Anayurt Gazetesi
  • Dolar
    5,9288
    Dolar
  • Euro
    6,5774
    Euro
  • Altın
    296,801
    Altın
  • Bist-100
    123.556,10
    Bist-100
  • ADANA
    3/14°
    ADANA
  • ANKARA
    -6/2°
    ANKARA
  • ANTALYA
    2/15°
    ANTALYA
  • BURSA
    -3/7°
    BURSA
  • ISTANBUL
    1/6°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    2/12°
    IZMIR
  • KONYA
    -4/1°
    KONYA
Facebook Twitter Linkedin
Whatsapp İhbar Hattı
ANA SAYFA TÜRKİYE DIŞ HABERLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT GÜNCEL-DİZİ DİĞER FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Güvenlik güçleri teröristlere göz açtırmıyor
Güvenlik güçleri teröristlere göz açtırmıyor
Somali'de saldırıda yaralananlar Ankara'da
Somali'de saldırıda yaralananlar Ankara'da
Irak'ta 6 gösterici hayatını kaybetti
Irak'ta 6 gösterici hayatını kaybetti
Bağdat’ta Yeşil Bölge’ye füzeli saldırı
Bağdat’ta Yeşil Bölge’ye füzeli saldırı

Orhan SELEN

Geriden gitmek
9 Aralık 2019 Pazartesi

Bu coğrafyada bazıları saf kan Türk olduklarını iddia ettiklerinde beni güldürüyorlar.

1831’den önce nüfus kaydı olmayan bir ülkede kimse daha öncesini belgeleyemez.

Nüfus sayımları çok önemlidir ve biz bu konuda çok gerilerdeyiz.

Önce nüfus sayımı tarihine göz atalım:

Sistemli olmayan ilk nüfus sayımları, M.Ö 2000 yıllarında Çin'de ve Mısır'da görüldü.

 Roma İmparatorluğu'nda sayım, biraz daha düzenli bir biçimde gerçekleştirildi.

Orada nüfus sayımının amacı, savaş halinde kimlerin silahaltına çağırılacağını ve kimlerin vergi ödeyeceğini saptamaktı.

 Çağdaş anlamda ilk sistemli nüfus sayımı ise, 1749 tarihinde İsveç'te yapıldı.

İsveç'i 1760 tarihinde Norveç izledi.

1769 tarihinde ise Danimarka'da yapıldı.

ABD'de ilk nüfus sayımının tarihi 1790, Fransa ve İngiltere'de ise ilk nüfus sayımları 1801 tarihinde gerçekleşti.

Türkiye'de ilk nüfus sayımı 1831 yılında yapıldı.

 Ancak, bu nüfus sayımı, yalnız erkekleri kapsadı ve Anadolu ile Rumeli sancakları, sayımın dışında tutuldu.

 1844'te yapılan sayımda ise, kadınlar da sayıldı.

Osmanlı sınırları içinde nüfusun 36.5 milyon olduğu, yaklaşık olarak saptandı.

1884'teyapılan üçüncü nüfus sayımında, imparatorluk sınırları içinde kalanların sayısı, 28 milyon 900 bin kişi idi.

Cumhuriyet döneminde, 28 Ekim 1927 yılında yapılan ilk nüfus sayımında ise, Türkiye'de 13 milyon 648 bin 720 kişinin yaşadığı belirlendi.

1935 yılında yapılan ikinci sayımdan sonra, her 5 yılda bir düzenli olarak nüfus sayımları gerçekleştirildi.

Nüfus sayımlarını düzenleyen kuruluş, Devlet İstatistik Enstitüsüdür.,

Ülkelere göre nüfus sayım tarihlerine baktığımızda pek fark görülmüyor ama Batı nüfus kaydını çok değişik biçimde çözmüş.

Doğan her çocuk kilisede vaftiz edilir ve vaftiz defterine kaydı yapılır.

Coğrafyamızda 200 yıl öncesinin nüfus kaydı yoktur.

Cami böyle konulara pek yaklaşmamıştır.

Müslüman din adamları dini namaz kılıp oruç tutmakla sınırlı gördüklerinden işin toplumsal yanını ıskalamışlardır.

Ayrıca başka türlüsünü de yapamazlardı.

Okuma yazmaları yoktu.

Kuranı ezberlemişlerdi ama anlamını bilmiyorlardı.

Kutsal kitabın insana neler yüklediğinden haberleri yoktu.

Yüz yıllar önce doğan çocuklara adları dua ile konulup cami defterlerine kayıtları da yapılsaydı bugün geçmişi belgelemek sıkıntı yaratmazdı.

Bu önemli eksikliğin iki önemli olumsuz sonucu var.

1-Kimse belgeye dayalı soy ağacı çıkaramıyor.

Geçmişini açıklayamıyor.

Dört kuşak öncesinde hangi etnik kökenden geldiği kanıtlanamıyor.

Bunun doğal sonucu olarak da devlette veya derin devletteki sızmalar saptanamıyor.

2-Bazı uyanıklar kendilerine soy ağacı uyduruyorlar.

Çok ilginç örnekler var ama kimseyi üzmek istemiyorum.

Eğer biraz tarih bilgisi varsa sadrazamlardan veya paşalardan birine yaslanmak çok kolay.

Arap dünyası bu işte uzmanlaşmıştır.

Geçmişte ne zaman Müslümanlığı kabul ettikleri bile belli olmayanlar bir bakıyoruz ki Peygamber sülalesinden geliyorlarmış.

 Peygamber bunları bir yakalarsa ne yapar bilinmez.

Üzerinde yaşadığımız coğrafyadaki toplumlar neden hep geriden gelirler?

Nüfus kaydı bunlardan birisi ve en önemlisidir.

Geçmiş geleceğin pusulasıdır.

Bu duruma bakıldığında gelecek pek aydınlık görünmüyor.

O zaman ne yapacağız?

Karanlıktan yakınıp ağlayıp sızlanmak yerine bir mum yakacağız.

Bir mum işe yaramaz ama 100 bin mum epeyce aydınlık yapar.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 264 defa okunmuştur.
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ANAYURT GAZETESİ
YAZARLAR
Osman YAZICI
Osman YAZICI
Danıştay’ın Yıldızı emekli oldu
Aslı Aslaner
Aslı Aslaner
Ergenler uzaylı mı?
Orhan SELEN
Orhan SELEN
İznik Ayasofya camisi
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
Sosyal medya dedikleri
M. Yahya EFE
M. Yahya EFE
İnsanların kafası karışık
M. Arif DEMİRER
M. Arif DEMİRER
İşsizliği ev kadını düşürdü
Murat POLAT
Murat POLAT
Siyasileri hayvan hakları birleştirdi
Orhan SAL
Orhan SAL
İyi futbol, iyi futbolcularla oynanır
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA ANAYURT GAZETESİ
TWITTER'DA ANAYURT GAZETESİ
ARŞİV
Ana Sayfa Türkiye Dış Haberler Ekonomi Spor Magazin Kültür-Sanat Güncel-Dizi
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim KünyeReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva