Anayurt Gazetesi
  • Dolar
    6,1784
    Dolar
  • Euro
    7,2784
    Euro
  • Altın
    238,737
    Altın
  • Bist-100
    99,292
    Bist-100
  • ADANA
    18/33°
    ADANA
  • ANKARA
    14/25°
    ANKARA
  • ANTALYA
    16/30°
    ANTALYA
  • BURSA
    10/18°
    BURSA
  • ISTANBUL
    15/22°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    16/28°
    IZMIR
  • KONYA
    13/28°
    KONYA
Facebook Twitter
ANA SAYFA TÜRKİYE DIŞ HABERLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT GÜNCEL-DİZİ DİĞER FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Manken ceset çıktı
Manken ceset çıktı
Köylüyü ikiye böldü
Köylüyü ikiye böldü
Kalp krizi geçirdi
Kalp krizi geçirdi
Katlediliyor...
Katlediliyor...

Orhan SELEN

Kadınlara uyarı
13 Mart 2018 Salı

Bu yıl Cumhuriyet’in 95. yılını kutlayacağız, yüz yılı devirmeye az kaldı.

Kim ne derse desin gelişen, genç ve uygarlıktan kopmayan bir ülkemiz var.

Kuşkusuz bu güzel gelişmede Atatürk’ün çok büyük payı  bulunuyor..

Toplumun gerici kesimlerinden gelen ve 12 Eylül’eden sonra örgütlü biçimde gelişen Atatürk düşmanlığı bile bazı gelişmeleri önleyemiyor.

Çünkü Atatürk yaşadığı yıllarda bile, şimdi ona karşı çıkan beyinsiz sürüsünün ilerisindeydi.

Eğer ülkenin tümünde Atatürk’ün öngördüğü gelişmeler sürseydi bugün Türkiye şimdi bulunduğu konumun çok ilerisinde bir yer tutmuştu.

Önemli kurumlar çabuk teslim oldular.

Asla içime sindiremediğim için öncelikle belirtmek istiyorum:

Üniversiteler en erken teslim olanların içerisinde yer aldılar.

12 Eylül tarafından başlarına teneke taç giydirilen üniversite kadroları, cuntacılardan daha cuntacı davranarak yükseköğrenim sistemini tam bir çıkmaza soktular.

Yapılanların tüm uçunu Evren ve cuntasına yüklemek yanlıştır.

Bunu yapanlar haklı olamazlar.

Cuntacılar elbette suçludurlar ama üniversite öğretim kadroları kendi elleriyle okulları cuntacılara teslim etmeselerdi generallerin gücü tıkanır kalırdı.

Cuntacıların sistemine teslim olan ve  ellerindeki gücü kiraya verme gibi tuhaf bir  bataklığa saplanan daha önemli bir güç var ki, günümüzdeki tutumlarıyla ülkenin geleceğini karanlığa mahkum ediyorlar.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kadınları, Atatürk’ün hayalineki hedeflerden çok uzaktalar.

Aşırı tüketimin pençesine kendini terk etmiş, gösteriş meraklısı, ülke sorunlarından kopuk,

kendi cinsinin kemirgeni, kıskanç, erkek çocuklarını insani duygularla donatmadan yetiştiren, paradokslar içinde kıvranan cumhuriyet kadınları özgürlüklerinin değerini bilememenin sıkıntısını yaşıyorlar.

Kadınlar kendilerine, kendi cinslerine sahip çıkmadılar.

2002 seçiminde Tansu Çiller’in Genel Başkan olduğu DYP  % 10 barajı altında kalarak meclis dışında kaldı.

Tansu Çiller başarısız bir parti başkanıdır. Siyaseti bilmediği için partisini batırmıştır.

Başbakan olarak başarılı çalışmalar yapmıştır.

Demirel kişisel kızgınlığını devlete taşıdı.  Çiller yerine Mesut Yılmaz’ı başbakan seçti.

Bu Demirel’in yanlışıydı.  Kendi eliyle kurdurduğu DYP’nin eriyip gitmesini içi sızlayarak izledi. DYP, daha  sonra  siyasi arenada yokluklar içinde var olma mücadelesi verirken de  tavrını değiştirmedi.

Türk kadını da Demirel’den farklı davranmadı.

Toplam seçmenin yarısı kadın olmasına karşın Çiller yeterli oyu alamadı.

Erkeklerin tepkisini anlarım. Kadın bir başbakanı, parti başkanını içlerine sindiremezler.

Ya kadınlar, onlara en oluyor ?

Karşılarına gelen seçenekler içinde kendi cinslerinden olan Çiller yerine

Recep Tayyip Erdoğan’ı seçtiler ve seçmeye devam ediyorlar.

2002’den bu yana her yıl 200’den fazla kadın çeşitli nedenlerle öldürülüyor.

Korunma istekleri ile gittikleri polis merkezlerinden ve savcılıklardan başları önde umutsuzluk girdabına düşmüş  cehennem hayatı yaşadıkları evlerine dönüyorlar.

Ve öldürülüyorlar…..

Cuntacılar evlatlarını cezaevlerinde çürüttü, işkencelerde sakat bıraktı,  faili meçhul utanmazlığında kaybetti.

Sivil cuntacılar da onurlarını, gururlarını, saçlarına değen güneşi ve hayatlarını ellerinden alıyor.

Nerede bu kadınlar ? Nerede saklanıyorlar?

Tüm kadınlar bilsin ki çarşafa girmek ve kapanmak çok kolaydır ama baunlardan kurtulmak zordur.

Kadınlar kendilerine ihanet ediyorlar.

Çevremdeki kadınlaın zavallı  bakışlarını gördükçe utanıyorum.

Onları bekleyen kölelik günlerini bildiğim için içim sızlıyor.

Kadınların korumları gereken  namusları saçları değil özgürlükleri ve onurlarıdır..

Uyan ey kadın  !

Dünyanın direği  sensin…….

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 401 defa okunmuştur.
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ANAYURT GAZETESİ
YAZARLAR
Orhan SELEN
Orhan SELEN
Kazakistan dünyada barış istiyor (2)
M. Yahya EFE
M. Yahya EFE
Okuma alışkanlığımız zayıf…
M. Arif DEMİRER
M. Arif DEMİRER
Üçüncü Hava Limanı’nın Adı,’Cumhuriyet’ olsun
Murat POLAT
Murat POLAT
Hakkın’da felzeke olan vekiller
Ali COŞKUN
Ali COŞKUN
Adalet öldü, adalet
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA ANAYURT GAZETESİ
TWITTER'DA ANAYURT GAZETESİ
ARŞİV
Ana Sayfa Türkiye Dış Haberler Ekonomi Spor Magazin Kültür-Sanat Güncel-Dizi
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim KünyeReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva