Anayurt Gazetesi
  • Dolar
    3,8261
    Dolar
  • Euro
    4,5055
    Euro
  • Altın
    153,025
    Altın
  • Bist-100
    108,988
    Bist-100
  • ADANA
    6/21°
    ADANA
  • ANKARA
    0/11°
    ANKARA
  • ANTALYA
    5/19°
    ANTALYA
  • BURSA
    5/13°
    BURSA
  • ISTANBUL
    12/15°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    10/18°
    IZMIR
  • KONYA
    -1/11°
    KONYA
Facebook Twitter
ANA SAYFA TÜRKİYE DIŞ HABERLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT GÜNCEL-DİZİ DİĞER FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
İran'da deprem
İran'da deprem
Ekmek çöpe gidiyor
Ekmek çöpe gidiyor
TSK'dan hava harekatı
TSK'dan hava harekatı
Beşiktaş'ın rakibi belli oldu
Beşiktaş'ın rakibi belli oldu

Namık Kemal ZEYBEK

Atatürk’ün Türk Cumhuriyeti
19 Mayıs 2017 Cuma

Atatürk Sanayi Devriminin darbeleriyle ortadan kalkan Osmanlı Cihan Devletinin son döneminin aydınlarındandır. 3997 kitabı yutarcasına okuduğu tespit edilmiştir. Bunun dışında okuduğu bilinen birçok kitap bu sayıya dahil değildir. Söz gelimi askeri ataşe iken Sofya’da kütüphaneden alıp okuyup  geri verdiği kitaplar.

Atatürk, tarih, Türk bilim konularında bilginlik düzeyindeydi. Ekonomi dahil birçok konuda da kitaplar okumuştu. Tarih boyunca olan bitenlerin iç yüzünü iyi öğrenmişti. Tarım Uygarlığını     Türklerin başlattığını biliyordu. Sanayi Devriminin dışında kalmanın Osmanlıyı yıktığını da anlamıştı.

Osmanlının Sanayi Devrimini kaçırmasının bilimden ve bilim bilincinden uzaklaşmak yüzünden olduğunu da biliyordu. Fatih’e hayrandı. Çünkü Fatih’in aydınlık bir yönetici olduğunun bilincindeydi.

Osmanlıda bilim bilincinden ayrılmanın, dinde bağnazlaşmanın, toplumun rüşvet ile çürütülmesinin başlangıcının, dönmemiş dönmeler, devşirilmemiş devşirmeler ile yaygınlaştığını da biliyordu.

Atatürk’ün bildiği gerçeklerden biri de aklın yerine naklin esas alınmasının hem dini hem de dünyayı bozan etkileriydi. Kurtuluş Savaşına öncülük edip Türkiye Cumhuriyeti’nin sağlam temeller üzerinde kurulmasını sağlayan Başbuğ Atatürk işte bu bilgilerinin ışığında olaylara bakıyordu.

Türkiye Cumhuriyeti “Yüksek Türk Kültürü ve Türk Kahramanlığı” temelinde kurulmuştur. 10. yıl nutkunda Atatürk’ün anlattığı gerçek budur. “Hayatta En Hakiki Mürşit Bilimdir, Fen’dir” diyen Atatürk, Cumhuriyetin yeni nesillerinin bu temel üzerinde yetişmesini amaçlamıştı. Aynı zamanda: “Ben hiçbir nas, hiçbir dogma bırakmıyorum. Benim yolumdan gidenler, akıl ve bilim yolundan gitmelidirler” demişti.

Atatürk’ün ülkeyi yönettiği yıllarda, harap olmuş bir memleket, ihtiyarlardan ve kadınlardan oluşan bilimsiz bir toplum, bulaşıcı hastalıklarla boğuşan insanlar ülkesi olan Türkiye, pırıl pırıl aydınlık bir yolda ilerlemiştir. Dış borç alınmadan, Osmanlı borçları ödenerek, düşük enflasyonla yüksek bir kalkınma hızı sağlanarak, bulaşıcı hastalıkları yenen, bilimi yaygınlaştıran bir Türkiye ortaya çıkmıştır.

Yeni yetişen nesillere, Türklüğün en eski çağları anlatılarak Türklük bilinci aşılanmış, İslam’ın hurafelerle ve masallarla çoğaltılmış biçimi yerine, gerçeğinin Kuran-ı Kerim’e dayanarak yeniden oluşması için, Kuran Meali ve yorumu hazırlatılıp yaygınlaştırılmaya çalışılmıştır. Akif’in istediği de bu değil miydi: “Doğrudan doğruya Kuran’dan alıp ilhamı, Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı”

Atatürk’ün Cumhuriyetinde halkta sermaye birikimi olmadığından devlet kaynaklarıyla sanayileşme ve gerektiğinde girişimcileri özendirme yolu seçilmiştir. Fabrikalar kurulmuş ve söz gelimi destek yoluyla Uçak Fabrikası dahi oluşturulmuştur.  Atatürk’ün çizgisi doğru bir çizgiydi. Devam etseydi bugün Bilgi Çağını yakalayan toplumlar arasında olabilirdik. Ne yazık ki Atatürk’ten sonra iki yönlü sapma oldu. Türklükten uzaklaşıldı. Birileri Batıcılık heveslerine kapılırken, başkaları da Müslümanlık zannederek Arapçılığa yöneldiler. Asla ne Batı düşmanıyım ne de Arap düşmanı… Hepsinden alacağımız yararlı yönler vardır. Ama ne Batılılaşmak doğrudur ne de Araplaşmak… Ne Batıya yönelenler çağdaşlığı getirebilmişlerdir ne de Arapçılık yapanlar    Gerçek İslam’ı…

Sonunda bu iki sapma birbirini besleyerek içinde bulunduğumuz duruma gelindi. Avrupa Birliği önünde diz çöküp giriş kapısı arayanlar ve müzakere tarihi için dilenenlerin yönetiminde bir ülke…

Atatürk, kendisinin dogma haline getirilmemesini isterken, kendisinden sonra gelenler “İlke ve İnkılaplar” dogmasını icat ettiler. Gelişmenin önüne engel çektiler. Bilim bilincini önlediler. Başkalarını ürettiği bilimlik sonuçları öğretmeyi veya onların ürettiklerini satın almayı bilimcilik sandılar. Giyim   kuşamla uğraşarak devrimcilik yapmak duygularını doyurdular. Halkımız     dindarlığa karşı tepki olarak algıladı. 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 562 defa okunmuştur.
YORUMLAR
 Onay bekleyen 1 yorum var.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ANAYURT GAZETESİ
YAZARLAR
İbrahim TIĞ
İbrahim TIĞ
Babalar oğullarını yalnız mı bırakır hep
Orhan SELEN
Orhan SELEN
Kırgızistan eski başkanı yanlış yolda (1)
M. Yahya EFE
M. Yahya EFE
Her şeyin sahtesi çoğaldı
M. Arif DEMİRER
M. Arif DEMİRER
Hitler’den sonra Trump
Murat POLAT
Murat POLAT
Ak Parti ve MHP ittifakına tepki
Ali COŞKUN
Ali COŞKUN
Nüktelemeler
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA ANAYURT GAZETESİ
TWITTER'DA ANAYURT GAZETESİ
ARŞİV
Ana Sayfa Türkiye Dış Haberler Ekonomi Spor Magazin Kültür-Sanat Güncel-Dizi
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim KünyeReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva