Anayurt Gazetesi
  • Dolar
    3,8387
    Dolar
  • Euro
    4,5193
    Euro
  • Altın
    153,646
    Altın
  • Bist-100
    109,156
    Bist-100
  • ADANA
    6/20°
    ADANA
  • ANKARA
    0/12°
    ANKARA
  • ANTALYA
    5/18°
    ANTALYA
  • BURSA
    6/13°
    BURSA
  • ISTANBUL
    12/16°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    10/18°
    IZMIR
  • KONYA
    0/11°
    KONYA
Facebook Twitter
ANA SAYFA TÜRKİYE DIŞ HABERLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT GÜNCEL-DİZİ DİĞER FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Ekmek çöpe gidiyor
Ekmek çöpe gidiyor
TSK'dan hava harekatı
TSK'dan hava harekatı
Beşiktaş'ın rakibi belli oldu
Beşiktaş'ın rakibi belli oldu
Cari açık arttı
Cari açık arttı
HABERLER>ANA SAYFA
12 Ekim 2017 Perşembe - 16:41

Küreselleşmenin çıkmazı

Prof. Dr. Tarık Oğuzlu, dünyanın farklı iki bölgesi olan Irak ve İspanya’da yapılan referandumu mercek altına aldı.

Küreselleşmenin çıkmazı

İSTANBUL - Geçtiğimiz günlerde dünyanın birbirinden farklı iki bölgesinde (İspanya ve Irak) referandumlar gerçekleştirildi ve katılanlara yaşadıkları bölgelerin halihazırda parçası bulundukları devletlerden ayrılıp bağımsız olmasını isteyip istemedikleri soruldu. Katılımcıların ezici çoğunluğu her iki bölgede de ayrılma yönünde tercihlerini belirttiler. Katılımcıların sayıları, düzenlenen referandumların hukukiliği, merkezi hükümetin tepkisi, bölgede bulunan ve referandumların sonuçlarından doğrudan etkilenecek devletlerin verdikleri tepkiler ve küresel siyasetin başat aktörlerinin benimsedikleri tutumlar üzerine sıkça konuşuldu ve yazıldı.

Gerek Katalanların gerekse de Iraklı Kürtlerin ayrılma yönünde takındığı tavrın bölgesel ve küresel siyasi sonuçları üzerine çok fazla söz söylendi. Bu tartışmalarda üzerinde pek fazla durulmayan konulardan bir tanesi küreselleşme çağında yönetenler ile yönetilenler arasındaki ilişkinin meşruiyetinin hangi zeminler üzerinde inşa edilmesi gerektiğidiydi.

Çok uzun yıllar ulus-devlet siyasi yapılanması bu meşruiyeti sağladı. Çoğunluğunu homojen bir etnik grubun oluşturduğu uluslarda ulus-devlet bu görevi başarıyla yerine getirdi. Etnik homojenliğin varlığı, siyasi rejimin karakterinden bağımsız olarak, yönetenler ile yönetilenleri bir arada tuttu. İster demokrasi ister demokrasi dışı siyasi rejimler olsun, yönetenler ile yönetilenler aynı etnik gruptan geliyorlarsa, aynı dili konuşuyorlarsa, aynı dine inanıyorlarsa ve aynı tarihsel ve kültürel mirasa sahiplerse yönetimlerin meşruiyeti çoğu zaman sorgusuz bir şekilde devam etti.

Birleşmiş Milletler üyesi devletlerin çoğunluğu vatandaşlığı ve ulusa mensubiyeti ortak etnik temeller ve kültürel miras üzerine inşa etti. Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna doğru Amerikan Başkanı Woodrow Wilson’ın savaş sonrası düzenin nasıl oluşması gerektiği üzerine dile getirdiği ünlü 14 prensip arasında ulusların kendi kaderlerini kendilerinin tayin etmesi gerektiği prensibi önemli bir yer tutmuştu. Wilson’ın açıktan zikretmediği ama kendi kaderini tayin noktasında geçerli saydığı temel prensip aynı etnik temele ve aynı tarihsel mirasa sahip toplulukların ideal ulusları oluşturacağı fikriydi. Rusya, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı İmparatorluklarının dağılmalarını takiben bağımsızlıklarını kazanması uygun görülen birçok ulus devlet bu temel üzerinde kurgulanmıştı.

Özcü temeller üzerine inşa edilen birçok ulus-devletin yanında vatandaşlığın ve yönetenler ile yönetilenler arasındaki meşruiyetin ortak değerler ve anayasal bağlar üzerinde kurgulanmasını salık veren alternatif bir model de gelişti. Kan, etnisite ve toprak üzerinde değil de ortak siyasi değerler ve anayasal vatandaşlık üzerinde kurgulanan bu ulus-devlet anlayışı, bir önceki modelin aksine daha çok demokrasi ile yönetilen ülkelerde başarılı olabildi. Hâkim etnik grup ile diğerleri arasında çatışma çıkmaması ve ortak kader birliğinin tesis edilebilmesi için yönetenler yönetilenlerin ırksal, etnik, dini ve dilsel farklıkları üzerinden oy devşirmeyip iktidara gelebilmek ve orada kalabilmek için toplumun genelinin refahını mümkün kılacak siyasi ve ekonomik projeler ileri sürdüler ve kimlik temelli politikalardan uzak durdular. Siyasal liberalizm, anayasal vatandaşlık temeli üzerinde inşa edilen ulus-devletlerin yaşayabilecekleri en ideal ortamı sundu.

Bu arka plandan bakıldığında Soğuk Savaş’ın bitiminden günümüze ivme kazanan küreselleşme süreci her iki şekilde de tanımlanan ulus-devlet anlayışına ciddi zorluklar çıkarıyor. Ama kesin olan bir şey varsa o da anayasal vatandaşlık ve ortak siyasi değerler üzerine inşa edilen ulus-devlet anlayışının bu süreçten daha olumsuz etkilendiği.

 

 
Valiler başkentte buluştu
 
AB'den Katalonya açıklaması
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Valiler başkentte buluştu
Soylu son bir yılda terör örgütlerine yönelik gerçekleştirilen toplam ...
Sağduyuyu elden bırakmayacağız
Başbakan Binali Yıldırım, "Temennimiz iki müttefik arasındaki ilişkilerin ...
Bakan, Akkuyu için tarih verdi
Albayrak, "Akkuyu Nükleer Santrali'nde bu yıl sonu veya gelecek yıl başında ...
 
Yerel mahkeme tam bağımsız
CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, partisinin İstanbul Milletvekili ...
Tüpraş’ta patlama
Tüpraş İzmir Rafinerisi'nde patlama meydana geldi, olayda 4 kişi hayatını ...
MİT tırlarının belgeleri Hollanda’dan çıktı
Can Dündar, Erdem Gül ve Enis Berberoğlu’nun yargılandığı MİT TIR’ları ...
 
SGDD’den Eğitim semineri
SGDD-ASAM)Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ...
Gülmen’e ziyaret
CHP Genel Başkan Yardımcısı Ağbaba, olağanüstü hal kapsamında çıkartılan ...
Kalpten gidiyoruz
Türkiye’de her yıl ortalama 300 bin kişi kalp krizi geçiriyor. Kalp krizi ...
 
ANAYURT GAZETESİ
YAZARLAR
İbrahim TIĞ
İbrahim TIĞ
Babalar oğullarını yalnız mı bırakır hep
Orhan SELEN
Orhan SELEN
Kırgızistan eski başkanı yanlış yolda (1)
M. Yahya EFE
M. Yahya EFE
Her şeyin sahtesi çoğaldı
M. Arif DEMİRER
M. Arif DEMİRER
Hitler’den sonra Trump
Murat POLAT
Murat POLAT
Ak Parti ve MHP ittifakına tepki
Ali COŞKUN
Ali COŞKUN
Nüktelemeler
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA ANAYURT GAZETESİ
TWITTER'DA ANAYURT GAZETESİ
ARŞİV
Ana Sayfa Türkiye Dış Haberler Ekonomi Spor Magazin Kültür-Sanat Güncel-Dizi
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim KünyeReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva