Anayurt Gazetesi
  • Dolar
    5,7449
    Dolar
  • Euro
    6,3531
    Euro
  • Altın
    270,931
    Altın
  • Bist-100
    105.379,70
    Bist-100
  • ADANA
    12/25°
    ADANA
  • ANKARA
    1/19°
    ANKARA
  • ANTALYA
    10/25°
    ANTALYA
  • BURSA
    14/21°
    BURSA
  • ISTANBUL
    13/20°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    10/25°
    IZMIR
  • KONYA
    3/16°
    KONYA
Facebook Twitter Linkedin
Whatsapp İhbar Hattı
ANA SAYFA TÜRKİYE DIŞ HABERLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT GÜNCEL-DİZİ DİĞER FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Endonezya'da deprem
Endonezya'da deprem
Bombalı araç yakalandı
Bombalı araç yakalandı
Galata maviye büründü
Galata maviye büründü
7 YTS sınır dışı edildi
7 YTS sınır dışı edildi

Melike BOSTAN

Atatürk’ü anmak ve anlamak
8 Kasım 2019 Cuma

10 Kasım’da Atatürk’ün ölümüyle bugün sahip olduğumuz her şeyi kazandıran adamı kaybettik. Ama Atatürk’ü anmak ve anlamak 10 Kasımlardan ibaret değildir.

“Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir” diyendir Atatürk. Onu anmak ne bir günde kalır ne de anlamak bir güne sığar.

O bir Hitler değildi. Stalin değildi. Din düşmanı asla değildi.

O tam bir vatanseverdi. Milleti uğruna gece gündüz çalışan “Yurt toprağı, her şey sana feda olsun; kutlu olan sensin; hepimiz senin için fedaiyiz” deyip milli mücadele döneminde Anadolu’da büyük zaferlere imza atandı. Cesur ve kararlı bir askerdi.

Cumhuriyet onun eseridir.

Onun dünyasında ümitsizliğe yer yoktu.   O düşmanın çokluğuna rağmen Milli Mücadeleyi başlatandı ve başarandı.

Ülkeyi çağdaş medeniyetler seviyesine çıkarmak adına çok sayıda yenilik ve atılım yapandı.

Zamanının ötesinde bir önderdi.

Harf devrimi yaparak başlattığı eğitim seferberliğinde yol göstericiydi.

 “Ben yaptım” sözünden kaçınırdı, başarılarıyla asla övünmezdi. O’na göre   “Ya istiklal ya ölüm”dü. Esarete karşı çıktı ve kazandı.

Atatürk’ün anıları herkese ders olsun…

Bu millete her şeyi öğrettim; ama uşaklığı öğretemedim

İngiliz Kralı VIII. Edward İstanbul’a Atatürk’ü ziyarete geldiği zaman, Atatürk kendisine bir akşam ziyafeti verir. Sofraya hep Türk garsonlar hizmet eder. Garsonlardan bir tanesi heyecanlanır, elindeki büyük bir tabakla yere yuvarlanır. Misafirler utançlarından kıpkırmızı kesilirler. Fakat Atatürk Kral’a eğilerek:

“Bu millete her şeyi öğrettim, fakat uşaklığı öğretemedim,” diyendir. Bütün sofradakiler Atatürk’ün zekasına hayran olurlar. Atatürk garsona da “görevine devam et” emrini der.

“Oradan böyle geçilir”

İngilizler Çanakkale'de Anafartalar Grubu'nu mağlup edip de cepheyi sökemeyince, yeni bir harekete girişir ve bu cepheyi sağdan çevirmek ister. Düşmanın planını bozmak için Kireç Tepe'yi tutmak lazımdır. Halbuki oraya giden tek bir dar yol ateş altındadır. Kireç Tepe'yi tutmak emrini alan Türk subay ve askeri tereddüt içinde fırsat gözetler. Düşmanın ateşi bir an bile kesilmez. Mustafa Kemal bu hali görünce siperlere koşar, askerin arasına karışır ve sorar:

“Niçin geçmiyorsunuz?” İçlerinden biri cevap verir:

”Düşman ölüm saçıyor, geçilmez” Mustafa Kemal korkmadan:

“Oradan böyle geçilir!” diyendir. Türk askerini cesaretlendirendir, öncülük edendir.

Türk Orduları Başkomutanıyım

Afyonkarahisar’ın hatlarının çözülmesi sonunda birkaç Yunanlı tutsak, geceleyin Mustafa Kemal’in çadırına getirilir. Bunlardan birisi, Muzaffer Generalin doğup büyümüş olduğu Selanik’ten gelmiştir. Yüz, kendisine yabancı gelmediğinden ve üniformasında da hiçbir bellilik görmediğinden kim olduğunu ve rütbesini sormaya başlar.

-Binbaşı mısınız? Albay mı? Korgeneral mi?

Sorulara “Hayır” diye cevap verir.

-Peki nesiniz?

-Ben Mareşal ve Türk Orduları Başkomutanıyım.

Yunanlı şaşkınlık içindedir. Mustafa Kemal “ Bir başkomutanın savaş hattına bu kadar yakın yerlerde dolaşması işitilmiş değil de!” dedirtendir.

“Benimle Olmaz”

Bir gün Mısır’da bağımsızlık davası için çalışan liderlerden biri, Mustafa Kemal’i görmeye gelir. Mustafa Kemal’e “Bizim hareketin de başına geçmek istemez misiniz?” diye sorar.

Mustafa Kemal de “Yarım milyonun bu uğurda ölür mü?” diye sorar.

Adam “Fakat Paşa Hazretleri yarım milyonun ölmesine ne lüzum var? Başımızda siz olacaksınız” der.

Mustafa Kemal “Benimle olmaz, beyefendi hazretleri yalnız benimle olmaz. Ne zaman halkınızın yarım milyonu ölmeye karar verirse o vakit gelip beni ararsınız” diyendir.

 “Yurdumun toprağı temizdir”

Kral Edward İstanbul'a geldiği zaman, yatından bir motora binerek Dolmabahçe Sarayı'na yanaşır. Atatürk de rıhtımda onu beklemektedir. Deniz dalgalı olduğundan, kralın bindiği motor, sürekli inip çıkmaktadır. İmparator rıhtıma çıkmak istediği bir sırada, eli yere değerek tozlanır.

O sırada Atatürk elini uzatmış bulunduğundan, kral elindeki tozu mendiline silmek ister. Ama Atatürk:

“Yurdumun toprağı temizdir, o elinizi kirletmez” diyendir.  (DEVAMI VAR)

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 221 defa okunmuştur.
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ANAYURT GAZETESİ
YAZARLAR
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA ANAYURT GAZETESİ
TWITTER'DA ANAYURT GAZETESİ
ARŞİV
Ana Sayfa Türkiye Dış Haberler Ekonomi Spor Magazin Kültür-Sanat Güncel-Dizi
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim KünyeReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva