Anayurt Gazetesi
  • Dolar
    5,7522
    Dolar
  • Euro
    6,3927
    Euro
  • Altın
    272,874
    Altın
  • Bist-100
    108.659,00
    Bist-100
  • ADANA
    7/18°
    ADANA
  • ANKARA
    -6/5°
    ANKARA
  • ANTALYA
    2/17°
    ANTALYA
  • BURSA
    1/10°
    BURSA
  • ISTANBUL
    3/11°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    3/13°
    IZMIR
  • KONYA
    -5/2°
    KONYA
Facebook Twitter Linkedin
Whatsapp İhbar Hattı
ANA SAYFA TÜRKİYE DIŞ HABERLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT GÜNCEL-DİZİ DİĞER FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
PKK'lı 5 terörist Silopi'de teslim oldu
PKK'lı 5 terörist Silopi'de teslim oldu
Marmara'da çok bulutlu hava bekleniyor
Marmara'da çok bulutlu hava bekleniyor
Davi'den İstanbul Havalimanı'na övgü
Davi'den İstanbul Havalimanı'na övgü
Organik kovan başına 10 lira destek
Organik kovan başına 10 lira destek
HABERLER>GÜNCEL-DİZİ
4 Mayıs 2011 Çarşamba - 16:51

İnsanlık için üç büyük tehlike (44)

İnsanlık, görebildiğimiz, fakat bilimin yeterince üzerinde durmadığı üç büyük tehlikenin içine sürüklenmektedir.

İnsanlık için üç büyük tehlike (44)

Bu tehlikeler küçümsenir ve dikkate alınmazsa insanlık büyük acılar içinde yaşayacaktır. Bunlar …

 

1- İNSANIN VE İNSANLIĞIN

 

MADDİLEŞMESİ:

Çağımız toplumları, dolayısı ile çağımız insanı, bilim ve teknoloji alanındaki çok büyük ilerleme göstermelerine karşın, insanlık veya insancıl duygular akıl almaz bir gerileme içine girmiştir.

Bütün dikkatler ve yaşam koşullarımız bilimin ve teknolojinin sağladığı nimetlere, kolaylıklara odaklandığından insanı insan yapan, onun gerçek değerlerini oluşturan insancıl duygularının gittikçe yok olması, dejenere olması dikkatlerden kaçmıştır, kaçmaktadır. Bunun içinde bunların üzerinde durulmamaktadır. Bu durumun oluşmasında en büyük etken de, maddiyat ve maneviyat veya bilim ve din zıtlaşması, uyuşmazlığı diyebiliriz. Daha doğrusu bu ikili arasında bir zıtlaşma, uyuşmazlık olmadığı halde, onların zıtlık ve uyuşmazlık içine sokulması bilimin ve insanlığın en büyük yanılgısı, en büyük yanlışı olmuştur.

 

Bilim ve teknoloji yapısal olarak maddiyattan, insanoğlu da maddiyat ve maneviyat denilen iki yapıdan oluşmaktadır. İnsanı, insanî duygularla insancıl yapan özellik, maddiyat ve meneviyatın insan bünyesinde birbirini tamamlayacak bir şekilde varlığını koruması ve sürdürmesi ile mümkündür. Oysa bilim ve teknoloji insana ve yaşamına öylesine egemen oldu ve onu öylesine etkisi altına aldı ki, insanın yapısındaki manevi denilen duygu ve inançları maddileştirdi, maddi duygulara dönüştürdü. Öylesine ki, insan, yaşamında her şey maddi varlık, maddi değerler içinde ölçülüp değerlendirilmeye başlandı.

 

Örneğin, çocukların anne-babalarına karşı yaşam boyu duymaları gereken sevgi duygusu anneler günü, babalar gününe dönüştürülerek, annesi-babası olmayan kişilerin duyacakları eziklik duyguları dikkate alınmadan, senede bir güne indirgendi. O kutlamada kapitalizmin etkisiyle sevgi duygusu günü olmaktan çıkarılıp, tamamen maddi gösteriş yarışına, yani bir ticaret metası haline dönüştürüldü. Öylesine ki o gün anne-babasına en pahalı hediyeyi alan kişi, anne-babasına sevgisini o oranda belirtmiş, ispatlamış görünüyor.

 

Örneğin, bütün alemi birbirine bağlayan en kuvvetli bağ sevgi duygusudur. Fakat maddeci düşünce, insanları, hayvanları hatta bitkiler alemini kapsayan, kucaklayan sevgi duygusunu “sevgi günü” değil “sevgililer gününe” dönüştürdü.

 

Evreni kapsayan, kapsaması gereken o evrensel sevgi duygusunu bireyselleştirerek, evrensel sevgi değil, cinselliğe dayanan bir sevgi haline getirdi ve bu durum da ticaret metası haline dönüştürüldü. Bu durumda, sevgilisi olmayan gençleri kompleksler içine iterek onları bir sevgili bulmaya yöneltmiş teşvik etmiştir. Bunun sonucunda birçok yanlışlar ve çirkin olayların oluşmasına neden olunmuştur.

Kısacası, insanlardaki o güzelim evrensel sevgi duygusu bireyselliğe ve ticarete dönüştürüldü. Böylece maddiyattan, cinsellikten uzak olan sevgi duygusu her bakımdan maddeleştirildi.

 

Gelin, kendimize soralım ve cevabını arayalım. İnsanlardaki “evrensel sevgiyi” neden bireyselliğe, daha başka bir deyişle, içinde seks duygusunun egemen olduğu “sevgililer gününe” dönüştürüldü. Bundaki amaç nedir?

 

Kısacası, insanı insan yapan bütün insancıl duygular maddileştirilmekte, manevi duygular törpülenerek yok edilmekte ve insan bütün manevi değerlerden, inançlardan uzaklaştırılmaktadır.

 

İnsanın ve insanlığın sağlıklı, başarılı ve mutlu olması için yapısında var olan maddi ve manevi değerlerin birbiriyle bağlantısı ve uyum oranı, düzeyi ne olmalıdır?

Bu iki varlığın birlikteliğini bir ticarî ortaklığa benzetirsek, bize göre, manevi değer ve inançları bu ortaklıktaki payı en az yüzde 51, en fazla da yüzde 60 civarında olmalıdır. yani biri diğerini aşırı hakimiyeti ile etkisiz hale getirmemelidir.

Yaşamda maddi ve manevi değerlerin birbirini etkilemesini dikkate aldığımızda, maddi değerlerin manevi değerleri yıprattığı, hatta yok ettiğini, buna karşılık manevi değerlerin maddi değerleri değiştirmeyip tam aksine ona değer kazandırdığını görüyoruz.

 

Yani, açık bir deyimle, insanın yapısında ve dolayısı ile sosyal yaşamında vazgeçilmez değerler olan maddi ve manevi değerlerin varlığını, birbirleriyle uyumluluğunu korumalıyız ve biz ancak bu iki değerin uyumluluğu ile değer kazanır, başarılı ve mutlu olabiliriz.

İnsanın ve insanlığın içine sürüklendiği büyük tehlikelerden birincisi, varlığındaki maddi ve manevi değerlerinin uyumsuzluğu ve çatışmasıdır.

 

2- SUNÎ BESLENME:

 

İnsanın ve insanlığın içine sürüklendiği büyük tehlikelerden biri de bozuk beslenmesidir. Daha açık deyişle sunî gübre, hormonla elde edilen gıdalarla beslenmesidir. Nüfusun artması ve tarım alanlarının azalması sonucu insanların beslenmesi için haklı ve zorunlu gibi görünen, gerçekte ise insanın temel yapısını bozan ve dejenere eden beslenme yöntemine geçilmiştir. İnsanların beslenmesi için gerekli olan gıda ürünlerini, özellikle tarım ve hayvan ürünlerinin yetiştirilmesinde suni gübre, suni yem ve hormonlama usullerine baş vurulmuştur.

 

Bu sunî yollarda yapılan beslenme ve üretim tarım ve hayvan ürünlerinin genetik ve DNA yapılarında da bozulmaya neden olmuştur. Tarım ve hayvansal ürünlerin hücresel yapılarındaki bu bozulma, insan yapısını oluşturan hücre yapısının da bozulmasında etkili rol oynamaktadır.

 

Daha açık bir deyişle sunî gübre, sunî yemlerle ve hormonlarla yetiştirilen gıda maddelerinin oluşum esnasında hücrelerinin doğal yapısındaki DNA’larında ve genetik yapılarında değişime, bozulmaya ve dejenere oluşumlara neden olmaktadır. Genetik ve DNA yapılarımız içindeki şifreler herkesin kendine özgü şifrelerdir ve bu şifreler bizim irade, karakter, kişilik denilen benzeri değerlerimizi oluşturmaktadır.

 

 Yani, hücresel yapımızın içindeki, bizi biz yapan DNA ve genetik şifrelerin değişmesi, bozulması dejenere olması bizim beden yapımızla birlikte karakter dediğimiz irade, kişilik gibi özelliklerimizin de bozulmasına neden olmaktadır. Hücre yapımızın doğal yapısındaki bozulma ve dejenere olma ne yönde ise, bizde de o özellikler egemen olmaya başlar. En başta görülen olumsuz etkiler, irade ve kişilik zayıflamasıdır. Çünkü, biyoloji ve tıp biliminde de bilimsel olarak bilinmektedir ki, insan yapısını oluşturan hücreler belirli zaman içinde tamamen yenileşmektedir. İşte hücrelerin kendi kendilerini yenileştirme dönemi o hücrelerin yapıları için hassas dönemlerdir.

 

Çünkü, hücrelerin yenilenmesinde en etkin rol oynayan aldığımız gıdalarımızdır. Yani hücrelerin oluşmasında aldığımız besin maddelerinin büyük etkinliği vardır. hücrelerimiz aldığımız besinlerle kendilerini oluşturmakta ve yenilemektedir. Aldığımız gıdalarla bedenimiz kendisini oluşturmakta ve yenilemektedir.

 

Yani, aldığımız gıdalarla bedenimizi besliyoruz ve bu besinlerin etkisiyle de bedenimiz oluşup gelişmektedir.

 

Beden yapımızdaki hücre yenileşmesinde aldığımız gıdalar ne kadar doğalsa hücre yapımız da o oranla doğal yapısıyla yenileşmektedir. Aldığımız gıdalar ne kadar doğal olmayıp suni, hormonlu gıdalar ise yenilenen hücrelerimiz de bu suni gıdalardan etkilenerek doğal yapı ve özelliklerini kaybetmektedir. Bu kaybediş hücrenin dış yapısı ve görüntüsünde değil, hücrenin DNA’sı ve genetik yapısı dediğimiz iç yapılar üzerinde olumsuz şekilde etkisini göstermektedir.

Beden yapımızdaki hücre yenileşmesinde aldığımız gıdalar ne kadar doğalsa hücre yapımız da o oranda doğal yapısıyla yenileşmektedir.

 

Aldığımız gıdalar ne kadar doğal olmayıp sunî, hormonlu gıdalar ise yenilenen hücrelerimiz de bu sunî gıdalardan etkilenerek doğal yapı ve özelliklerini kaybetmektedir. Bu kaybediş hücrenin dış yapısı ve görüntüsünde değil, hücrenin DNA’sı ve genetik yapısı dediğimiz iç yapılar üzerinde olumsuz şekilde etkisini göstermektedir.

 

Devamı Yarın

 
Bir diş ağrısı (43)
 
Suni beslenme (45)
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Bir diş ağrısı (43)
Örneğin, belki de batıl ve hurafe inançlı biri olmakla suçlanma olasılığını ...
Yaşamın Yankısı (41)
Bir adam ve oğlu ormanda yürüyüş yapıyorlarmış. Birden oğlan takılıp düşüyor ...
İnsanın iki yapıtaşı (40)
Gençliğimde ve bekarlığımda bir eve misafirliğe gitmiştim. Ev sahibi durumunda ...
 
Düşüncelerimiz ve sağlığımız (39)
ALKOLİZM: Alkollü içkilere karşı duyulan ve vazgeçilemeyen tutku.
Madde ve Mana (38)
Tıp biliminde genetik üzerinde yapılan değişikliklerle nice hastalıkların ...
Hücre Yapımız ve Düşüncelerimiz (37)
Her hücrenin kendi yapısı içinde ve kendine özgü DNA, RNA ve genetik yapıları bulunmaktadır...
 
Düşüncelerimiz (36)
Mesai sonunda işyerimden çıkmış evime gitmek için belediye otobüsüne bindim...
Düşüncelerimiz (35)
Yetişkin insanlarda iletişim olayını olumlu ve olumsuz etkileyen en büyük ...
Din ve kuantum (34)
Parapsikoloji ile ilgili bir yazıda okumuştum. Çatlayan vazo, nerede, ...
 
ANAYURT GAZETESİ
YAZARLAR
Elveda TANIK
Elveda TANIK
‘Kaz yemek’ suç mu oldu?
Melike BOSTAN
Melike BOSTAN
Zehir santralleri
İsmail Hakkı Pekin
İsmail Hakkı Pekin
Uzun soluklu mücadele
Orhan SELEN
Orhan SELEN
Türkiye yönünü arıyor
M. Yahya EFE
M. Yahya EFE
Türkü Şairi
Osman BAŞ
Osman BAŞ
Türk Dünyası’nın Öncüleri:16
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA ANAYURT GAZETESİ
TWITTER'DA ANAYURT GAZETESİ
ARŞİV
Ana Sayfa Türkiye Dış Haberler Ekonomi Spor Magazin Kültür-Sanat Güncel-Dizi
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim KünyeReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva