Anayurt Gazetesi
  • Dolar
    5,6421
    Dolar
  • Euro
    6,3599
    Euro
  • Altın
    261,808
    Altın
  • Bist-100
    101.566,30
    Bist-100
  • ADANA
    21/31°
    ADANA
  • ANKARA
    13/26°
    ANKARA
  • ANTALYA
    20/32°
    ANTALYA
  • BURSA
    17/30°
    BURSA
  • ISTANBUL
    21/27°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    23/32°
    IZMIR
  • KONYA
    14/26°
    KONYA
Facebook Twitter Linkedin
Whatsapp İhbar Hattı
ANA SAYFA TÜRKİYE DIŞ HABERLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT GÜNCEL-DİZİ DİĞER FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Sıcaklık artacak
Sıcaklık artacak
Cyborg varlıkların çağı geliyor
Cyborg varlıkların çağı geliyor
Malezyalı futbolcu sıra dışı tarzıyla ilgi görüyor
Malezyalı futbolcu sıra dışı tarzıyla ilgi görüyor
Kısa vadeli dış borç yüzde 3,3 arttı
Kısa vadeli dış borç yüzde 3,3 arttı

Orhan SELEN

İnsan Atatürk’ten örnekler
17 Mayıs 2019 Cuma

Mayıs önemli bir aydır. 19 Mayıs Mustafa Kemal’in Samsun’a ayak bastığı gündür.

6 Mayıs Atatürk yolunda yürümek isteyen  gençlerin ABD kuyrukçuları tarafından adli yargı yardımıyla asılarak öldürüldüğü gündür.

Kendi evlatlarını öldüren devlet babanın kurucu önderinin işte bunun için çok iyi tanınması gerekir.

Belki de önce “vefa” kavramının ne olduğu anlatılmalı.

Hayat en güzel okuldur.

Yaşananları anlatarak bir sonuca ulaşacağımızı düşünüyorum

İşte Atatürk’ten bir vefa örneği:

*

Mustafa Kemal’in dostları arasında İğneciyan adında bir de Ermeni vatandaş vardı.

 Zengin bir kişidir. Sık sık Mustafa Kemal’i Şişli’deki evinde ziyaret etmekte ve kendisine birçok yardımlarda bulunmaktadır.

Mustafa Kemal Anadolu’ya geçtikten sonra bir Ermeni örgütü ile ilgisi olduğu iddiasıyla

 İğneciyan’ı tutuklayıp Malta’ya sürüyorlar. Tüm servetine el konuluyor.

İğneciyan Malta’dan döndükten sonra üzerinde bir elbisesinden başka hiçbir şeyi olmayan fakir bir kişi durumundadır. Bir de kızı vardır. Yedikule’de bir gecekonduya sığınmışlardır.

Atatürk zaferi kazanmış, devlet başkanı olmuştur. Devrimler için geceli gündüzlü çalışmaktadır.

Atatürk 1927’de ilk kez İstanbul’a gelmiştir. Bu İğneciyan için iyi bir fırsattır.

Hem dostunu görmek, hem de uğradığı haksızlığı anlatmak için doğruca Dolmabahçe sarayına gider.

 İlgili memura başvurur:

- Ben, Gazi hazretlerini görmek istiyorum.

- Sen kimsin?

- Ben İğneciyan... Gazi’nin eski bir dostuyum, arkadaşıyım.

Memur, İğneciyan’ı baştan aşağı süzer. Kılık kıyafeti pek güven verici değildir.

Bir bahane uydurarak atlatır. Birkaç kez daha başvurur, fakat sonuç alamaz.

Bir gün de kızını alıp birlikte saraya giderler.

 O gün sarayın önünde olağanüstü bir hal vardır. Motor sesleri, sağa sola koşturan insanlar. Bu, Gazi’nin bir geziye çıkacağına işarettir.

Polisler ve muhafızlar oradan uzaklaşması için İğneciyan’a işaret ederler.

O sırada Gazi de Saray’dan çıkmıştır. Etrafındaki insan çemberi arasında otomobiline doğru ilerlemektedir.

O anda İğneciyan’ın kızı fırlayarak insan çemberini yarıp Gazi’nin karşısına sokulur. Gazi sorar:

- Kim bu kız?

Kız cevap verir:

- Ben İğneciyan’ın kızıyım.

- Nerede baban?

- Dışarıda bekliyor, sokmuyorlar...

Gazi hemen emir verir. İğneciyan’ı huzuruna alırlar.

İki dost özlem içinde kucaklaşırlar. İğneciyan başından geçenleri anlatır.

Gazi’nin gözleri dolu dolu olur. Emir verir. Gerekli soruşturma yapılır.

 İğneciyan’ın haklı olduğu anlaşılır ve alınan malları geri verilir.

Yıl 1938... Kasım’ın 12’si... Atatürk’ün acı kaybına dayanamayan İğneciyan üzüntüsünden ölür.

Bu ölümlü dünyanın en güzel şeyi karşılıklı vefalardır

Hadi BESLEYİCİ, Atamız Atatürk, s.65-66

*

Hatay sorununda Fransızların zorluk çıkardığı günlerdeydi. Atatürk, sofrasına çağırdığı Fransız Fevkalade Komiserine içini döküyordu.

-Hatay işi, benim kişisel davamdır. Beni üzüyorsunuz. Korkarım ki, beni meseleyi başka türlü halletmek zorunda bırakacaksınız.

Atatürk bu sözleri Türkçe olarak yüksek sesle söylüyor ve herkes dinliyordu.

Hazır bulunanlardan Kazım Paşa da onun sözlerini Fransızca’ya çeviriyordu.

Atatürk’ün “Beni Üzüyorsunuz” sözü salona yansır yansımaz arka sıralarda bulunan bir genç ayağa kalkarak:

-Atatürk! Üzülme arkanda biz varız, diye bağırdı.

Atatürk birden başını sesin geldiği yöne doğru çevirdi. Kaşları kalkmış, ürkünç bir çehre almıştı.

 Salon birden derin bir sessizliğe gömüldü. Herkes Atatürk’ün gence sinirlendiğini sanıyordu.

 Oysa tam bu sırada gözlerini gence diken Atatürk, onun bu sözüne karşılık olarak:

-Biliyorum çocuğum, onu bildiğim için böyle konuşuyorum, diye karşılık verdi.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 359 defa okunmuştur.
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ANAYURT GAZETESİ
YAZARLAR
Melike BOSTAN
Melike BOSTAN
Çernobil’in kahramanları
Namık Kemal ZEYBEK
Namık Kemal ZEYBEK
Ata Derneği kuruldu (II)
Oğuz Güler
Oğuz Güler
Ekonomimizde kooperatiflere önem vermeliyiz
Orhan SELEN
Orhan SELEN
Tarihi ıskalamak
M. Yahya EFE
M. Yahya EFE
Gönül zengini eğitim hayırseverleri
Murat POLAT
Murat POLAT
Sağlık Bakanı Koca vekillere sürpriz yaptı
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA ANAYURT GAZETESİ
TWITTER'DA ANAYURT GAZETESİ
ARŞİV
Ana Sayfa Türkiye Dış Haberler Ekonomi Spor Magazin Kültür-Sanat Güncel-Dizi
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim KünyeReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva