Anayurt Gazetesi
SİYASET TÜRKİYE EKONOMİ DÜNYA SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Whatsapp İhbar Hattı
2 Mayıs 2011 Pazartesi - 15:37

Yaşamın Yankısı (41)

Bir adam ve oğlu ormanda yürüyüş yapıyorlarmış. Birden oğlan takılıp düşüyor ve canı yanıp ‘AHHHHH’ diye bağırıyor.

Yaşamın Yankısı (41)
Facebook'ta Paylaş Twitte'da Paylaş Google+'da Paylaş Haberi Yazdır Arkadaşına Gönder Metni küçült Metni büyüt

İleride bir dağın tepesinden ‘AHHHHH’ diye bir ses duyuyor ve şaşırıyor. Merak ediyor ve ‘SEN KİMSİN?’ diye bağırıyor. Aldığı cevap “SEN KİMSİN?” oluyor. Aldığı cevaba kızıp “SEN BİR KORKAKSIN” diye tekrar bağırıyor. Dağdan gelen ses “SEN BİR KORKAKSIN” diye cevap veriyor.

 

Çocuk babasına dönüp “BABA NE OLUYOR BÖYLE?” diye soruyor. “OĞLUM” der adam, DİNLE VE ÖĞREN! ve dağa dönüp ‘SANA HAYRANIM’ diye bağırıyor.

 

Gelen cevap ‘SANA HAYRANIM!’ oluyor. Baba tekrar bağırıyor, “SEN MUHTEŞEMSİN” Gelen cevap “SEN MUHTEŞEMSİN” oğlan çok şaşırıyor, ama halen ne olduğunu anlayamıyor. Babası açıklamasını yapıyor, “İnsanlar buna ‘YANKI’ derler, ama aslında bu ‘YAŞAM’dır. Yaşam daima sana senin verdiklerini geri verir. Yaşam yaptığımız davranışların aynısıdır. Daha fazla sevgi istediğin zaman daha çok sev! Daha fazla şefkat istediğinde, daha şefkatli ol! Saygı istiyorsan insanlara daha çok saygı duy. İnsanların sabırlı olmasını istiyorsan sende daha sabırlı olmayı öğren. Bu kural yaşamımızın bir parçasıdır, her kesiti için geçerlidir.” Yaşam bir tesadüf değil, yaptıklarınızın aynada bir yansımasıdır.

“Gençliğin Felsefesi”

“Gençlik ömrün bir parçası değildir. O bir akıl ve idrâk durumu, bir irâde derecesi, bir hayal gücü, heyecanların kuvvet ve dinçliği, cesaretin korkaklığa, macera iştahasının rahat ve âsude yaşama sevdasına üstün gelmesidir.

Hiç kimse yalnız birkaç yıl yaşamış olmakla ihtiyarlamaz. İnsanları ihtiyarlatan ideallerinin gömülmesidir. Seneler cildi buruşturabilir. Fakat heyecanların feda edilmesi ruhu buruşturur.

Üzüntü, şüphe, nefse itimatsızlık, korku ve yeis; bütün bunlar başları eğen ve ilerleyen ruhu tekrar gerisin geriye mezara götüren uzun, çok uzun yıllardır.

Hepiniz inancınız kadar genç, şüpheniz kadar ihtiyar, kendinize olan güveniniz kadar genç, korkunuz kadar ihtiyar, ümidiniz kadar genç, yeisiniz kadar ihtiyarsınız.

Kalbiniz dünyadan, insanlardan ve sonsuzluktan güzellik, sevinç, cesaret, büyüklük ve kuvvet haberleri aldığı müddette gençsiniz. Bütün bu hatlar yıkılmış ve kalbinizin tam ortası kötümserlik karları ve bağnazlık buzları ile örtülmüşse, o zaman artık muhakkak ihtiyarlamışsınızdır.”

Samuel ULLMAN

Beynimiz ve Organlarımız

Beden yapımızla, daha doğrusu organlarımızla beynimiz arasında isterseniz frekans deyin isterseniz biyomanyetik dalga deyin, aralarında kuvvetli bir bağlantı vardır. Bu bağlantıya telepatik bir bağlantı diyebiliriz. Çünkü beynimiz bir organımızla ilgili bir şey düşündüğü zaman, düşünülen organla beynimiz arasında bir bağlantı kurulur. Organımız beynimizden aldığı sinyalleri değerlendirir ve kendisini ona göre hazırlar. Beyinden aldığı her ne ise onu yerine getirebilmek için çalışmaya başlar. Beyinden iyi bir yaptırım emir aldı ise o iyi şey, kötü bir emir aldıysa o kötü şeyin oluşması için hemen çalışmaya başlar.

 

Çünkü beynimizin olsun, bedenimizin, organlarımızın ve hücresel yapımızın olsun, kendisine gelen frekansları ve uyarıların değerlendirilmesini yapmak ve seçmek yeteneği yoktur. O yalnızca kendisine geleni uygulamakla programlanmıştır. Çünkü bu bir sistemdir ve bu sistem şaşmadan, saymadan çalışan bir sistemdir.

Bedenimizdeki ve organlarımızdaki bu sistemi değiştirebilme yetkisine ve gücüne sahip olan tek organımız beynimizdir. Yalnızca beyin kendisine gelenleri iyi-güzel, faydalı-zararlı gibi değerlendirmeler yapma gücüne sahiptir. Beynimiz aynı zamanda yalnızca kendisine gelenleri değerlendirmenin yanında ayrıca kendisinin de yeni düşünceler, fikirler üretme yeteneğine sahip tek organımızdır. Beynin yaptığı bu işleme “DÜŞÜNMEK” diyoruz.

Kendi iradesini kullanarak düşünen insan ancak, iyi veya kötü- faydalı ve zararlı bilgiler üretebilir. İşte beynin bu üretimine “Düşünce” diyoruz. Yalnız bu düşüncelerimiz üretildiği gibi beynimizden, bedenimizle ilgili olanlar içimize yani organlarımız üzerine, sosyal içerikli düşüncelerimiz de çevresine yayınlamaktadır. Beynimizden yani düşüncelerimizden yayılan bu frekanslar aynen uygulanır. Onun için beden yapımızın içinde yani organlarımızda ve sosyal yaşamımızda oluşan olumsuz şeylerden başkalarını suçlamaya hakkımız olmadığını bilmeliyiz. Çünkü bedenimizde ve sosyal yaşamımızda oluşanlar bizim kendi düşüncelerimizdir.

Peki bizim dışımızda bizi etkileyen olumlu ve olumsuz düşünceler yok mudur?

Bunun cevabı hem var hem yoktur şeklindedir. Çünkü bizim dışımızda bizi etkileyen olumlu ve olumsuz düşüncelerin etkinliği yine bizim kendi irademize yani düşünce gücümüzle ilgili bir olaydır. Eğer biz zayıf iradeli, birtakım evhamlar, kuruntular, vehimler içinde bulunan bir insansak, dışarıda bu gibi düşünceler bizi çok çabuk etkileyebilir. Ama biz çok kuvvetli bir iradeye yani düşünce yapısına sahipsek bize kolay kolay etkileyecek bir dış güç olamaz.

Allah dediğimiz güç hariç. Çünkü beynimiz kendi düşünce yapısına uygun bir frekans çemberi ile bedenimizi, adına AURA denilen, bir manyetik çemberle kaplamaktadır. Düşüncelerimizden oluşan bu AURA çemberi ne kadar güçlü ise hiçbir güç bize kolay kolay dışarıdan etkileyemez. En ufak olaylardan ve düşüncelerden etkileniyorsak bu etkilenmeden dolayı o olayı veya düşünceyi değil kendimizi suçlamalıyız.

Sistemin İşleyişi

Peki, buradaki sistem nasıl oluşmakta ve nasıl işlemektedir?

Bu sistemin oluşması ve işlemesi de tamamen bizim düşüncelerimizle ilgili bir olaydır. Bizim beyin yapımız alıcı ve verici sistemle çalışan bir yapıya sahiptir. Yani düşüncelerinize uygun düşünceleri kendi üzerine çeker onları algılar buna karşılık kendi düşüncelerinize uymayan ters düşünceleri de iter onları dışlar. Şimdi bu sisteme sahip, bu sistem içinde yaşayan bir insan olarak düşünelim. Demek ki bizler düşüncelerimize uygun düşünceleri kendi üzerimize çekiyoruz, düşüncelerimize uymayan, ters düşünceleri kabul etmiyoruz onlara tepki gösteriyor ve onları itiyor kendimizden uzaklaştırıyoruz.

Şimdi bu durumda yani bu sistemin işleyişi içine kendi durumumuzu bir değerlendirelim.

Bizim beden yapımızı oluşturan 100 trilyon hücre yapımız ve evrendeki bütün varlıkları oluşturan hücre yapıları kendilerine özgü bir frekans yayınlar. Hücre yapıların yayınladığı bu frekanslar, onların fiziksel, biyolojik yapılarını yansıttığı gibi aynı zamanda ruhsal yapıları diyebileceğimiz psikolojik yapılarını da yansıtmaktadır.

 

İşte biz hangi ruhsal yani psikolojik yapı içinde isek aynı ruhsal ve psikolojik yapıdaki frekansları üzerimize çekeriz. Çünkü yayınlanan frekanslar arasında bir uyum vardır aynı uyum içindeki frekanslar birbirlerini çekerler. Biz hastalık kuruntuları, evhamları içinde bulunan bir insan isek, hangi hastalığı düşünüyorsak o hastalığı yapan frekansları yani hücreleri yani mikropları, virüsleri, bakterileri kendi üzerimize çekeriz. Onlar bu çekim sayesinde bedenimize girer ve hastalık düşündüğümüz organımızda, düşündüğümüz hastalığın oluşmasını sağlar. Bu oluşum yalnızca hastalık konusu üzerinde değil, hastalıklarla ilgisi olmayan sosyal yaşamımızdaki konularla da ilgilidir.

 

Örneğin, yaşamınızda korktuğunuz, endişe duyduğunuz bir şeyi düşünün. En kısa zamanda o korktuğunuz, endişe duyduğunuz şeyin oluştuğunu ve başınıza geldiğini görürsünüz.

Örneğin, bizim eski Hava Kuvvetleri Kumandanlarımızdan (Orgeneral Suphi BATUR) bir gazetede yayınlanan hatıralarında şöyle diyordu: “Arkadaşlarla uçuşlar yapıyorduk. Birçok arkadaşım uçak kazası geçiriyordu, ben o zamana kadar hiç uçak kazası yapmamıştım. Bu durum kafama takıldı ve ben neden uçak kazası yapmıyorum diye düşünmeye başladım. İnanın bunu düşündükten sonra uçuş kazalarım arka arkaya gelmeye başladı. Bunu düşünmekle yaptığım hatamı anladım ve derhal bu düşüncelerden kendimi kurtardım ve uçak kazalarım da ortadan kalktı” diyordu.

Devamı Yarın (Bir Diş Ağrısı)

ÖNCEKİ HABER   SONRAKİ HABER
İnsanın iki yapıtaşı (40)
 
Bir diş ağrısı (43)
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Aliyev: Şehitlerimizin kanı yerde kalmayacakSiyaset
Aliyev: Şehitlerimizin kanı yerde kalmayacak
Rusya'dan ateşkes çağrısıDünya
Rusya'dan ateşkes çağrısı
Çoruh: Kadınlar da kendi aralarında gelenek başlatsınKültür-Sanat
Çoruh: Kadınlar da kendi aralarında gelenek başlatsın
Hande Erçel’in Bazlama surat davasında karar verildiKültür-Sanat
Hande Erçel’in Bazlama surat davasında karar verildi
Akar: Kafkasya'da barışın en büyük engeli Ermenistan'dırTürkiye
Akar: Kafkasya'da barışın en büyük engeli Ermenistan'dır
Türkiye'ye bu yaz en çok Alman turist geldiTürkiye
Türkiye'ye bu yaz en çok Alman turist geldi
Palandöken'den 'online alışveriş' uyarısıEkonomi
Palandöken'den 'online alışveriş' uyarısı
Türkiye'nin karınca çeşitliği araştırılıyorTürkiye
Türkiye'nin karınca çeşitliği araştırılıyor
Malezya'da kritik seçim sonucuTürkiye
Malezya'da kritik seçim sonucu
Şentop: Ermenistan iflah olmaz bir terör devletidirSiyaset
Şentop: Ermenistan iflah olmaz bir terör devletidir
Anayurt Gazetesi
KünyeKünye İletişimİletişim ReklamReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri