Anayurt Gazetesi
SİYASET TÜRKİYE EKONOMİ DÜNYA SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Whatsapp İhbar Hattı
22 Ocak 2020 Çarşamba - 15:22

Korkutan iddia

Deprembilimci Süleyman Pampal, deprem tehlike haritasında, Türkiye'de deprem üretme potansiyeli yüksek olan bazı fayların yeterince vurgulanmadığını iddia etti.

Korkutan iddia
Facebook'ta Paylaş Twitte'da Paylaş Google+'da Paylaş Haberi Yazdır Arkadaşına Gönder Metni küçült Metni büyüt

Uğur DUYAN

ANKARA (Anayurt) -Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi deprem ve yerbilimci Prof. Dr. Süleyman Pampal, 2019 yılında hazırlanan Türkiye Deprem Tehlikesi Haritası'nın Maden Tetkik Arama (MTA) Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Türkiye Diri Fay Hatları Haritası'nda gösterilen deprem üretme potansiyeli yüksek olan bazı fay hatlarının yeterince iyi işlenmediğini iddia ederek, "Çok uzun süredir sessiz olan ve 7 ve üzerinde bir deprem üretme potansiyeline sahip olan Tuz Gölü ve Ecemiş Fayları bu haritada yeterince gösterilmemiştir" dedi.

Pampal, Türkiye'de deprem yönetmeliklerinin deprem tehlikesi yüksek bölgelerde dahi yeterince uygulanmadığını, deprem tehlikesinin az olarak gösterildiği bazı bölgelerde son yapılan araştırmalar ile diri fayların tespit edildiğini dolayısıyla olası bir depremde, yapı stoku dayanıksız olan   yerleşimlerde istenmeyen acıların yaşanacağını ifade etti.

TÜRKİYE DEPREM BÖLGELERİ HARİTALARI

Süleyman Pampal, Türkiye'de deprem tehlike bölgelerini gösteren ilk haritanın 75 yıl önce hazırlandığını belirterek şöyle konuştu:

"İlk haritamız 1945 yılında çıkartılan yersarsıntıları haritası, İstanbul Üniversitesi Jeoloji Bölümü'nün kurucu olan Ord. Prof. Dr. Hamit Nafiz Pamir'in müdürü olduğu MTA Enstitüsü tarafından hazırlandı. Bu ilk haritada Kuzey Anadolu Fayı ve Ege Bölgesi fayları gösteriliyor. Ama ilginç bir biçimde Tuz Gölü'nün doğusunda Niğde'nin bulunduğu alan da tehlikeli olarak gösterilmiş. 1947 haritasında birtakım değişiklikler yapıldı. İstanbul'la ilgili müttehitlerin bazı itirazları oldu. Fazla masraf oluyor diyerek dert yanmışlar. O nedenle etüt yapılma şartında bazı değişiklere gidilmiş. Sonrasında, 1963'te Türkiye Deprem Tehlikesi Haritası adıyla yeni bir harita hazırlandı. Bu harita, MTA'nın çalışmalarının yanı sıra diğer kurumlarında bilimsel çalışmalarıyla geliştirildi. 1972'de ODTÜ, AFAD ve akademik çevrelerin katkısıyla dördüncü kez bir deprem tehlike haritası hazırlandı. 1996'da da beşinci kez hazırlandı. Bu haritalarda Türkiye'de deprem tehlikesi beş bölge içerisinde gösterildi."

TÜRKİYE'DE DERPEM YÖNETMELİKLERİ

Pampal, 1945'ten bu yana Türkiye'de deprem tehlike haritalarının yapıldığını, yapılan bu haritaların da yaşanan büyük depremlerden sonra çizildiğini, yönetmeliklerin de aynı şekilde haritalara göre çıkartıldığını ifade ederek, "Biz 1945'te ilk deprem haritamızı neden yaptık? Çünkü 1939'da Erzincan Depremi oldu. Erzincan yok oldu. 30 binin üzerinde can kaybı oldu. Baktılar ki, bizim bir deprem tehlikesi haritamız yok. Yönetmeliğimiz yok. Bu tarihten sonra haritalarla beraber yönetmeliklerimiz de yapmaya başladık. İlk yönetmeliğimiz de İtalyan Yapı Şartnamesi aynen tercüme edilerek hazırlandı. O güden bugüne 4623 sayılı kanuna dayanarak deprem bölgelerinde yapılacak yapılar için hazırlanmaya başlanan ve zaman içinde 1947, 1949, 1953, 1961, 1968, 1975, 1996, 1997, 1998 ve 2007 yıllarında dünyadaki gelişmeler ve ülke ihtiyaçlarına bağlı olarak yürürlüğe sokulan deprem yönetmelikleri var" diye konuştu.

"DİRİ FAYLAR YETERİNCE VURGULANMAMIŞ"

1999 Gölcük Depremi ve 2011 Van Depremi’nden sonra 2019 Türkiye Deprem Tehlike Haritası’nın hazırlandığını söyleyen Pampal şöyle konuştu:

"Doç. Dr. Bülent Özmen ile birlikte, bu harita yürürlüğe girmeden önce dört bilimsel platformda, bu harita ve yönetmelik hakkında bildiriler sunduk. Türkiye Jeoloji Konferansı'nda bu konuyla ilgili sunum yaptık. Bu haritanın adı Türkiye Sismik Tehlike Haritası adını taşıyordu. En azından adını Türkçe yaptık. Bütün içeriğini eleştirdik tabi ama ilk olarak ismine takıldık. Öte yandan Maden Tetkik Arama (MTA) Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Türkiye Diri Fay Hatları Haritası'nda gösterilen deprem üretme potansiyeli yüksek olan bazı fay hatlarının yeterince iyi vurgulanmadığı için biz bu haritayı eleştirdik. Bu faylar gösterilmiş yalnız üstünde yeterince durulmamış faylar.

Bu faylardan biri Sivas'tan başlayan Kayseri, Niğde üzerinden Mersin'e oradan da Akdeniz'e kadar uzanan Ecemiş Fayı. Türkiye'nin en aktif faylarından biri çok ciddi atım miktarları var. Bu bölgenin jeolojisi üzerine benim çalışmalarım var. Türkiye Deprem Tehlike Haritası'nda Ecemiş Fayı çok hafif bir kırmızılıkla belirtilmiş. Bu fayın 7 büyüklüğün de deprem üretme potansiyeli var. Geçmişte yapmış bunu yapmış, bu bir daha yapmayacak anlamına gelmez.

Bir diğer fay da Tuz Gölü Fayıdır. Bin yıldır deprem üretmedi. Oldukça aktif ve enerji biriktiriyor. Bu, bir anlamda da kötü bir durum çünkü bin yılda biriken enerji yüz yılda biriken enerjiden 10 katı    fazla. Enerji ne kadar çok birikirse oluşacak depremde o kadar büyük olur."

6 İLE 7.5 ARASINDA 30 KATI FARK VAR

İstanbul'da beklenen depremin 1766'da yaşanan İstanbul Depremi ile aynı fayda olduğunu belirten Pampal, "254 yıldır enerji biriktiriyor. 7.4 büyüklüğünde bir deprem üreteme potansiyeline sahip bir gerilim oluşmuş. Bu yüz yılda olsaydı. 6 ve 6.5 olacaktı. 250 yılda çok daha büyük bir enerji birikti. Atım miktarı çok daha büyük olacak. Boşalacak olan enerji daha büyük olacak. 6 ile 7.5 arasında fark ne demek biliyor musunuz? 30 katı daha büyük bir deprem olacak demek" diye konuştu.

Tuz Gölü Fay hattının bin yılda biriktirdiği enerjiye rağmen kırılmamasının nedenini yerkabuğunun yapısına bağlı olarak açıklayan Pampal, "Buradaki kayaların kırılma direnci oldukça yüksek. Yani mukavvim kayalardan oluşan yerkabuğu, fayın biriktirdiği enerjiye direnerek kırılmayı geciktirir. Burada önemli olan aktif bir fayın geç kırılmasının büyük bir depreme neden olacağı gerçeğidir" dedi.

"GÜNAH KEÇİSİ İLAN EDİLİYOR"

Türkiye'de her depremden sonra en çok hasar alan yapıların kamu yapıları olduğunu belirten Süleyman Pampal, "Biz her büyük depremden sonra bir günah keçisi arıyoruz. O günah keçisi de yönetmelikler ya da haritalar. Birilerinin bir yere suçu atması gerekiyor. Yasa koyucular, politikacılar her büyük depremden sonra çağırıyorlar teknokratları, bürokratları haritayı, yönetmeliği yenileyin diyorlar. Şunu gözden kaçırıyorlar. Yönetmelik ya da harita değildir suçlu olan. Suçlu olan yönetmeliği ve haritayı görmezden gelerek, depreme dayanıksız yapı stoku oluşturanlardır. Yani uygulama hatasıdır. Bu nedenle depremde şehirlerimiz hasar görüyor, can kaybı yaşanıyor" şeklinde konuştu.

Türkiye'de yapı stokunun kâğıt üzerinde yönetmeliğe uygun olduğunu iddia eden Pampal, "Depremde yıkılan yapıların dosyalarına baktığınız da bakanlıktan belediyeye varıncaya değin her kurumdan uygundur yazılı kâğıt aldığını görürsünüz ama yapı hasar görmüştür. Bundan sonra yapılan da deprem haritasını ve deprem yönetmeliğini suçlu ilan etmektir" dedi.

ANKARA'NIN YAPI STOKU YETERSİZ

Fayların tehlikesiz olarak göstermenin olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade eden Pampal, "Bunun en tipik örneği Ankara, 1996'ya kadar tehlikesiz gösteriliyor. O nedenle 1999 depremine kadar Ankara'daki yapı stoku deprem tehlikesi göz önüne alınmadan oluşturuldu.Deprem tehlikesi az gösterilince yönetmelik de o bölgedeki yapılar için alabildiğine geniş oluyor" dedi. Deprem haritalarının ise deprem tehlikesi olan bölgeleri gösterdiğini belirten Pampal şöyle konuştu:

"Deprem tehlikesinin az olarak gösterilmesi, Türkiye gibi deprem kuşağında yer alan bir ülkede, deprem üretme potansiyeli yüksek bölgelerdeki yapı stokunun olası depremlere dayanıksız olması anlamına gelir.

Bu açıdan bence Ankara'nın yapı stokunun İstanbul'un yapı stoku kadar depreme dayanıklı hale getirilmesi gerekir. En azından İstanbul'da yönetmelik deprem tehlikesi yüksek bir bölgeye göre oluşturulmuştur. Ankara bu açıdan deprem karşısında dayanıksız bit yapı stokuna sahiptir."

ÖNCEKİ HABER   SONRAKİ HABER
Çocuklar için şenlik başladı
 
Kayseri kültür ve turizm merkezi olacak
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Merkez Bankası rezervleri 91 milyar 824 milyon dolar olduEkonomi
Merkez Bankası rezervleri 91 milyar 824 milyon dolar oldu
Selçuk'tan eğitim için Kovid-19'la mücadele çağrısıTürkiye
Selçuk'tan eğitim için Kovid-19'la mücadele çağrısı
Erdoğan: Oruç Reis'e saldıran bedelini öderSiyaset
Erdoğan: Oruç Reis'e saldıran bedelini öder
Sivasspor, Rıza Çalımbay ile yeniden anlaştıSpor
Sivasspor, Rıza Çalımbay ile yeniden anlaştı
ÖSYM sınav başvurularında HES kodu isteyecekTürkiye
ÖSYM sınav başvurularında HES kodu isteyecek
Üniversiteler 1 Ekim'den sonra açılacakTürkiye
Üniversiteler 1 Ekim'den sonra açılacak
Trump İsrail-BAE anlaşmasını duyurduDünya
Trump İsrail-BAE anlaşmasını duyurdu
CHP'den Muharrem İnce'nin iddialarına yanıtSiyaset
CHP'den Muharrem İnce'nin iddialarına yanıt
Cami dernekleri imamların amiri değildirTürkiye
Cami dernekleri imamların amiri değildir
İMO: Depremde 3 milyon kişi evsiz kalacakTürkiye
İMO: Depremde 3 milyon kişi evsiz kalacak
Anayurt Gazetesi
KünyeKünye İletişimİletişim ReklamReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri