göre otomatik olarak yayınlanması demektir.

Aldatılan, kandırılan insanın beden yapısında, özellikle kalp ve beyinden yayınlanan olumsuzluk yansıtan frekanslarla, kendisini aldatan, kandıran insanlarla bağlantı kurulur. Bu olumsuz bağlantı, aldatan kandıran insanın beden yapısından yayınlanan doğal frekanslarının ahengini, dengesini bozar.

Aldatan, kandıran insanlar bu olumsuz frekansların etkilemesi sonucu kendileri de nedenini, niçin’ini açıklayamadıkları bir takım huzursuzluklar sıkıntılar, bunalımlar içinde yaşarlar. Dış görüntülerinin özendirici görüntüsüne karşın iç yapılarında, iç dünyalarında tanımını yapamadıkları ve nedenini bilemedikleri tedirginlik, huzursuzluk içindedirler. Ne kadar zengin ve güvenlik içinde görünseler de insanları aldatarak, kandırarak elde ettiklerinin de bir gün kendi ellerinden aldatılarak, kandırılarak alınabileceği, yok olabileceği kuşkusu, endişesi ve korkusu içinde yaşarlar. Çünkü bu bir suçluluk duygusudur bunu içlerinden atamazlar ve bu duygulardan kendilerini bir türlü kurtaramazlar çünkü bu tabiat kanununun bir sistemidir. Bu sistem bakın nasıl işlemektedir.

Karşılıklı aynı frekansta yayın yapan iki merkez düşünün bu bir radyo, televizyon gibi alıcı ve verici özelliğe sahip iki merkez. Aynı frekansta yayın yapan bu merkezler aynı yönde, (aynı düşüncede) yayın yaparlarsa bu yayın güç kazanır, daha güçlü bir yayın yapar. Ama bu iki merkez, aynı yönde aynı düşüncede değil de birbirine karşıt zıt düşünceler yayınlarsa, birbirinin yayınını olumsuz etkilerler. Başka bir deyişle buna pozitif negatif veya olumlu olumsuz yayınlar diyebiliriz ve bu gibi yayınlar devamlı olarak birbirinin yayın ahengini bozar. Özellikle bu bozulma aldatan, kandıran insanların frekansı üzerinde daha etkin olmaktadır. Çünkü aldatılan, kandırılanın sayısı birden fazla ise bu birden fazlanın yayınladığı karşıt frekanslar, aldatan, kandıran kişinin frekansını adeta bombardıman altında tutar. Çünkü canı yanan insanların yayınladıkları frekanslar daha güçlü ve daha etkindir.

İşin en enteresan ve dikkatimizden uzak tutmamamız gereken tarafı, bu karşılıklı negatif frekansların, insanların ölümünden sonra da birbiriyle olan bağlantısının kopmaması ve birbirine olumsuz etkinliğinin devam etmesidir. Çünkü bedenimizden, kalbimizden ve beynimizden yayınladığımız olumlu ve olumsuz frekanslarımız, sesimiz gibi uzay içinde de varlığını ve etkinliğini devam ettirmektedir. Bu öylesine otomatik olarak işleyen bir sistemdir ki, sizi aldatan anneniz, babanız, oğlunuz, kardeşiniz bile olsa bu sistemin çalışmasında hiç fark etmez. Bu olumlu ve olumsuz etkileme olayı şaşmaz bir sistem olarak etkinliğe devam eder.

Görüyorsunuz ki, bu aldatma kandırma olaylarında, aldatan kişi aslında aldatan durumunda değil, tam aksine aldanan durumundadır. Ne yazık ki aldatan, kandıran görünümündeki kişiler, o anda içinde bulunduğu koşullar içinde durumunu göremez, anlayamaz. Çünkü işin özünde o kendisini aldatan kandıran kişi olduğunu zannederken, aslında aldanan kişi kendisidir. Çünkü bir aldatma kandırma olayında aldattığı kişi bir olumsuzluk etkisi altında ise, aldatan kişi iki kez daha fazla olumsuzluk etkisinin altına girmektedir. Bu olumsuz etkilenme, kendi iç yapısının ve karşısında aldattığı kişinin yayınladığı olumsuz frekansın etkinliğidir.

Açık bir deyişle, aldanan kandıran görünümündeki kişi aslında kârlı değil zarar eden, yani aldanan kişi durumundadır. Ne yazık ki aldatan kandıran insanlar o andaki aldatmış kandırmış olmanın yanıltıcı yanılgısı altında gerçek aldananın kendisi olduğunu görmemekte ve anlayamamaktadır.

Bu durumu eşler arasındaki cinsel aldatma, kandırma olaylarından tutun da sosyal ve ekonomik ilişkilerdeki bütün aldatma, kandırma olayları hakkında da düşünebilirsiniz.

Bu durumu isterseniz bir de dini inançlarla açıklamaya çalışalım

Dini inancınız ne olursa olsun, insanları aldatarak kandırarak elde edilen gelirlere dini inançlarda “Haram Kazanç”, o kazançla alınıp yenilen yemeğe “Haram Lokma” veya oluşan duruma “Kul Hakkı” denilmektedir.

Dini inançlarda karışınızdaki insanı aldatarak kandırarak kazandığınız her neyse o bir “Haram Kazanç”tır. Aldatarak kandırarak kazanılan parayla alınan gıda maddelerinin her lokması da “Haram Lokma”dır. Haram lokma öylesine kuvvetli bir zehir etkinliğine sahiptir ki, örneğin bir kazan helal kazançla kazandığınız parayla yemek yapınız fakat o bir kazan helal yemeğin içine bir kaşık haram karışırsa o bütün kazandaki helal yemeği de zehirler, haram lokma haline dönüştürür ve kazandan yenilen her lokma haram lokma olur ve yiyen insana olumsuz şekilde etkiler.

YARIN KUL HAKKI

 
Haksız kazanç: Haram (46)
 
Kul Hakkı (48)
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Haksız kazanç: Haram (46)
Bu tanımlamaları ve oluşumları biraz daha açalım. Teknolojik uygulamalarla ...
Suni beslenme (45)
Doğal olmayan sunî, besinlerle beslenen toplumlarda ahlakî zayıflıklar, ...
İnsanlık için üç büyük tehlike (44)
İnsanlık, görebildiğimiz, fakat bilimin yeterince üzerinde durmadığı üç ...
 
Bir diş ağrısı (43)
Örneğin, belki de batıl ve hurafe inançlı biri olmakla suçlanma olasılığını ...
Yaşamın Yankısı (41)
Bir adam ve oğlu ormanda yürüyüş yapıyorlarmış. Birden oğlan takılıp düşüyor ...
İnsanın iki yapıtaşı (40)
Gençliğimde ve bekarlığımda bir eve misafirliğe gitmiştim. Ev sahibi durumunda ...
 
Düşüncelerimiz ve sağlığımız (39)
ALKOLİZM: Alkollü içkilere karşı duyulan ve vazgeçilemeyen tutku.
Madde ve Mana (38)
Tıp biliminde genetik üzerinde yapılan değişikliklerle nice hastalıkların ...
Hücre Yapımız ve Düşüncelerimiz (37)
Her hücrenin kendi yapısı içinde ve kendine özgü DNA, RNA ve genetik yapıları bulunmaktadır...
 
ANAYURT GAZETESİ
YAZARLAR
Namık Kemal ZEYBEK
Namık Kemal ZEYBEK
Tanrının kapısını çalan bilim
Orhan SELEN
Orhan SELEN
Üniversite çılgınlığı
M. Yahya EFE
M. Yahya EFE
Gün birlik zamanıdır
Murat POLAT
Murat POLAT
Ankara Emniyet Müdürü’nün dikkatine
Tuncay ALTUN
Tuncay ALTUN
Sivas ellerinde sazım çalınır 
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA ANAYURT GAZETESİ
TWITTER'DA ANAYURT GAZETESİ
ARŞİV
Ana Sayfa Türkiye Dış Haberler Ekonomi Spor Magazin Kültür-Sanat Güncel-Dizi
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim KünyeReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva