Anayurt Gazetesi
  • Dolar
    5,7658
    Dolar
  • Euro
    6,3857
    Euro
  • Altın
    271,849
    Altın
  • Bist-100
    109.124,70
    Bist-100
  • ADANA
    5/18°
    ADANA
  • ANKARA
    -4/6°
    ANKARA
  • ANTALYA
    1/16°
    ANTALYA
  • BURSA
    4/12°
    BURSA
  • ISTANBUL
    1/11°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    1/15°
    IZMIR
  • KONYA
    -5/5°
    KONYA
Facebook Twitter Linkedin
Whatsapp İhbar Hattı
ANA SAYFA TÜRKİYE DIŞ HABERLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT GÜNCEL-DİZİ DİĞER FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Silopi'de 3 PKK'lı terörist teslim oldu
Silopi'de 3 PKK'lı terörist teslim oldu
Irak’taki ABD üssüne füzeli saldırı
Irak’taki ABD üssüne füzeli saldırı
Brezilya BM'deki oy hakkını kaybedebilir
Brezilya BM'deki oy hakkını kaybedebilir
Muhammed ismi ABD'de ilk 10'da
Muhammed ismi ABD'de ilk 10'da
HABERLER>GÜNCEL-DİZİ
8 Mayıs 2011 Pazar - 16:50

Kul Hakkı (48)

Dini inançlar içinde bir de kul hakkı denilen bir inanç vardır. Kul hakkının oluşumu da aldatan kandıran...

Kul Hakkı (48)

Dini inançlar içinde bir de kul hakkı denilen bir inanç vardır. Kul hakkının oluşumu da aldatan kandıran ile aldatılan kandırılan arasında olan bir oluşumdur. Kul hakkı, aldatılan kandırılan insanın kendisini aldatan kandıranın üzerinde oluşan hakkıdır.

Kul hakkı için din inançlarımıza Allah, “bütün günahlarınızı affederim yalnız kul hakkını affetmem. Onun için benim karşıma kul hakkıyla gelmeyin” demektedir. Allah bunu neden böyle söylemektedir? Allah, neden kul hakkını affetmiyor ve belki de affedemiyor? Çünkü Allah insanın yapısı ile birlikte bütün tabiatta işleyen bir sistem oluşturmuştur. Evrende bütün yaşayan varlıklar arasında bu sistem işlemektedir. Allah kendisinin koyduğu sistemi bozmaz.

Bu sistem, bütün varlıkların atom ve hücresel yapılarından yayınladıkları frekansar ve frekansların birbiriyle olan bağlantısıdır.

Diyelim ki birileri çok kötü ve çok zarar verici bir şekilde sizi aldattı, sizi kandırdı ve bu durum sizi incitti. Bu durumda ne olmaktadır? Sizin bedeninizden özellikle kalp ve beyniniz tarafından, sizi aldatan kandıran kişiye karşı olumsuz düşüncelerinizden dolayı olumsuz frekanslar yayınlanır. Bu frekanslar sizi aldatan dolandıran insanı ve özellikle ölüm olayından sonra çok fena şekilde onun ahengini, huzurunu bozucu şekilde etkiler. Bu Allah tarafından konulmuş bir sistemdir ve bu sistem hiç şaşmadan işler.

Sizin tarafınızdan olumsuz frekansların yayınlanması, ancak sizin sizi aldatan kandıran insanı affetmeniz, yine dini inancımıza göre, o kişiye hakkınızı helal etmeniz ile kalkması, yok olması, etkisiz hale gelmesi mümkündür. Siz, o kişiye hakkınızı helal etmediğiniz ve ona karşı kırgınlığınız devam ettiği sürece olumsuz frekanslar da yayınlanmaya devam eder. Tekrar ediyorum, bu olumsuz frekansların etkisiz olması ancak sizin o kişiye hakkınızı helal etmeniz ile mümkündür. Bu Allah tarafından kurulmuş oluşturulmuş bir sistemdir.

Siz hakkınızı helal ederek, yayınlanan olumsuz frekansları durdurmadıkça, Allah da o frekansların yayınlanmasını durdurmaz ve dolayısı ile aldatan kandıran insan aldattığı kandırdığı insanlar tarafından yayınlanan olumsuz frekansların etkisi altında kalır.

Dünya yaşamında insanlar, insanları aldattıklarından kandırdıklarından dolayı kendilerini kârlı sanmanın yanılgısı içinde bulunuyorlar. Oysa dini inançlarımıza göre bu gibi kişilerin durumlarını düşünebiliyor musunuz? Cehennem azabı denilen şey, herhalde böyle bir durum olsa gerek.

Bu duruma göre aldatan kim aldanan kim oluyor?

Bunun üzerinde düşününüz hem de çok düşününüz.

Sonuç olarak;

Martin Luther King: “İnsanlar kuşlar gibi uçmasını, balıklar gibi yüzmesini öğrendiler ama kardeşçe yaşamasını öğrenemediler” diyor.

Çok güzel bir görüş, çok güzel bir sözle ortaya konmuş.

İyi ama neden, niçin? Bunun araştırılması ve nedenlerinin ortaya konması gerekiyor.

Bizce, insanların kardeşçe yaşamaları için kardeşçe duyguların oluşması, oluşturulması gerekir. Oysa yaşamımızda bunun tam tersi yapılmaktadır. Bırakın düşmanlar arasında kardeşlik duygusunun oluşturulması, öz be öz kardeşler arasında düşmanlık yaratmak için her şey yapılmaktadır.

İnsanlara, insanlık ve insancıl duyguların yok olmasına bir çok etkenler neden olmaktadır. Biz bu etkenleri genel olarak üç ana madde üzerinde toplayarak açıklamaya çalışacağız.

1- İnsanların, maddeleştirilmesi, maddileştirilmesi;

İnsana, kendi yapısı yalnızca maddeleştirilerek tanıtıp öğretildi, yani insan, iskeleti oluşturan 206 adet kemikten ve adına organ denilen bir takım et parçalarından oluşmuş biyolojik yapılı bir et yığını olarak anlatılıp öğretildi. Oysa insanı insan yapan anatomisini oluşturan o et değil, o et yığınının iç yapısında bulunan ve adına manevi değerler denilen değerlerdir.

İnsanın beden yapısının içindeki manevi değerler hiç dikkate alınmadan, insan yalnız madde olarak ele alınmış ve madde olarak değerlendirilmiştir. İnsana da bu kabul ettirilmiş veya ettirilmeye çalışılmıştır.

Oysa birey olarak insanın ve dolayısı ile bütün insanlığın madde yapısına olduğu kadar, manevi değerlere de gereksinmesi olduğu unutulmakta ve hatta unutturulmaktadır. İnsanların kardeşçe yaşayabilmesi için, madde yapısı kadar manevi yapısının da korunması ve bunların her ikisi bir ahenk ve bir uyum içinde birbirini bütünleyici, tamamlayıcı şekilde birlikte yaşaması sağlanmalıdır. Ne tek başına maddecilik ne tek başına maneviyatçılık insanın mutlu olmasına ve kardeşçe yaşamasına yeterli değildir.

İnsanlığın kardeşçe mutlu yaşamasını istiyorsak, maddi ve manevi değerlerin birbirini tamamlayıcı, bütünleyici bir şekilde kaynaşması ile yaşaması sağlanmalıdır.

Oysa tam aksine insanlar manevi araçlardan uzaklaştırılarak yalnızca maddileştirilmeye doğru götürülmektedir.

İnsanlarda manevi inançların ve özellikle sevgi duygusunun yok olmasında en büyük etken, kapitalist, ekonomi sisteminin felsefesi ve anlayışıdır. Çünkü kapitalizmde tek amaç kazanmaktır. Kazan da nasıl kazanırsan kazan. Ticarette amaç elbette kazanmaktır kaybetmek değil. Ama bazı uygulamalarda kazanmak anlayışı ve felsefesi insanlığı aldatarak kandırarak kazanmak üzerine inşa edilmiştir. Ne reklamı olursa olsun bütün reklamlara dikkat ediniz, reklamlardaki temel anlayış ve temel yöneliş insanların zayıf taraflarını yakalamak, onların bu zayıf taraflarından faydalanarak mallarını satmaktır. Bunda her türlü aldatmak kandırmak oyunları oynanmaktadır.

Kazanmak hırsı uğrunda oynanan oyunlar bu uğurda yapılan işlemler insanların manevi inançlarını, özellikle sevgi duygularını yok etmektedir. Hem öylesine yok etmektedir ki bırakın tanımadığı insanları, baba oğul, ağabey kardeş birbirlerine karşı acımasızca aldatma, kandırma oyunları oynamaktadırlar. Bu gibi davranışlar insanlardaki manevi inançları ve sevgi duygusunu öldürmekte yok etmektedir.

İnsanlarda sevgi duygusu yok olduğu zaman o insanların bütün insancıl duyguları da yok olmaktadır.

Devamı Yarın...

 
Haksız kazanç: Haram (47)
 
Kul Hakkı (49)
YORUMLAR
 Onay bekleyen 1 yorum var.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Haksız kazanç: Haram (47)
İnanınız, yalnız sesimiz değil düşüncelerimiz de, bizi yansıtan beden ...
Haksız kazanç: Haram (46)
Bu tanımlamaları ve oluşumları biraz daha açalım. Teknolojik uygulamalarla ...
Suni beslenme (45)
Doğal olmayan sunî, besinlerle beslenen toplumlarda ahlakî zayıflıklar, ...
 
İnsanlık için üç büyük tehlike (44)
İnsanlık, görebildiğimiz, fakat bilimin yeterince üzerinde durmadığı üç ...
Bir diş ağrısı (43)
Örneğin, belki de batıl ve hurafe inançlı biri olmakla suçlanma olasılığını ...
Yaşamın Yankısı (41)
Bir adam ve oğlu ormanda yürüyüş yapıyorlarmış. Birden oğlan takılıp düşüyor ...
 
İnsanın iki yapıtaşı (40)
Gençliğimde ve bekarlığımda bir eve misafirliğe gitmiştim. Ev sahibi durumunda ...
Düşüncelerimiz ve sağlığımız (39)
ALKOLİZM: Alkollü içkilere karşı duyulan ve vazgeçilemeyen tutku.
Madde ve Mana (38)
Tıp biliminde genetik üzerinde yapılan değişikliklerle nice hastalıkların ...
 
ANAYURT GAZETESİ
YAZARLAR
İsmail Hakkı Pekin
İsmail Hakkı Pekin
Uzun soluklu mücadele
Elveda TANIK
Elveda TANIK
‘Kaz yemek’ suç mu oldu?
Melike BOSTAN
Melike BOSTAN
Zehir santralleri
Orhan SELEN
Orhan SELEN
Türkiye yönünü arıyor
M. Yahya EFE
M. Yahya EFE
Türkü Şairi
Osman BAŞ
Osman BAŞ
Türk Dünyası’nın Öncüleri:16
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA ANAYURT GAZETESİ
TWITTER'DA ANAYURT GAZETESİ
ARŞİV
Ana Sayfa Türkiye Dış Haberler Ekonomi Spor Magazin Kültür-Sanat Güncel-Dizi
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim KünyeReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva