Anayurt Gazetesi
  • Dolar
    5,7635
    Dolar
  • Euro
    6,4297
    Euro
  • Altın
    282,845
    Altın
  • Bist-100
    97.149,04
    Bist-100
  • ADANA
    23/36°
    ADANA
  • ANKARA
    15/30°
    ANKARA
  • ANTALYA
    26/41°
    ANTALYA
  • BURSA
    21/33°
    BURSA
  • ISTANBUL
    23/30°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    27/38°
    IZMIR
  • KONYA
    19/28°
    KONYA
Facebook Twitter Linkedin
Whatsapp İhbar Hattı
ANA SAYFA TÜRKİYE DIŞ HABERLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT GÜNCEL-DİZİ DİĞER FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Turizmde yüzler güldü
Turizmde yüzler güldü
Hükümlüden çarşaflı firar
Hükümlüden çarşaflı firar
3 haftadır yükseliyor
3 haftadır yükseliyor
Velilere uyarı
Velilere uyarı

M. Arif DEMİRER

24 Nisan haftasına girerken
22 Nisan 2019 Pazartesi

Venezuelalı dostumuz Maduro’nun parlamento başkanı iken imzaladığı 14.7.2005 tarihli karar, Türklere büyük haksızlık yaparak şöyle başlıyor: “İnsanlık tarihinin ilk planlı ve organize soykırımını Türkler yaptı… 2 milyon Ermeni öldü.” Toplamda 29 ülke bu tür parlamento kararları almış

TBMM Başkanı Bülent Arınç bu tür kararları alan ve sayıları 2007 yılında 16 olan ülkenin parlamento başkanlarına birer kınama mektubu göndermiş. 12 yılda artış 13 ülke.

Geçtiğimiz hafta Talat Paşa Komitesi Başkanı emekli Tümgeneral Ali Erdinç, TESUD (Türkiye Emekli Subaylar Derneği) Genel Merkezinde bir konuşma yaparak “Ermeni soykırım yalanının yeterince anlatılamaması nedeniyle taraftar bulduğunu ve bugüne kadar        30 ülkenin parlamentolarının 1. Dünya Harbi yıllarında Ermenilere soykırım uygulandığına ilişkin kararlar aldığını” açıkladı ve bir çağrıda bulundu: 24 Nisan’a karşı 21 Nisan Anıt ve Ormanı. (“21 Nisan günü, tarihimize ve ulusumuza karşı işlenen soykırım, mezalim ve katliamları anma günü olarak ilan edilsin”) (Kaynak: 18.4.2019 tarihli Aydınlık Gazetesi)

Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Ş. İcra Kurulu Başkanı Mehmet Barlas da Fransa’da aleyhimize alınan son kararla ilgili ikinci köşe yazısında, 17 Nisan günü, Fransa’nın sömürgelerindeki kanlı izlerinin bilançosunu çıkardı. Uzun bir liste.

Buraya kadar yazdıklarımı özetlersek; sanki Tehcir Kararı alıp Ermenileri soykırım yaparak yok ettiğimiz iftirasını kabul ediyormuşuz gibi, Ermenilerin bu karardan çok önce (1914 yılı ikinci yarısından itibaren Ruslarla iş birliği yaparak silahlandıklarını ve savaş başladıktan sonra çılgın bir şekilde masum Türk halkına ve Türk ordusuna saldırdıklarını ve vatandaşı oldukları devlete ihanet ettiklerini dolayısı ile o bölgeden uzaklaştırılmalarının savaş koşullarının bir zorunluluğu olduğunu ön plana çıkarmaz ve “24 Nisan’a karşı 21 Nisan gününü Türklere yapılan mezalimi anma günü ilan edelim” veya “Bize katil diyen Fransa’nın da sicili kabarık” gibi çağrı ve yazılarla yetinirsek, haklılığımızın hakkını vermemiş oluruz.

Oysa 1915 yılında Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile bugünkü Ermenistan ve Gürcistan topraklarında yaşanan olaylarda Türkler dışında gerçek görgü tanıkları olan; Osmanlı ordusunda görevli Alman subayların, Pastırmacıyan ve Kaçazuni gibi ünlü Ermeni önderlerinin o yıllarda (1918 – 1925) yayımlanan yazıları/kitapları ile Rus Arşivleri var.

1916 – 1919 yıllarında, görgü tanığı bile olmayan üç yalancının (Amerikalı Büyükelçi Morgenthau, İngiliz Lordu Bryce ve Alman Papaz Lepsius) kitapları tanınıyor ve bunlara dayalı olarak yazılmış binlerce Ermeni yayını parlamento kararlarında dikkate alınıyor. Görgü tanıklarının yazdıkları/yayımları ile Rus Arşivleri ise tarihte saklı/gömülü kalmış.

Bunları ortaya koyduğumuzda çıkan tablo şu: 1915 olaylarında tehcir bölgesinde yaşayan Türkiye Ermenileri; devlete karşı silahlı gönüllü birlikler oluşturmuş, Van ve diğer merkezlerde kanlı ayaklanmalar başlatmış, düşman askeri birlikleri ile iş birliği yaparak vatana ihanet etmiş, bölgede toplam nüfusun sadece % 17’sini oluşturduklarını unutarak ve bölgesel çoğunluk gibi hareket ederek Türkiye’den bir Ermenistan çıkarmak hayalleri ile yanıp tutuşmak suretiyle Savaş’ta İntihar etmişlerdir. 

Bir arkadaşım bu gerçekleri belgeleriyle ortaya koyan yeni İNGİLİZCE kitabım için başlık önerisinde bulundu: SAVAŞ’ta İNTİHAR. Tehcir Kararı’nın gerekçesi işte bu iki sözcük. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Ermenilerinin İNTİHARI.       

BİR KINAMA MEKTUBU da benden: Erzincan Üniversitesi Rektörlüğünü kınıyorum. Rus bilim kadını Bn. N. Chernichenkina’ya yaptırdığı ve yayımladığı (2 cilt, 1500 sayfa) Rus Arşivleri çalışmasını (Rus İmparatorluk Kayıtlarında Ermeni Sorunu) yazılı olarak başvurmam ve gerekçe göstererek talep etmeme rağmen ne cevap verdi ne de gönderdi.   

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 296 defa okunmuştur.
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen 1 yorum var.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Mehmet Koçyiğit 29 Nisan 2019 Pazartesi  04:14

TTK: "Ermeniler tazminat isteyemez" . Türk Tarih Kurumu (TTK) Ermeni Araştırmaları Masası Başkanı Prof.Dr. Kemal Çiçek, Ermenilerin Osmanlı dönemindeki mülklerine ilişkin Türkiye'den tazminat talep edemeyeceklerini, 1934 yılında Türkiye ile ABD arasındaki anlaşmanın ardından ödenen 900 bin dolarlık tazminatla bu konunun kapandığını belirtti. Çankaya Köşkü, Erzurum Kongresi Binası, Çarkçı Mektebi gibi binaların Ermeni mülkü olduğu yönündeki iddiaları da değerlendiren Çiçek, “Binanın tarihçesine ilişkin belgeler Çankaya Köşkü arşivinde vardır. Ama terk edilmiş mal dahi olsa Çankaya Köşkü, konu bizim açımızdan 1934 yılında kapandı” dedi. Çiçek, ABD'de yaşayan 2 Ermeni vatandaşının avukatları aracılığıyla açtıkları davalarda geçmişte Türk topraklarında bulunan mallarıyla ilgili tazminat talebinde bulunmalarını değerlendirdi. Bu konuda ellerinde Türk ve Amerikan arşivlerinden edindikleri belgelerin bulunduğunu dile getiren Çiçek, “Bu davaların hukuki bir geçerliliği olamaz. Neden olamaz? Benim yaptığım araştırmalara göre Lozan'da başlayan ve 1937'de sona eren süre içerisinde ABD ve Türkiye'de Ermeni ve Rumların tazminat talepleriyle ilgili komisyonlar kuruldu. Bu komisyonlar, taleplerini uluslararası bir anlaşmayla sona erdirmiş ve bitirmişler” dedi. 1914-22 yılları arasında meydana gelen kayıp ve zararlarından dolayı Ermeniler, Rumlar ve o dönemde Osmanlı imparatorluğunda bulunan Amerikan şirketlerinin Türkiye'den tazminat talep ettiklerini anlatan Çiçek, Lozan Antlaşması esnasında bir müzakere heyeti oluşturulduğunu, bu heyette de çok etkili ve yetkili kişilerin yer aldığını söyledi. Antlaşmanın imzalanmasından sonra tazminat meselesiyle ilgili müzakerelerin başlatıldığını, ABD'de Yüksek Komiser Amiral Mark L. Bristol, Türkiye'de ise Adnan Adıvar başkanlığında iki heyetin görev yaptığını aktardı. ABD'de gazeteler aracılığıyla duyuru yapılarak Türkiye'den tazminat talebi olanların bunu iletmesinin istendiğini anlatan Çiçek, 1923-33 dönemine ait bin 880 tazminat talebi dosyası geldiğini, bunların incelendiğini söyledi. Çiçek, ABD'de o dönemde tazminat taleplerine ilişkin yaşanan süreci şöyle anlattı: “O dönemde komisyon, 'elimizde bulunan ve Amerikan şirketlerinin talepleri dışındaki Ermeni ve Rumlara ait talepler hukuken çok zayıf. Tapu senedi diye sunulan senetlerin bir çoğu, alım satım anlaşması diye görünenler ve tanıkların çoğu sahte' değerlendirmesini yapıyor. Yani, elindeki dosyalara güvenemiyor. Ancak bir tazminat beklentisi de kamuoyunda oluşuyor. Bunu yatıştırmak için 'dosya dosya talep edersek bir şey elde edemeyiz. En iyisi Türkiye'den bir maktu bir miktar ödeme isteyelim' deniliyor. Taleplerin değerlendirilmesinin üzerinden uzun bir süre geçiyor. İki ülke heyetleri 1933'te yeniden toplanıyor, Amerikan heyetinde Fred Nielsen adlı avukat, tazminat talepleri konusunda etkili ve konuyu bilen bir kişi. O esnada 1933-34 yılları arasında da yeni 750 dosya daha ekleniyor. Komisyon, kafasındaki miktarı şekillendiriyor ve 4 Nisan 1933'te 55 milyon dolar tazminat talep etmeye karar veriyor. Fakat elindeki dosyalar zayıf olduğundan uluslararası hukuk açısından savunmanın güçlüğüne hükmederek bu rakamın yüzde 10'undan azına, yani 5 milyon dolara razı olacağını belirtiyor. İç yazışmalarında bunu tartışıp Türkiye'den 5 milyon dolar istiyor. Türkiye ise 500 bin dolar teklif ediyor.” Sonraki süreçte Türkiye'nin ABD'ye tazminat olarak 1 milyon 300 bin doları 13 taksit halinde ödemeye karar verdiğini ve anlaşmanın kabul edildiğini belirten Çiçek, 25 Aralık 1934 tarihinde de anlaşmanın imzalandığını kaydetti. Çiçek, “Osmanlı tebaasından olup, Amerikan tabiyetini de alanların tazminat talepleri anlaşma kapsamına alınıyor. Bunu da özellikle söylüyorum, çünkü bazıları bu anlaşmanın Osmanlı tebaasından olup Amerikan tabiyetine geçenleri karşılamadığını söylüyor” diye konuştu. ABD'nin Türkiye'nin yaptığı 9 ödemeden sonra artık tazminat ödenecek kimsenin kalmadığını bildirdiğini ve kalan 4 ödemeyi talep etmediğini aktaran Çiçek, “Şimdi ben diyorum ki, o tarihte bile ABD'nin tazminat dosyaları arasında sağlam tapular, alım satım senetleri olmadığı halde bugün nasıl bir dava açılıyor ki daha iyi deliller var deniliyor?” diye konuştu. ABD'de sigorta şirketlerinin tazminat taleplerine ilişkin Ermeniler tarafından bir dava açıldığını da anlatan Çiçek, “Mesela bir Değirmenciyan Davası vardı, bu dava yerel mahkeme tarafından reddedildi. 'Türkiye ile ABD Aralık 1934'te bir anlaşma yapmışlar ve Türkiye ile ABD vatandaşları arasındaki tazminat meselesini çözmüşlerdir, bu uluslararası bir anlaşma olduğu için mahkememizin yetkisini aşar ve biz bu davayı göremeyiz' denildi” açıklamasında bulundu. “Dolayısıyla artık bu davayı tekrar açmamaları lazım normalde. Psikolojik sebeplerden dolayı yine açıyorlar. Yüksek rakam zikretmek, 1.5 milyon ölü Ermeni zikretmekte olduğu gibi dikkat çekmek için yapıyorlar” diyen Çiçek, konu kapanmasına rağmen farklı biçimlerde davaların açılmasının hukuki bir geçerliliği olmadığını söyledi. ÇANKAYA KÖŞKÜ VE ERZURUM KONGRESİ BİNASI Çiçek, bir kitapta yer alan, Çankaya Köşkü, Erzurum Kongresi Binası, Çarkçı Mektebi, Ermeni Mezarlığı gibi mülklerin de Ermeniler'e ait olduğu yönündeki iddialarla ilgili olarak da bunlarla ilgili belgelerin o kurumların arşivlerinde yer alabileceğini ifade etti. Yerel tapu kayıtlarının da incelenmesi gerektiğini dile getiren Çiçek, “Binanın tarihçesine ilişkin belgeler Çankaya Köşkü arşivinde vardır. Ama terk edilmiş mal dahi olsa Çankaya Köşkü, konu bizim açımızdan 1934 yılında kapandı. Biz Türkiye olarak ABD'ye bu taleplerle ilgili maktu bir miktarı ödedik, konu kapandı” değerlendirmesini yaptı. Çiçek, Ermenilerin el konulduğunu ileri sürdükleri mallarının kaydedildiği defterlerin kayıp olduğu iddiasına ilişkin olarak da şunları söyledi: “Giden Ermenilerin mallarını defterlere kaydediyorlar, bu defterlerin bir nüshasının da merkeze gönderilmesi gerekiyor. Ama savaş esnasında gönderilmiş mi, gönderilmemiş mi bunu bilemiyoruz. Bu defterler tutulmuş, fakat bir kısmı defterdarlıklarda olabilir, kaza ve vilayetlerin depolarında olabilir. Geniş çaplı bir araştırma gerektiriyor. Fakat bunlar bazılarının iddia ettiği gibi halen Osmanlı arşivleri genel müdürlüğünün arşivlerinde değiller. Öyle bir gizlenme yok, yani bu defterlerin gizlenmesi için bir sebep yok. Bu defterler niye gizlensin? Zaten Lozan Antlaşmasının ek maddelerinde ve bu tazminat anlaşmasında bu konu kapandığına göre bu defterlerin gizlenmesine bir neden yok. Bunlar savaş sırasında birçok belge gibi tahribat görmüş olabilir. Yani ortaya çıkması da Türkiye'nin aleyhine değil iddia edildiği gibi...”

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ANAYURT GAZETESİ
YAZARLAR
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA ANAYURT GAZETESİ
TWITTER'DA ANAYURT GAZETESİ
ARŞİV
Ana Sayfa Türkiye Dış Haberler Ekonomi Spor Magazin Kültür-Sanat Güncel-Dizi
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim KünyeReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva