Anayurt Gazetesi
SİYASET TÜRKİYE EKONOMİ DÜNYA SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Whatsapp İhbar Hattı
29 Ekim 2020 Perşembe - 06:00

Sonsuza kadar Cumhuriyet

Prof. Dr. Anıl Çeçen, Türkiye'de demokrasi tartışmaları içinde görmezden gelinen cumhuriyetçilik tartışmalarının unutturulduğunu söyleyerek, Türkiye'de demokrasi kavramının cumhuriyetçilik ilkesi cumhuriyetçilik ilkesinin ise ulus-devlet gerçeği olmaksızın bir anlam ifade etmediğini belirtti.

Sonsuza kadar Cumhuriyet
Facebook'ta Paylaş Twitte'da Paylaş Whatsapp'tan Gönder Haberi Yazdır Metni küçült Metni büyüt

Uğur DUYAN

ANKARA (Anayurt)- Yarım asırdır 45 binden fazla hukukçu yetiştiren kamu hukuku profesörü ve yazar Anıl Çeçen ile Cumhuriyet'in ilanının 97'nci yıl dönümünde Türkiye'de Cumhuriyetçiliğin geleceğini ve Türkiye'yi 29 Ekim 1923'e götüren tarihsel süreci konuştuk.

'Atatürk ve Cumhuriyet', 'Türkiye Cumhuriyeti Ulus Devleti' ve 'Türkiye'de Cumhuriyetçilik' kitapları ile demokrasi tartışmaları içinde görmezden gelinen cumhuriyetçilik kavramına yeni ve farklı bir bakış açısı sunmaya çalışan Anıl Çeçen, Türkiye'de demokrasi kavramının cumhuriyetçilik ilkesi, cumhuriyetçilik ilkesinin ise ulus-devlet gerçeği olmaksızın bir anlam ifade etmediğini söyleyerek, şöyle konuştu:

"İşte bu aşamada Türk kamuoyunu bilinçlendirerek emperyalist planlara karşı ikinci bir  ulusal kurtuluş mücadelesini gündeme getirmek, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği için kaçınılmazdır. Ancak bu mücadeleyi verirsek, Cumhuriyet, ilelebet payidar kalacaktır."

AVRUPALI CUMHURİYETÇİLER OSMANLI'YA KAÇTI

Atatürk öncesinde Osmanlı Devleti'nde cumhuriyetçilik fikri savunanlar ya da bu fikrin taşıyıcısı olan eğilimleri konuşarak başlayalım isterseniz?

Tarihsel süreçte olaylar aşama aşma gerçekleşirler. Cumhuriyetçilik de Fransız Devrimi ile Avrupa'da ortaya çıkan bir süreci ifade eder. Fransız Devrimi'nin karşısında Fransa'da bir kral bir monark vardı ve devrim ona karşı yapıldı. Fransa'da monarşi yıkıldıktan sonra Avrupa'da yayıldı. Daha çok Güney ve Orta Avrupa ülkelerinde yayıldı. Kuzey Avrupa ülkelerinde monarşiler halen devam ediyor. Cumhuriyet fikrinin ortaya çıkması Avrupa'da krallıkları sarstı. Avrupa'da cumhuriyet fikrini savunanlar kendi ülkelerinden dışlandı ve Osmanlı ülkesine sığındı. Polonya'dan bir grup İstanbul'a geldi ve Beykoz'da Polenezköy'ü kurdu. Macaristan'da kaçan bir grup Kütahya'ya ve Tekirdağ'a yerleşti. Böylece cumhuriyetçilik hareketleri ve bu fikri taşıyanlarda Osmanlı'daki arayış sürecinde kendisine yer buldu.

ATATÜRK CUMHURİYET NİYETİNİ GİZLİ TUTTU

Atatürk bütün bu sürecin sonunda cumhuriyeti ilan eden kişi olarak karşımıza çıkıyor. Atatürk'ü Cumhuriyeti ilan etmeye iten etkenler nelerdi?

Atatürk'ten yüzyıl önce bu tartışmalar yaşanıyor ama olaylar anında sonuçlanmıyor. Bir gelişim süreci yaşanıyor ve bu sürecin sonucunda cumhuriyet rejimi kuruluyor. Atatürk'ün de aslında cumhuriyet rejimi isteğini bir sır olarak saklıyor bunu da Mahzar Müfit Kansu'nun 'Atatürk'le Beraber' kitabından öğreniyoruz.

Bu sorunun yanıtı aslında konjonktür kavramında saklı. Yani, bütün bu süreçlerin sonunda Cumhuriyet'i ilan ediyor Atatürk. Konjonktür gereği imparatorlukların yıkılması ve monarşilerin Kuzey ve Orta Avrupa'da daha sonra da Osmanlı hinterlandından kopan Balkan ülkelerine sıçraması ve I. Dünya Savaşı'nın sonunda Osmanlı saltanatının da yıkılması yani bütün gelişmelerin ortak bir soncu olarak Atatürk'ün en başından beri gizli tuttuğu cumhuriyet fikrini eyleme döktüğünü ve Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın başındaki önder olarak devletin başına geçmesi en sonunda 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'i ilan ettiğini görüyoruz.

ULUS-DEVLET OLMASAYDI, CUMHURİYET OLMAZDI

Cumhuriyet'in ilanından önce Kurtuluş Savaşı yıllarında rejim tartışmaları da yaşanıyor. Buradaki fikir ayrılıkları için Atatürk'ün ve Cumhuriyetçilik fikrinin galip çıkmasının nedeni nedir?

Tabi bu süreç tarihsel bir konjonktürün sonucu olarak gerçekleşti. Ancak Cumhuriyet ideali, fikri Avrupa'da Hristiyan dünyasında ortaya çıktığı için Müslümanlar arasında bu kavrama soğuk yaklaşıldı. Çünkü, cumhuriyet rejiminin laiklik kavramını getireceğini görüyorlardı. Türkiye'de bu çevrelerin itirazları olmasına karşın başarılı olamadılar. Zira, o dönemde İslam dünyası da dağınık bir durumdaydı. Türkiye'deki cumhuriyetçilik karşıtı İslamcılara destek verebilecek durumda değildiler.

Bu noktada aslında bir başka hususa dikkat çekmek lazım Osmanlı'nın dağılma döneminde Türkiye'ye gelen ve Osmanlı ülkesindeki herkesin Osmanlı ülkesinin akıbeti ne olacak dediği bir dönemde Rusya'dan çıkagelen çok gerçekçi çok çarpıcı bir bilim adamı olan Yusuf Akçura Üç Tarzı Siyaset'i ile arayış içinde olan Osmanlı ülkesinde yol gösterici fikirler sunuyor. Akçura ki, Türkçülük akımının önde gelen isimlerindendir. Ankara Üniversitesi'ni ve Türk Tarih Kurumu'nun da kurucusu da olan bir tarihçidir. Atatürk'e danışmanlık yapmıştır. Türkçülük akımı da Rusya'da ortaya çıkmıştır. Onun içindir Akçura'nın Türkiye tarihindeki yeri çok önemlidir. Çünkü, bugünkü Türkiye tarihine baktığımız zaman bir İslamcılık boyutu var, bir Osmanlı-Selçuklu boyutu var bir de Rusya'da başlayan Türkçülük boyutu var.  

Üç Tarzı Siyaset'in yazarı Osmanlı yıkılırken Osmanlı da çözümler üretti. Bu çözümlerden ilki Osmanlıcılıktı. Anadolu'da Yeni Osmanlı Cemiyeti'ni kurdu. Osmanlıcılık fikri bir Osmanlı milleti oluşturmayı öngörüyordu fakat Osmanlı'nın çok uluslu bir imparatorluk olması bunu mümkün kılmıyordu. Bu noktada Osmanlı'da halk egemenliği fikrinin hâkim kılınması için denen Meşrutiyetler aslında bize halk egemenliği için ulus-devlet mantığını gösteriyor.

Birinci tarzı siyaset olan Osmanlıcılık devleti kurtaramayınca ikinci tarzı siyaset olan İslamcılık fikri öne çıktı. İslamcı tarzı siyasete de Balkanlar ve Anadolu'daki gayrimüslimler karşı çıktı ve İslamcılık Osmanlıcılık gibi başarısız  bir siyaset olarak kaldı.

İşte bunu gören ve Üç Tarzı Siyaseti öneren Akçura, Osmanlıcılık ve İslamcılıkla sonuç alınamayınca son tarzı siyasete yani Türkçülüğe yöneldiler. Türkçülük fikrine yönelince Türk Ocakları kuruldu ve Anadolu'da Türk Ocaklarının şubeleri açıldı. Böylece Anadolu'daki halkı bir Türklük bilinci içinde Türk milletine dönüştürme çalışmaları başladı. Osmanlıcılık ve İslamcılık üzerinden başarılamayan devleti kurtarma çabaları Türkçülük üzerinden sonuç verdi ama I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti yıkıldı. Anadolu'daki Türkçüler de işgal karşısında direnmek için müdafaa-i hukuk cemiyetlerini kurdular. Oradan da Anadolu ve Rumeli Müdafaa-İ Hukuk Cemiyeti doğdu. Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasından sonra bu oluşumun cumhuriyet fikrine yöneldi.

Yani Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçişte bu üç aşamayı görmeden Atatürk'ün cumhuriyet öncesindeki rejim tartışmalarından nasıl galip çıktığını da bugünkü Cumhuriyet'i de anlayamayız. Cumhuriyet'e geçişin arakasında ulus-devlet yapılanmasının olduğunu görmemiz lazım. Yani Türkiye Cumhuriyeti ulus-devlettir. Ulus-devlet olmasaydı, Cumhuriyet olmazdı.

"ANKARA'NIN BAĞIMSIZLIKÇI BİR KARAKTERİ VAR"

Peki, Atatürk Cumhuriyet'in ilanından hemen önce neden Ankara'yı başkent ilan etti? Bunun özel bir nedeni var mı?

İstanbul, imparatorluğun çökmüş bir merkeziydi ve kozmopolit bir yapıya sahipti. Bu kozmopolit yapı imparatorluğun çökmesine neden oldu. Cumhuriyet ulus-devlet üzerine kurulduğu için Ankara'nın başkent olarak tercih edilmesi isabetli bir karardır. Ankara'nın başkent olarak tercih edilmesi de aslında Sivas ve Erzurum Kongrelerinde gündeme geliyor. Ankara'nın başkentliği bu açıdan da stratejik bir tercihtir. Almanların organize ettiği Berlin-Bağdat Demiryolu bu noktada önemlidir ve bu tercihi tetiklemiştir. Ankara'da gayrimüslim nüfusunda dengeli olması da önemli bir etken oldu. Eskişehir, Kayseri ve Sivas seçenekleri de sahip oldukları dezavantajlardan ötürü eleniyor.

Bir de Ankara'nın geçmişte Ahi Cumhuriyeti de ev sahipliği yapıyor. Moğol istilasına Ankara-Kırşehir hattındaki Ahiler direniyor. Atatürk Ankara'nın bu özelliğini de biliyor. Rusya'dan gelen yayılmacı anlayışa da karşı gelecek, direnecek bağımsızlık karakteri olan bir şehir olan Ankara başkent olarak tercihtir.

Bugün Cumhuriyet'in ve Cumhuriyetçiliğin içinde bulunduğu bir sorun var mı sizce?

Çok. Çünkü, Cumhuriyet Türkiye'de bir ulus-devlet cumhuriyeti olarak kurulmuştur. Türklük kavramına karşı çıkanlar var. Türklük kavramını ayaklar altına alanlar var. Bazı siyasi oluşumlar Türklük kimliğinin dışında kendini alt kimliklerle tanımlamaya çalışıyor. Ki parlamentoda öyle bir parti de var. Ayrıca bu coğrafyada Osmanlı hinterlantlında ABD üzerinden Büyük Ortadoğu bir taraftan İsrail üzerinden Büyük İsrail projesi var. Bölgesel yapılanmayı da kendi çıkarları için kullandıklarından Türk ulusunun Kuvayı Milliye ruhuyla kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin bu topraklarda var olmasını istemiyorlar. O nedenle dış politikadaki bu tutum içinde olanlarda Cumhuriyet'i tehdit ediyor. Bu konularda çalışan hem milliyetçi hem de Müslüman bir bilim adamı olan Durmuş Hocaoğlu, 15 yıl kadar önce beynelmilel İslamcıların iktidar olması durumunda Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkıma kadar götüreceği uyarasında bulunmuştu.

Son olarak sizce Cumhuriyet'in geleceği neye bağlıdır?

Küresel emperyalizm, demokrasi tartışmaları üzerinden cumhuriyet rejimlerini ya da devletlerini tasfiye etmeye kararlı olduğu için devlet yapılanmasını ifade eden cumhuriyet kavramına kasıtlı olarak uzak durulmakta ve demokrasi kavramı üzerinden toplumsal yapılarla oynayarak, cumhuriyet devletlerinin ortadan kalkmasına çalışılmaktadır. Günümüzde bütün dünya ülkeleri ve devletleri böylesine saldırı ve işgal planları ile karşı karşıyadır. İşte bu aşamada Türk kamuoyunu bilinçlendirerek emperyalist planlara karşı ikinci bir ulusal kurtuluş mücadelesini gündeme getirmek, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği için kaçınılmazdır. Ancak bu mücadeleyi verirsek, Cumhuriyet, ilelebet payidar kalacaktır.

ÖNCEKİ HABER   SONRAKİ HABER
İspanyolları korona değil, hükümet korkutuyor
 
Akşener'den Erdoğan'a Macron tepkisi
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Türkiye'de en yüksek can kaybı açıklandıTürkiye
Türkiye'de en yüksek can kaybı açıklandı
Türkiye'de son 24 saatte 190 can kaybı, 30 bin 110 yeni vakaTürkiye
Türkiye'de son 24 saatte 190 can kaybı, 30 bin 110 yeni vaka
Bakan Koca aşı takvimini açıkladıTürkiye
Bakan Koca aşı takvimini açıkladı
AB İran'la nükleer anlaşmanın sürdürülmesini istiyorDünya
AB İran'la nükleer anlaşmanın sürdürülmesini istiyor
AK Parti Sözcüsü Çelik'ten Kılıçdaroğlu'na tepkiSiyaset
AK Parti Sözcüsü Çelik'ten Kılıçdaroğlu'na tepki
Türk-İş, Hak-İş ve DİSK'ten asgari ücret açıklamasıEkonomi
Türk-İş, Hak-İş ve DİSK'ten asgari ücret açıklaması
Metro İstanbul'dan sefer saati düzenlemesiTürkiye
Metro İstanbul'dan sefer saati düzenlemesi
İran: Fahrizade suikastını engelleyebilirdikTürkiye
İran: Fahrizade suikastını engelleyebilirdik
Dışişleri Bakanlığı: Türkiye ön koşulsuz diyaloğa hazırTürkiye
Dışişleri Bakanlığı: Türkiye ön koşulsuz diyaloğa hazır
Moderna aşı onayı için Avrupa İlaç Ajansı'na başvurduDünya
Moderna aşı onayı için Avrupa İlaç Ajansı'na başvurdu
Anayurt Gazetesi
KünyeKünye İletişimİletişim ReklamReklam FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Günün HaberleriGünün Haberleri