Anayurt Gazetesi
  • Dolar
    5,7884
    Dolar
  • Euro
    6,4038
    Euro
  • Altın
    271,809
    Altın
  • Bist-100
    108.869,10
    Bist-100
  • ADANA
    7/18°
    ADANA
  • ANKARA
    -3/5°
    ANKARA
  • ANTALYA
    1/17°
    ANTALYA
  • BURSA
    6/11°
    BURSA
  • ISTANBUL
    7/12°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    7/16°
    IZMIR
  • KONYA
    -5/5°
    KONYA
Facebook Twitter Linkedin
Whatsapp İhbar Hattı
ANA SAYFA TÜRKİYE DIŞ HABERLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT GÜNCEL-DİZİ DİĞER FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Silopi'de 3 PKK'lı terörist teslim oldu
Silopi'de 3 PKK'lı terörist teslim oldu
Irak’taki ABD üssüne füzeli saldırı
Irak’taki ABD üssüne füzeli saldırı
Brezilya BM'deki oy hakkını kaybedebilir
Brezilya BM'deki oy hakkını kaybedebilir
Muhammed ismi ABD'de ilk 10'da
Muhammed ismi ABD'de ilk 10'da
HABERLER>ANKARA
21 Nisan 2019 Pazar - 15:27

Türkiye’nin seçim kanununa ihtiyacı var

Hukuk Profesörü Anıl Çeçen 31 Mart seçimleri ve seçim sonrası süreci Anayurt’a değerlendirerek Türkiye’nin yeni bir seçim kanununa ihtiyacı olduğunu söyledi.

Türkiye’nin seçim kanununa ihtiyacı var

Ferda PUCAK

ANKARA (Anayurt) – 31 Mart Mahalli İdareler seçimleri bitti. Ama hala seçim tartışmaları ülke gündeminin ilk maddesi durumunda. Hukuk Profesörü Anıl Çeçen 31 Mart seçimleri ve seçim sonrası süreci Anayurt’a değerlendirdi. Prof. Dr. Çeçen Seçim sonuçlarının ilan edilmesi sonrasında geçersiz oyların sayımı, AK Parti’nin YSK’ya sonuçlara itirazı ve olağanüstü itirazını hukukçu gözüyle yorumladı.

Türkiye’nin yeni bir seçim kanununa ihtiyacı olduğuna dikkat çeken Çeçen, 2000’li yıllardan buyana yapılan seçimlerde yaşananların artık yeni bir seçim kanununa ihtiyaç olduğunu ortaya koyduğunu savundu.

Türkiye’de son dönemlerde yapılan seçimler hep tartışmalı oldu. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?

 “2000 yılından sonra yapılan her seçim sonucunda çok ciddi boyutlarda tartışmalı durumlar ortaya çıkıyor. Burada Yüksek Seçim Kurulu’nun zayıf kaldığı. Yeterince bürokratik örgütlenmeye sahip olamadığı gibi durumlar gündeme geliyor. Ama bunun da ötesinde seçim sonuçlarıyla ilgili tartışmaların giderek arttığı ve her seçim sonrasında Türkiye böyle bir zor döneme sürüklendiği noktada, 2000 yılından sonra seçimlerin yapılmasında ve ilan edilmesinde elektronik sisteme geçilmesinin etkili olduğu görülüyor. Çünkü seçimler elektronik sistemle yapıldığı noktada biliyorsunuz ki seçimlerle ilgili ciddi tartışmalar ortaya çıkıyor. Çünkü hiçbir elektronik sistemin güvencesi yok. Uzaktan kumandalı olarak elektronik sistemlere müdahale edildiği noktada elektronik sistemler yanlış ya da farklı sonuçlar verebiliyorlar. Konuya bu çerçevede baktığımızda elektronik sistemlerin değil yine eskisi gibi sandık kurullarının ıslak imzalı tutanaklarla seçim sonuçlarının belgelenmesinin yararlı olduğu kanaatindeyim.

ELEKTRONİK SİSTEMLE YAPILAN SEÇİMLER GÜVENLİ DEĞİL

Ayrıca şunu da vurgulamak isterim ABD ile batı dünyasında Almanya’da  Yüksek Mahkeme bütün seçimlerin normal şekilde yapılmasını ve  elektronik sistemin kullanılmamasını, elektronik sistemle yapılan seçimlerin hiçbir güvenliğinin olmadığını Alman Yüksek Mahkemesi karara bağlamıştır. Bu çerçevede  baktığımız zaman Alman Yüksek Mahkemesi doğrultusunda  konunun değerlendirilmesi daha yararlı olacaktır.  Çünkü Türkiye’de hakikaten bir tartışma konusu vardır.  Özellikle içinde bulunduğumuz süreçte dünyada ciddi bir değişim süreci yaşanırken Türkiye Avrupa’nın dışında kalırken, Ortadoğu’da yeni yapılanmalar gündeme gelirken, Avrasya süreci giderek ortaya çıktığı noktada belirleyici olunca partiler arasında çok farklı yaklaşımlar, çok farklı görüşler ön plana gelmekte ve bu çerçevede seçimler normal seçimler olmanın ötesine gitmekte ve projelerin çarpıştığı alan haline dönüşmektedir. İşte bu noktada belirli projelere angaje olanların seçimlere asılmak ve  seçimlerden istedikleri sonuçları elde temek de özellikle siyasi partilerin taşra kadrolarını kullanarak kendi yerel  bölgelerinde maalesef değişik olaylara alet oldukları, komploların ve düzenlemelerin devreye sokularak seçimlerin etkilendiği öne çıkmaktadır. Bunun da en açık örneği bundan önceki Ankara Belediye seçimlerini verebiliriz.  Ankara’da belediye seçimlerini bugün seçimi kazanan aday kazanmıştı fakat daha sonra itirazlarla seçim sonuçlarının değiştirildi. O itirazlar sırasında belirli sandıkların kaçırılma olaylarının gündeme geldiğini gördük. Bütün bunlar seçim sonuçlarını etkilediği gibi, maalesef siyasette de önemli darboğazlar yaratmaktadır” diye konuştu

İktidar için İstanbul neden bu kadar önemli?

“Biliyorsunuz Ankara ve İstanbul seçimleri problemli seçimler olarak öne çıktı. Hem Ankara’da hem de İstanbul’da iktidar partisi sonuna kadar direnmiş ve bu il belediye başkanlıklarını korumak istemiştir. Ama 17 senedir iktidarda olan bir siyasi parti ve Ankara’da 25 senedir iktidarda olan Melih Gökçek ve siyasi yapılanması artık belirli bir aşamadan sonra bir sarsıntı geçirdiği için, artık eskisi gibi dinamik çalışmalar yapamadığı için Ankara halkı tarafından eskisi kadar destek görmediler ve muhalefetin adayı kazandı seçimi. Aynı şekilde İstanbul’a baktığımızda bugünkü iktidarın genel başkanının İstanbul belediye başkanlığından gelmesi nedeniyle, bugünkü iktidarın Ankara, İstanbul  ve İzmir gibi belediye başkanlıklarına önem verdiklerini görüyoruz. Bakın bugün İstanbul’daki seçim sonuçları iki hafta geçmesine rağmen sonuçlanamadı ve 16. günde İstanbul’un yeni belediye başkanı mazbatasını almak durumunda kaldı. Bu 15 günlük süreç içerisinde özellikle medyanın da işin içine katıldığı süreç içerisinde iktidar partisinin kendisinden olan medya ile yakınlaşarak özellikle Ankara ve İstanbul gibi Türkiye’nin 1 ve 2 numaralı büyük kentlerinde yönetim değişikliğinde direndiğini, ayağını sürüdüğünü ve gereken kolaylıkları göstermediğini görüyoruz. Bu noktada vatandaşın umudu hep Yüksek Seçim Kurulu’nun kararlarına bağlıydı. Fakat bu arada da sürekli olarak her gün belirli gruplar halinde itirazların gündeme gelmesi, bir itirazın sonuçlanmadan öbür itirazın başlaması mesela Maltepe gibi bir ilçede 15 gün oy sayımı gibi bir durumu ortaya çıkardı. Bunlar gerçekten normal koşullarda olmaması gereken durumlar. Bu durumlar özellikle seçim kanunundaki itirazlara yönelik düzenleme getiren maddelerin maalesef     bu tür istismarlara açık olduğu görülüyor.  Sonuna kadar bir sürecin zorlanarak seçim sonuçlarının kesinlik kazanmasının engellenmesinin devlet düzeni ve hukuki istikrarın sağlanması açısından problem yarattığını gördük.  Ama 16. Günde mazbatanın alınmasını da Yüksek Seçim Kurulu’nun üzerine düşen görevi yapmaya çalıştığını görüyorsunuz.

YSK İLK GÜNDEN ÖNLEM ALDI

Seçimlerin bitiminde ertesi gün sabahı Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Sadi Güven, açıkça İstanbul’daki seçimleri muhalefetin adayının kazandığını resmen söylemiştir. Burada Yüksek Seçim Kurulu Başkanının daha seçim sonuçları kesinleşmeden bunu söylemesi, daha önceki seçimlerde yaşanan itirazların oy sandıklarının kaçırılarak seçim sonuçlarının değiştirilmesi durumu yaşanmıştı Ankara’da, İstanbul’da da bunun yaşanmaması için Yüksek Seçim Kurulu Başkanı açıkça muhalefet adayının 28 bin oyla önde olduğunu söylemiştir. Ama bugün geldiğimiz noktada 16 günlük sayımlardan sonra bu 28 binlik farkın 14 bine indiğini görüyoruz. Demek ki her sayımda oyların bir kısmı kaybedilmekte. Sürekli itiraz etmekle ve sürekli saymakla da sonuç alınamayacağı görülmekte, ortaya çıkan sonuç da bunun ters olduğunu vurgulamıştır ki ben Yüksek Seçim Kurulu’nun başkanının ilk günden seçim sonucunu ağzından söylemesi ile önlem aldığı kanaatindeyim.  Kamuoyundaki karışıklığı önlediğini, seçim sonuçlarının değiştirilmesi gibi durumların önüne geçtiğini görüyoruz. İşte o yumuşaklık içinde muhalefet tabanı olay çıkarmamış ve sessiz sakin bir şekilde seçimlerle ilgili itirazların sonuçlanmasını beklemiştir” dedi.

Seçim sonuçlarına yapılan olağanüstü itirazları nasıl değerlendiriyorsunuz?

 “Son aşamada, her şeyin bittiği noktada bu kez iktidar partisinin seçim sonuçlarını kabul etmemekte direnmesi nedeniyle olağanüstü itiraz yoluna gittiğini görüyoruz. İşte bu olağanüstü itiraza giderken de bütün itirazları, bütün ortaya çıkan durumları içine alan üç bavul belgeyi kurula verdiğini gördük.  Bunlar yeniden incelenmekte ve bir olağanüstü itiraz sonucunda karar alınması çok zordur. Ben Yüksek Seçim Kurulu Başkanının durumu düzeltmek için ilk günden gösterdiği hukuki basireti burada da koruyacağı kanaatindeyim. Artık bakın 28 bin oydan farkı 14 bine indirdiler. Zorluyorlar ama 14 bin oy da öyle saymakla bitecek gibi değil. Artık bunu görmek lazım. Gelinen noktada artık hükümetin 20 senedir iktidar olması, büyükşehirlerde 25 senedir belediyelerin elinde olması, evet seçim sonuçlarını etkilemiştir. Ama artık demokrasiler serbest  seçimlerle  gelenlerin serbest seçimlerle gitmesi gibi bir mekanizmaya sahiptir. Eğer eskiden seçimleri kazananlar gitmemekte direnir, seçim sonuçlarını bu nedenle engelleme ye ya da bozdurmaya çalışırlarsa Türkiye’de zaten bozulmuş olan demokrasinin iyice ortadan kalkmasıyla bir durumla karşı karşıya kalabiliriz. Bunu da kabul etmek mümkün değildir” diye konuştu.

Büyükçekmece’de polisin ev ev dolaşarak seçmen listelerini kontrol ederek insanlara tutanak imzalatmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Bugünkü iktidarın başı olan kadro İstanbul Belediyesinden geldi. Yola oradan çıktılar ve Türkiye’yi uzun süredir yönetiyorlar. İstanbul’dan çıktıkları için İstanbul’dan vazgeçemiyorlar. Büyükçekmece’de yaşanan olaylar da normal koşullarda hiçbir seçimde olmayacak bir durum. Eğer kontrol edeceksen seçimden önce kontrol edeceksin. Seçim olduktan sonra gidip kontrol etmek akılcı bir şey değil.  Seçim sürecinde mevcut koşullar geçerlidir. Mevcut koşullar içerisinde devlet düzeni çalışmaktadır. Devlet düzeni içerisinde Yüksek Seçim Kurulu bütün il ve ilçelerde düzen kurmuştur. Ve bu düzenler içerisinde oylar kullanılmış ve sandık kurulları kararlarını vermiştir. Bu varken hala didikleyip gidip tek tek evleri dolaşmak ya da boş arsalar üzerinde ev varmış gibi göstermek... Bunlar sadece bu seçimlerde değil, geçen seçimlerde de sorun oldu. Ama hiçbir sorun seçimlerin geçersizliğini gündeme getirmedi. Büyükçekmece’de polislerin gidip evleri tek tek kontrol etmesi, orada oturanları isim isim tespit etmeye kalkmasını olağanüstü bir durum,  itiraz üzerinden sonuç alma çabası olarak seçimi kaybeden iktidar partisinin son direnişleri olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim” dedi.

Mazbatanın 2 Haziran’a kadar Ekrem İmamoğlu’ndan geri alınması gibi bir durum olabilir mi? Ya da seçimlerin yenilenmesi gibi bir durum söz konusu olabilir mi?

“Hukukçu değil de bir bilim adamı olarak seçim sonuçlarının bu kadar tartışmalı olması, bir erken genel seçim beklentisini ortaya çıkarmıştır.  Bunu gizleyemezsiniz. Bütün hesaplar bundan sonra bir erken genel seçim üzerine yapılmaktadır. Çünkü bakın burada yönetim değişiyor gibi. Ama yapılan seçim yerel yönetim seçimi olduğu için yönetim değişmedi. Ama halkın yönelimi başka bir yöne kanalize olduğuna göre o zaman o doğrultuda önemli gelişmeler olacaktır. Tabi muhalefeti destekleyen güçler ki merkez sağdaki İyi Parti ile merkez soldaki CHP ya da merkez solda yer aldığını söyleyen HDP, birbirlerini desteklediler ve iktidara karşı bir işbirliği gündeme geldi. Muhalefet o bölünmüşlükle iktidarın sürekli yola devam ettiğini görünce bir araya gelerek buna son verdiler. Bu yeni bir durum. Bu yeni durumda iktidar da artık gitme sürecinin başladığını görünce paniğe kapıldı. O doğrultuda iktidarın İstanbul seçimleri üzerinden bir panik içerisinde olduğu kanaatindeyim. Sadece İstanbul ve Ankara’da kaybetmediler. İzmir’i de kazanamadılar. 20 sene yatırım yaptılar. Kazanamadılar. Adana’da,  Antalya’da, Mersin’de büyükşehirleri ele geçiremeyen Türkiye’yi yönetemez. Bunu gördüler. İstanbul kavgası da buradan geliyor. Siz ne derseniz deyin dünya dönüyor. Galile’nin dediği gibi dünya dönüyor. Dünya döndüğüne göre zaman geçiyor.   20 sene geçmiş. Burada devlet varsa millet varsa demokrasinin çalışması gerekir. Halkın tercihleri şimdiye kadar seçimlerde iktidardan yana olmuştur. Bundan sonra da muhalefetten yana olabilir. Önemli olan demokrasi yaşayacaksa bu olgunluğun gösterilmesidir. Bakın laik bir devlette cumhuriyetçi ve laik kesimler, Türkiye’de ılımlı İslam iktidarına tolerans gösterdiler. Olay çıkarmadılar. Demek ki laik devletin içerisinde bu konuya laik ve cumhuriyetçi çevreler bu konuya tolerans gösteriyorsa siyasal İslam çizgisi doğrultusunda iktidara gelenler de aynı toleransı göstererek, aynı hoşgörüyle hareket edip galibiyette olduğu kadar mağlubiyeti de normal sonuç olarak görürlerse Türkiye’de demokrasi yaşar. Yoksa yaşamaz. Her iktidarı elinde tutan devleti kullanarak otoriter rejime kayar. O otoriter rejim de daha sonra diktatörlüğe gider ki,  onun sonucu Hitler ve Musollini gibi dünya tarihinde yer almış olan diktatörlükler yaratır. Öyle bir sürece Türkiye yüzyıl sonra bu kadar cumhuriyet ve demokrasi deneyiminden sonra sürüklenmesi ve esir olması düşünülemez ” diye konuştu.

Çeçen konuşmanın devamında şunları söyledi:

“Ben önümüzdeki dönemde normal seçimlerin olmayacağı kanaatindeyim. Çünkü dünyadaki  eski düzen yıkıldı. Yeni bir düzen kurulması sürecinde Ortadoğu’da dünyanın merkezi coğrafyasında projeler çarpışıyor. Projelerin çarpıştığı noktada partilerin programları, proje  programları olduğu için her parti kendi projesi doğrultusunda asılıyor seçimlere. Bu seçimleri normal  koşullardan çıkarıp bir siyasi hegemonya çatışmasına dönüştürüyor. İşte o nedenle seçim sonuçlarını kabul etmeme ya da önceden kazandığın belediyesi terk etmeme gibi durumlar ortaya çıkarıyor.  Bunları dikkate alarak önümüzdeki seçimlerin daha sağlıklı daha dengeli gidebilmesi için  bu gibi durumları dikkate alan önlemlerle yeni bir yasal düzenleme yapılırsa umarım Türkiye’de demokrasi daha düzgün yaşar.

 
Madende patlama
 
Adaletin tesisi baş meselemiz
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
AK Parti ve MHP şirketleri elinde tutmak istedi
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın yetkisini kısıtlamak ...
Bozulan kaldırıma paspaslı önlem
Trafiğe kapalı sokaklardaki kırılan kaldırım taşı parçalarının altında ...
Mehmet Yiğiner’den Yavaş’a tebrik ziyareti
ANKESOB Başkanı Mehmet Yiğiner, beraberindeki heyetle birlikte Ankara ...
 
‘İşsiz bırakılmış gazetecilere fener olacak’
Ankara’daki Basın Evi’nin açılışında konuşan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ...
Mimarlar Odası’ndan 25 yıl sonra ilk ziyaret
Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu, Büyükşehir Belediye Başkanı ...
Öz Taşıma İş’ten ‘genelge’ yanıtı
Öz Taşıma İş Sendikası Genel Başkanı Toruntay, el değiştiren Ankara Büyükşehir ...
 
Başkent’te ızgara ve kanal temizliği
Büyükşehir Belediyesi ASKİ Genel Müdürlüğü, Başkent’in temiz ve estetik ...
Kapımız herkese açık
Yerel seçim ardından Mamak Belediye Başkanı seçilen Murat Köse, iş, siyaset, ...
Kafkas Derneklerinden Taşdelen’e kutlama ziyareti
Merkezi Ankara’da bulunan Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) Yönetimi, ...
 
ANAYURT GAZETESİ
YAZARLAR
Osman YAZICI
Osman YAZICI
Maliye emin ellerde.(1)
Melike BOSTAN
Melike BOSTAN
Kadın hakları demişken...
Harika ÖREN
Harika ÖREN
Taraklı, Göynük, Çubuk Gölü; Geziyoruz
Orhan SELEN
Orhan SELEN
Tilki ve tavuklar
M. Yahya EFE
M. Yahya EFE
7 Aralık kutlu olsun!
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA ANAYURT GAZETESİ
TWITTER'DA ANAYURT GAZETESİ
ARŞİV
Ana Sayfa Türkiye Dış Haberler Ekonomi Spor Magazin Kültür-Sanat Güncel-Dizi
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim KünyeReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva