Anayurt Gazetesi
SİYASET TÜRKİYE EKONOMİ DÜNYA SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Whatsapp İhbar Hattı
YAZARLARCem POLATOĞLU

Cem POLATOĞLU

12 Eylül çocuklarıyız biz 

17 Eylül 2019 Salı
Facebook'ta Paylaş Twitte'da Paylaş Google+'da Paylaş Haberi Yazdır Arkadaşına Gönder Metni küçült Metni büyüt

İTÜ MAÇKA KAMPÜSÜ ABDi iPEKÇi YURDU

O sene dönem sonunda İTÜ’nün kendi yurdu açıldı. Abdi İpekçi Öğrenci Yurdu. Maçka’da. Nişantaşı’na iki adım. Buralar tam benlik. Cafeler, Barlar, Butikler, Şık hatunlar… Yazıldık hemen. Odalar 4’er kişilik. Hem sınıf arkadaşlarımdan çok kişi var burada. Bin kişilik bir yurt. İki günün biri “etüd” var ama yurt o kadar kalabalık ki. Bize “eğitim!” anlatılırken çaktırmadan arka tarafta pişti oynayabiliyoruz. Ancak yurt her gece karşıt görüşlüler tarafından kurşunlanıyor. Hatta bizim yurttan bir çok vurulanlar, ölenler oldu. Örneğin yan odada kalan ve hiç de bu işlerle alakalı olmayan Suriye’li bir çocuk, yurda gelirken yan sokakta kurşunlanarak öldürüldü.

Bir akşam odadayız “ağabey”lerden biri girdi odaya. “Nöbet sırası sizde” dedi. Olası “düşman!” saldırısına karşı gerekli birimleri uyarmak için kimimiz çatıda, kimimiz dışarıda nöbet tutacakmışız. Ancak benim ne kadar “kıdemli” bir adam olduğumu bilmiyorlar bu yurtta. Yoksa bana böyle “ufak tefek” işler yaptırırlar mıydı? Sonuçta açılalı senesi dolmadan yurdumuz tadilata, okulumuz boykot’a girdi. Bir sonraki sene (1980) Topkapı Atatürk Öğrenci Yurdu’na geçtik.

TOPKAPI ATATÜRK ÖĞRENCi YURDU

Burada özel bir anımı anlatmadan geçemeyeceğim. Yurt 3 bin kişilik. İç tarafta bulunan tuvaletlerin lambaları yok, odadaki lambalar patladıkça öğrenciler tarafından ç-alınıyor. Bu nedenle tuvaletler zifiri karanlık. Hepsi de alaturka tuvalet zaten. Bu durumda hacet ederken hizayı tutturup tutturamadığınızı ancak sesten anlayabiliyorsunuz. Pisuvarları kimse kullanmıyor. Neyse, Biz birkaç arkadaş, dışarıdan gelen ışıklar yardımı ile hemen girişteki lavabolarda çamaşır yıkıyoruz. Filistinli arkadaşım Mehdi büyük hacetini gidermek üzere en baştaki tuvalet kabinine girdi. Biraz ışık gelsin diye de kapıyı açık bıraktı. Ancak, ufak hacetini gidermek amacıyla hızla içeri giren bir delikanlı bizim hooop durrr dememize fırsat bırakmadan içeri daldı. Direkt ilk kabine yani Mehdi’nin kabinine. Genç, tuvaletten gelen garip glup, hıck sesleri üzerine aynı hızla dışarı kaçtı… Offf. Zor Mehdi’nin durumu. Karanlıktasın. Vaziyet malum… Tam karşında üzerine fermuarını indirerek koşan bir siluet ve akabinde… Nutku tutuldu adamın. Sırılsıklam, pantolonunu yukarı çeke çeke yarım Türkçesiyle ne olduğunu soran Mehdi’ye biz cevap veremedik. Kim bilir ne düşündü biz Türkler ve Türkiye hakkında. "Ben okumaya gitmiştim ancak onlar benim…" mı dedi bilinmez. Sonuçta küstü bizlere Mehdi. Ve belki de bu sebepten okulu bıraktı, memleketine döndü.

Aradan birkaç gün geçti. Yurttayız. Sabaha karşı büyük bir gürültü ile uyandık. Günlerden 12 Eylül. Yurdun içi jandarma dolu. Bahçeye dizildik teker teker. Akşama kadar sürdü aramalar, tutuklamalar. Allahım. “şükür bu kez nasıl olduysa tombala bana vurmadı” dedim… dedim ama aynı akşam yabancı bir arkadaşa derslerinde yardımcı olmak amacı ile kütüphanedeyim. Yurdu Jandarma bastı. Bir Pankart asılmış kütüphanenin kapısına. Sorumlusu biz çıktık. Kör tuttuğunu götürdü ve yine içerideyiz. Bu sefer öyle haftalık da değil, aylık zorunlu ikametteyiz. Mahkemeye çıktık. Anlattık hakime; “Sayın Hakim, pankartı biz assak ne işimiz var orada? Ben assam sonra da kütüphaneye girip ders mi çalışırım?” İşte, Sol işaret ve başparmağımdaki “kapı pervazı sıkışması!” sonucu düşmüş tırnak izleri bu döneme ait kalıcı hatıralardır. Kıdeme bak!

KOZYATAĞI GÜNLERi

Bir daha Öğrenci Yurdunda kalmak mı?. Tövbe billah. Sağolsun; okul arkadaşım Hayrettin Belli (babası Mihri Belli ve babamın dava arkadaşı) Kozyatağı’nda kendi oturduğu apartmanın yan dairesini kiralayabileceğimizi söyledi. Toplandık üç-beş arkadaş. Kiraladık komşu evi. Mihri Belli amcamız o sıralar İsveç’te sürgünde. Ancak eşi Sevim Abla gerçek annemiz gibi bakıyor bizlere. Kapıda 24 saat “devriye”ler, kapı, pencere, telefon dinlemeler, dürbünle gözetlemeler. Oysa içerisi gırgır kıyamet. Biz siyasetin “S” sini konuşmuyoruz. Öğrencilik hayatımın en enteresan, en gırgır günleri bu evde geçti. Kısmet olursa bir gün Kozyatağı anılarımı ayrıca dile getirmek isterim.

YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Süper Lig'de maç saatleri değiştiSpor
Süper Lig'de maç saatleri değişti
Dünyada iyileşen vakaların sayısı 3 milyon 200 bini geçtiDünya
Dünyada iyileşen vakaların sayısı 3 milyon 200 bini geçti
İngiltere'de can kaybı 40 bin sınırına ulaştıDünya
İngiltere'de can kaybı 40 bin sınırına ulaştı
ABD'de Kovid-19'dan kaynaklı can kaybı 109 bini geçtiDünya
ABD'de Kovid-19'dan kaynaklı can kaybı 109 bini geçti
Erdoğan'dan Libya mesajıTürkiye
Erdoğan'dan Libya mesajı
Albayrak'tan çiftçilere destek açıklamasıEkonomi
Albayrak'tan çiftçilere destek açıklaması
Türkkan: Çiftçilerimizin yüzde 20'si tarımdan vazgeçtiSiyaset
Türkkan: Çiftçilerimizin yüzde 20'si tarımdan vazgeçti
Üç vekilin milletvekilliği düşürüldüSiyaset
Üç vekilin milletvekilliği düşürüldü
ABD'de işsizlik maaşı başvurularında düşüşDünya
ABD'de işsizlik maaşı başvurularında düşüş
Belçika'da vaka sayısı 59 bine yaklaştıDünya
Belçika'da vaka sayısı 59 bine yaklaştı
Anayurt Gazetesi
KünyeKünye İletişimİletişim ReklamReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri