Anayurt Gazetesi
  • Dolar
    5,7635
    Dolar
  • Euro
    6,4297
    Euro
  • Altın
    282,845
    Altın
  • Bist-100
    97.149,04
    Bist-100
  • ADANA
    23/36°
    ADANA
  • ANKARA
    15/30°
    ANKARA
  • ANTALYA
    26/40°
    ANTALYA
  • BURSA
    21/33°
    BURSA
  • ISTANBUL
    23/30°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    26/37°
    IZMIR
  • KONYA
    19/28°
    KONYA
Facebook Twitter Linkedin
Whatsapp İhbar Hattı
ANA SAYFA TÜRKİYE DIŞ HABERLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT GÜNCEL-DİZİ DİĞER FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Kaçakçılara göz açtırılmadı
Kaçakçılara göz açtırılmadı
Doğu'da sıcaklık düşecek
Doğu'da sıcaklık düşecek
Van'da dev vurgun
Van'da dev vurgun
Başvurular başladı
Başvurular başladı

Namık Kemal ZEYBEK

Atatürk’ü doğru anlamak
25 Nisan 2019 Perşembe

Kaymakamlık yaptığım yıllardan başlayarak, Atatürk hakkında konuşmalar yapıyorum. TRT’de 85 hafta süren Atam Türk adlı bir programım oldu. Haftada yarım saat, bazen yalnız bazen de bir uzmanla söyleşi şeklinde konuşmalar yaptım. Başkent Üniversitesinin TV’sinde 52 hafta Atatürk’ü anlattım. Türkiye’de ve Türk Dünyası şehirlerinde Atatürk ile ilgili halka açık konuşmalar yaptım. Elbette her seferinde yeniden okumak ve Atatürk ile ilgili bilgimi genişletmek imkânı oldu. Bütün bunlardan sonra diyorum ki: Bizim ülkemizde Atatürk bilinmiyor ve doğru anlatılmıyor.

Atatürk’ü anlamak ve doğru anlatmak için önce bütün peşin düşüncelerden ve değerlendirmelerden sıyrılmak gerekiyor ki, bu yapılmıyor. Birçok kişi kendisine uygun gelen bir yanı ya da bir yönü keşfedip onu anlatmaya çabalıyor.

Atatürk’ü doğru anlamak için bize yol gösterecek ve doğru yaklaşım verecek olan onun şu cümlesidir: “Ben hiçbir dogma bırakmıyorum. Benim yolumdan gidecek olanlar, AKIL ve BİLİM yolundan gitmelidirler. Hayatta en hakiki mürşit (yol gösterici) bilimdir, fendir.”

Atatürk döneminde Türk toplumunu akıl ve bilim yoluna sokmak için büyük çabalar ortaya konuldu. Yapılan işlerin adı “Türk İnkılâbı” idi.

Atatürk’ten sonra bir dogma icat edildi: “Atatürk İlke ve Devrimleri”

Böylece Atatürk’ten ilk sapma onun bazı ilkelerini ve yaptığı bazı değişiklikleri dogmalaştırmakla başladı. Arkasından, yetişen gençliğe ve ülkeyi yönetenlere bir ana hedef verildi: “Atatürk İlke ve Devrimlerini Korumak”… Bu kalıp cümle artık belli başlı her yere hatta milletvekili yeminlerine bile konuldu. Atatürk’ün şiddetle karşı olduğu bağnazlık, onun adı kullanılarak hortlatılmış oldu.

Atatürk İlkeleri altı kelimeden ibaretti:

Milliyetçilik,

İnkılâpçılık,

Laiklik,

Cumhuriyetçilik,

Devletçilik,

Halkçılık.

Atatürk Devrimleri de sekiz dönüşümün adıydı:

Tevhid-i Tedrisat (Eğitimde birlik),

Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Kapatılması,

Şapka Giyilmesi,

Evlenmelerin Memur Önünde Yapılması,

Beynelminel Rakamların Kabulü,

Türk Harflerinin Kabulü,

Efendi, Bey, Paşa gibi Lâkap ve Unvanların Kaldırılması,

Dinî Kisvelerin Mabet Dışında Giyilmesinin Yasaklanması.

Böylece kalıplaştırılan ve dondurulan Atatürk’ün artık Türkiye’nin geleceğine yön vermesi, ışık tutması önlenmiş oldu. Atatürkçü olmak ilerlemeci olmaktan çıkarıldı. Yeni bir tutuculuk biçiminin adı oldu.

Belirtmeliyim ki, ne ilke denilen kavramlara ne de devrim denilen değişimlere bir itirazım söz konusu bile olamaz. Onların her birinin, dönemin şartlarından doğan haklı gerekçeleri vardır. Ama Türk Devrimini tamamlanmış saymak ve dondurmak, dogmalaştırmak Atatürk’ün amaçlarından ne kadar uzak bir anlayıştır.

Vaktiyle İslâm’ı beş şart içine hapsedip, İmanı da altı kalıba kondurup donduranların dine verdikleri zarar ne ise Atatürk’ü böylesine kalıplaştırmak da o ölçü de zararlı olmuştur. Gerçekte zihin dünyalarında dinde oluşturulmuş kalıplara göre hayatı kavrayanlar, aynı adamlar, şimdi uzaklaştıkları dinin yerine, yeni bir din icat etmekten başka bir şey yapmamışlardır.

İşin bir başka yanı, Atatürk’ten sonra başlayan bir geriye dönme hareketi ile halkın isteklerini yerine getirmek bahanesiyle kalıpçı din anlayışı diriltilmiştir. Atatürk’ten sonraki bütün iktidarlar bu oluşumun, derece derece sorumlularıdır. Adına ister sağ, ister sol denilsin, isterse askerî darbe iktidarları olsun; ülkeyi yönetenler İslâm’ın özünden ve ruhundan kopuk, biçimci, kalıpçı ve bilim zihniyetinin dışında bir din anlayışını; ortaya çıkarıp beslemiş, büyütmüşlerdir. Din adamı yetiştirmek amaçlı okullarla, yüksekokullarla, diğer okullardaki din dersleriyle, devleştirilen kadroları olan Diyanet İşleri Başkanlığı ile…

Böylece bir yandan Atatürk’ü dogmalaştıranlar, öte yandan Eş’ari nakilciliğini dogmalaştırıp İslâm diye topluma dayatanlar, birbirini besleyerek ülkemizi yeniden karanlık bir yola sokmuşlardır.

Atatürk’ü doğru anlamak derken sözünü ettiğim, akıl ve bilimi daha kestirmeden söylersek “Bilimlik Aklı” yol gösterici almaktır.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 356 defa okunmuştur.
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ANAYURT GAZETESİ
YAZARLAR
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA ANAYURT GAZETESİ
TWITTER'DA ANAYURT GAZETESİ
ARŞİV
Ana Sayfa Türkiye Dış Haberler Ekonomi Spor Magazin Kültür-Sanat Güncel-Dizi
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim KünyeReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva