Anayurt Gazetesi
  • Dolar
    5,7004
    Dolar
  • Euro
    6,3085
    Euro
  • Altın
    268,298
    Altın
  • Bist-100
    106.805,20
    Bist-100
  • ADANA
    10/22°
    ADANA
  • ANKARA
    -2/14°
    ANKARA
  • ANTALYA
    10/18°
    ANTALYA
  • BURSA
    9/16°
    BURSA
  • ISTANBUL
    11/16°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    11/19°
    IZMIR
  • KONYA
    0/12°
    KONYA
Facebook Twitter Linkedin
Whatsapp İhbar Hattı
ANA SAYFA TÜRKİYE DIŞ HABERLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT GÜNCEL-DİZİ DİĞER FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Kadri Gürsel beraat etti
Kadri Gürsel beraat etti
PKK'ya ağır darbe
PKK'ya ağır darbe
Yaş çay üreticisine desteği
Yaş çay üreticisine desteği
Teslim oldular
Teslim oldular
HABERLER>GÜNCEL-DİZİ
28 Nisan 2011 Perşembe - 15:53

Madde ve Mana (38)

Tıp biliminde genetik üzerinde yapılan değişikliklerle nice hastalıkların tedavi edildiğini biliyorsunuz.

Madde ve Mana (38)

Ve tıp bilimi, birçok hastalıklarımızın nedeninin, genetik yapımızın şifresi içinde bulunduğunu da açıklamış bulunmaktadır.

İşte biz burada, tıp biliminin genetik yapımız üzerinde yaptığı değişikliklerle hastalıkları tedavi ettiği gibi, düşüncelerimiz ve inanç gücümüzle de hastalıkları tedavi edebileceğimizi ve hatta tedavi ettiğimizi anlatmaya çalışıyoruz.

Yoga, Meditasyon vb. uygulamaları ile, bir konu üzerine konsantre olarak elde edilen sonuçlarla, tıp bilimindeki uygulamalarla elde edilen sonuçlar arasında bağlantı kurar mısınız?

Bizim burada düşüncelerimizle, hücrelerimize, genetik yapımızı etkilediğimiz, onlara emirler vererek yönlendirdiğimiz hakkındaki görüşümüz bazı bilim çevrelerine gülünç, fantastik hatta savsata düşünceler gibi gelecektir. Eğer böyle düşünenler ve söyleyenler olayı yalnızca maddi bilimler açısından değerlendirirlerse düşüncelerinde ve söylediklerinde haklıdırlar. Ama maddi bilimin karşısında (karşısında sözcüğünü zıtlık anlamında kullanmıyorum) birde manevi bilimlerin varlığını kabul edersek bu düşünceler ve sözler değişecektir.

Manevi inançlar dünyasında ve yaşamında olan olayları, oluşumları lütfen bir de bilimsel olarak görmeye ve incelemeye çalışınız. İnanç dünyasında bugünkü maddeci bilimle açıklanamayan birçok olay ve oluşum olmaktadır. Bu günkü maddi bilimler bu olay ve oluşumları bugünkü düzeyi ile açıklayamıyor. Bilim, bu alana yeterince eğilmediğinden, bu konuları yeterince incelememiştir ve dolayısı ile de bunlara bilimsel açıklamalar getirememiştir. Ama bilim bunları açıklayamıyor diye bunlar yok demek değildir. Unutmayalım bilimin bundan 100-200 sene önce açıklayamadığı, bilim dışı, fizik ötesi dediği birçok şey bilim içi ve fiziksel oldu.

İçtenlikle inanıyorum ki, bilimin bugün bilimsel olarak incelemediği fakat bilimdışı, fizik ötesi, hatta gülünç, fantastik olarak değerlendiği birçok şey ileriki yıllarda bilimselliğin, fizikselliğin içine girecektir. Çünkü bilimselliğin tanımı da, fizikselliğin tanımı da çok büyük değişikliğe uğrayacak.

Bilim çevrelerinden, Atatürk’ün Afet İnan’a yazdırdığı öngörüşü öle birlikte parapsikoloji bilimini ve özellikle bu bilim içindeki levitasyon (yerçekimini yenmek), Klorvenens (uzaktan görme), ve Telepati (düşünce alışverişi) olaylarını bilimsel olarak incelesinler. Bu ve benzerlerini bilimsel olarak incelediklerinde bunların metafizik, yani fizik ötesi bilim dışı olaylar, oluşumlar olmadıklarını göreceklerdir. Bütün bunların da kendilerine özgü fiziksel yapıları ve kendilerine özgü bilimsellik yönleri olduğunu göreceklerdir. Bunu gördüğümüz zaman bilimin ufku çok daha açılacak, fizik, kimya, madde gibi tanımlar tamamen değişecektir.

Bilim çevrelerinden ısrarla rica ediyorum atom ve hücre varlıklarını yalnızca fizik ve kimya yapılarıyla incelemesinler. Bir de onların bugünkü fizik ve kimya kavramları dışında da var olan kendilerine özgü özelliklerini, yapılarını incelesinler. Atom ve hücrenin iç yapılarından kaynaklanan ve yayınladıkları frekansları incelesinler. Bu frekansların yaptırım ve etkileşim özelliklerini incelesinler. Bakın neler, neler görecekler?

Ben kendimce hücrelerimiz üzerinde bilimin anladığı anlamda bir laboratuar incelemesi değil ama, tasavvufi açıdan bir düşünme denemesi yaptım. Ama bu denemeyi hiç kimsenin yapmasını tavsiye etmem. Eğer kendimi o anda toparlamasaydım inanın çıldırabilirdim.

DÜŞÜNCELERİMİZ ve SAĞLIĞIMIZ

Yaptığım deney şuydu. Birgün evde bu konular üzerinde bir makale yazmaya çalışıyordum. Vücudumuzun yaklaşık 100 trilyon hücreden oluştuğunu ve her hücrenin kendine özgü bir görevi, bir işlevi olduğunu yazdım. Elimden kalemi bırakarak evdeki bir koltuğa rahatça oturdum ve bu 100 trilyon hücremizin vücudumuzda çalışmasını ve bu çalışmanın nasıl olabileceğini düşünmeye başladım. Dini alanda tasavvufi denilen, bilim alanında da Konsantrasyon denilen yoğunlaşmış ve yönlendirilmiş bir düşüncenin içine girelim.

Ne olduğunu anlayamadan yüzümün sağ tarafında yanağımın cildimin altında birden bire sanki milyonlarca karıncanın kıpırdaması gibi bir kıpırdanma ve hareketlilik hissettim. Çıldırmamak, aklımı oynatmamak işten değildi. Vücudumun başka yerlerine sıçramadan süratle yüzümü ve sağ yanağımı okşayarak kendime geldim. O deneyi bir daha yapmadım ve kimsede böyle bir deney yapmasını istemem.

Benim gibi tasavvufi derinlikte düşünmeyin ama bedenimizde 200'den fazla çeşitte ve 100 trilyon hücrenin bir böcek topluluğu gibi çalıştığını, kendilerince bir şeyler yaptıklarını yüzeysel de olsa bir düşünün ve hayal edin. Israrla belirttiğim gibi hayal edin ama derinlemesine fazla düşünmeyin. İnanın bana hayal etmeniz bile size çok şey kazandıracaktır.

İçimize yönelttiğimiz düşüncelerimizle neler yaptığımızı, yapabileceğimizi veya bazı kişilerce neler yapıldığını bir araştırınız. Nasıl bir güce sahip olduğumuzu görünüz. Elimizdeki bu gücü olumlu ve olumsuz şekilde kullanarak, kendi yaşamımıza, beden yapımıza olumlu ve olumsuz etkilediklerimiz üzerinde düşününüz ve bu hususta da gerekli araştırmayı yapınız. Olumsuzluklarla, hastalıklarla karşılaştığımızda kendimiz dışımızdakileri değil, kendimizi suçlamayı öğrenmeliyiz. Öncelikle suçu veya hatayı kendimizde bulmalı, kendimizde görmeliyiz.

Bizim burada ısrarla vurgulamak istediğimiz durum şudur. Vücudumuza dışardan gelen darbeler sonucu kırılmalar, yaralanmalar dışında meydana gelen iç hastalıklarımızın çoğunluğu bizim evham, kuruntu, vesvese dediğimiz hastalık hastası düşüncelerimizden kaynaklanmaktadır.

Düşüncelerimizi organlarımız üzerine bir mikrobun, bakterinin, virüsün yapacağı tahribatı yapacak şekilde gönderiyoruz. Bir başka deyişle organlarımızda hastalık veya hastalıklar yapan mikrop, virüs, bakterileri biz kendimiz düşüncelerimizle oluşturuyoruz veya onları adeta davet ediyoruz. Düşüncelerimizle onları bir paratoner, bir mıknatıs gibi organlarımıza çekiyoruz”.

Dünyamızda tedavi edilemeyen en tehlikeli tek hastalık, “hastalık hastalığıdır”. Bir insan kendisinin hasta olduğuna inanıyorsa o insanı tedavi etmek, sağlığına kavuşturmak mümkün değildir.

Öyle insanlar tanıyorum ki, hastalıkta bile birbirleriyle yarış halinde bulunuyorlar. Örneğin, bir kişi karşısındaki insana bir hastalığından bahsediyor, inanın bana kişi daha hastalığını doğru dürüst anlatmadan “Aaa sizinki de bir şey mi sen benim hastalığımı bir bilsen” diyerek karşısındaki kişinin hastalığını bastıracak şekilde kendi hastalığından söz etmeye başlıyor. Söyler misiniz bana, hastalıkla ilgili evham, kuruntu vehimlerinden kurtulamamış bir insanı tedavi etmek, sağlığına kavuşturmak mümkün mü?

Şimdi size, düşündüklerimizin ve söylediklerimizin doğruluğunu kanıtlamak için Louıse L. Hay’ın yazdığı “Tüm Hastalıkların Zihinsel Nedenleri” isimleri kitabından birkaç örnek vermek istiyorum.

Önce hangi düşüncelerimiz hangi hastalıkların oluşmasına neden olduğunu ve sonra da nasıl bir düşünce yöntemiyle bu hastalığı yenebileceğimizi yazacağız.

ACI: Vücudumuzun orasında burasında acılar duyuyorsak

NEDENİ: Bir suçluluk duygusu içinde olmamız, çünkü suçluluk duygusu devamlı olarak ceza peşinde koşar ve insanlarda acı duygusunu oluşturur.

ÇÖZÜMÜ: Geçmişinizde yaşadığınız ve size suçluluk duygusu veren olayları bırakınız yani unutunuz. Geçmişe bağlı kalmayın ve geçmişteki suçluluk duygularınızı, olayları özgür bırakın ve kendinizi de özgür hissedin. Kendinizin her bakımdan huzur içinde olduğunuzu düşünün.

ADETLE İLGİLİ HASTALIKLAR: Bununla ilgili olan kadın hastalıkları

NEDENİ: Kadın olduğunuzu kabullenememek, kadınlığı reddetmek. Kadın olduğunuzdan dolayı bir nevi suçluluk duygusu içinde olmak. Üreme organlarınızın günahkarlık aracı olduğuna ve onların bir nevi kirliliğin kaynağı olduğuna inanmak. Bunlardan dolayı da bir nevi korku duygusu içinde bulunmak ve yaşamak.

ÇÖZÜMÜ: Bir kadın olduğunuzdan memnun olduğunuza ve kadınlığın sahip olduğu bütün üstün güçlere sahip olduğunuza inanın. Tüm kadınlık yapınızın gayet normal ve doğal olduğunu kabul edin. Kendinizi bir kadın olarak sevdiğinizi düşünün ve bunları onaylayın.

Devamı Yarın...
 

 

 
Hücre Yapımız ve Düşüncelerimiz (37)
 
Düşüncelerimiz ve sağlığımız (39)
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Hücre Yapımız ve Düşüncelerimiz (37)
Her hücrenin kendi yapısı içinde ve kendine özgü DNA, RNA ve genetik yapıları bulunmaktadır...
Düşüncelerimiz (36)
Mesai sonunda işyerimden çıkmış evime gitmek için belediye otobüsüne bindim...
Düşüncelerimiz (35)
Yetişkin insanlarda iletişim olayını olumlu ve olumsuz etkileyen en büyük ...
 
Din ve kuantum (34)
Parapsikoloji ile ilgili bir yazıda okumuştum. Çatlayan vazo, nerede, ...
Din ve kuantum (33)
Dr. Masaru Emoto, müziğin suyun yapısı üzerindeki etkilerini fotoğraflarla kanıtlıyor.
Hayvanlarda içgüdü (32)
Yemek yedirebilmek başlı başına bir olaydı. Birgün yeğenim bebek iskemlesini ...
 
Hayvanlarda içgüdü (31)
Bir Atın Fedakarlığı Hayvanların, insanları kazalardan, ölümlerden kurtardıkları ...
Hayvanlarda içgüdü (30)
Örneğin; güvendiğim bir dostum gözleriyle şahit olduğu bir olayı çok duygulu ...
Bitkilerle İletişim: İbrik Otu Bitkisi (29)
Böcekçil bitkilerden ibrik otları hemen hemen bütün tropik bölgelerde yetişirler.
 
ANAYURT GAZETESİ
YAZARLAR
Namık Kemal ZEYBEK
Namık Kemal ZEYBEK
Türk töresinde kadının yeri
Melike BOSTAN
Melike BOSTAN
EYT bilmecesi
Orhan SELEN
Orhan SELEN
Haydi biraz düşünelim
M. Yahya EFE
M. Yahya EFE
Hüznü yaşayan bilir
Murat POLAT
Murat POLAT
Bakan Fahrettin Koca’ya atamaları sordum
Osman BAŞ
Osman BAŞ
Öğretmenim Şiiri
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA ANAYURT GAZETESİ
TWITTER'DA ANAYURT GAZETESİ
ARŞİV
Ana Sayfa Türkiye Dış Haberler Ekonomi Spor Magazin Kültür-Sanat Güncel-Dizi
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim KünyeReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva