Anayurt Gazetesi
  • Dolar
    5,7058
    Dolar
  • Euro
    6,3180
    Euro
  • Altın
    275,430
    Altın
  • Bist-100
    101.447,40
    Bist-100
  • ADANA
    20/35°
    ADANA
  • ANKARA
    10/28°
    ANKARA
  • ANTALYA
    16/32°
    ANTALYA
  • BURSA
    17/32°
    BURSA
  • ISTANBUL
    17/28°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    16/31°
    IZMIR
  • KONYA
    10/28°
    KONYA
Facebook Twitter Linkedin
Whatsapp İhbar Hattı
ANA SAYFA TÜRKİYE DIŞ HABERLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT GÜNCEL-DİZİ DİĞER FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Altay için çarklar dönüyor
Altay için çarklar dönüyor
Tuzla'da şüpheli toz
Tuzla'da şüpheli toz
TEKNOFEST İstanbul başladı
TEKNOFEST İstanbul başladı
Geri sayım başladı
Geri sayım başladı

Cem POLATOĞLU

Saklı Cennet Artvin
31 Mayıs 2019 Cuma

Bir turizm şehri her şeyden önce kendine "Markalar" yaratmalıdır. Bu şehirde markalar "Artvin Bal'ı" olur, endemik Kelebek türleri, bitkileri olur, sadece Artvin'e özgü yemekler,  içecekler, mimari ve festivaller de olabilir. Örneğin, tüm Türkiye'nin sevdiği Çernobil kurbanı sanatçımız adına "KAZIM KOYUNCU FESTİVALİ" yapılabilir, İstanbul'da engellerle karşılaşan, 2 gün süren "Rock Festivali" olabilir. Arazinin uygun olması nedeni ile Motosiklet ve Arazi araçları için uluslararası "Off Road Festivali" olabilir.

Gürcüler zamanında Artvin'de Şarapçılık en önemli sektörmüş. Bana göre Gürcü Şarabı “organik şarapta” dünyada bir numaradır. Burada diyorlar ki; Şarapçılık için yeterli arazi yok. İyi de, elin Yunanı 100 yıl önce kazma-kürekle fotoğraftaki gibi "dağı teras yaparak" tarla haline getirmiş. Biz de yapalım. Üstelik dağı, teras yapmak için artık “kepçe” denen iş makineleri var.

Yine, Trakya veya Kapadokya'da Halı imalat veya şarap tadım atölyelerinde olduğu gibi burada da markalaşmaya yönelik Bal tadım ve satış çiftliklerimiz olsun. Turistlere "Balcı" kıyafeti giydirilip kovan deneyimi yaptırılsın, Artvin gezilerinin bir hikayesi olsun.

Şehirde en çok göze batan uygulama "Tabela Terörü". Neon ışıklı, binalardan dikine çıkan, daha çok görünmek için komşunun tabelasından kat be kat büyük tabelalar görüntü kirliliği yaratıyor. Kimse tabela büyüdükçe daha az okunur olduğunun farkında değil. Belediyenin elektrik direklerine bile "kaçak tabela" asmışlar. Belki şehir halkının gözleri bunlara alışık ama bu tabelaları kendilerinin bile okuduklarını tahmin etmiyorum.

Karadeniz halkının ortak hayali "Karadeniz Treni";  "Ekonomiyi ve Turizmi canlandıracak bu muhteşem projeyi yapan iktidar, ömür boyu başımızdan eksilmesin. Amin" diyorlar. Ama en azından Hopa limanını canlandırmak için Hopa'yı İpekyolu’na, Gürcistan, Azerbaycan, Rusya, Kazakistan hatta Çin'e kadar bağlayacak olan, başladığında birkaç hafta içerisinde inşaatı bitirilebilecek 30-35 km'lik demiryolu inşaatı başlasın istiyorlar.

Peki, bu şehirde nereler görülmeli, onları da sıralayalım;  9.yüzyılda Bagratlı Krallığınca inşa edilmiş, Evliya Çelebinin Seyahatnamesinde adı geçen Şavşat Kalesi ve aynı bölgede bulunan doğa harikası Karagöl Sahara, Yine aynı isimdeki Borçka Karagöl, Balıyla, Bazalt sütunları, endemik bitki örtüsüyle ünlü Hatila Vadisi ve 200 metre yüksekliğindeki Cam terası, Mençuna Şelalesi, Dünyanın en büyük Atatürk heykelini barındıran Atatepe, Boğa güreşlerinin yapıldığı bölge Kafkasor Arena, İshak Paşa Camii (1571), Gürcüler için kutsal mekan Tibeti Kilisesi (800) görülmeye değer yerleridir.

Gastronomisine gelirsek; Kahvaltıların olmazsa olmazı Kuymak. Aslında bunun bir benzerine de Mıhlama diyorlar. Peki farkları ne? Biri mısır unundan yapılıyor, diğeri beyaz undan. Önce doğal tereyağında unu kavuruyorlar, sonra özel peynirini biraz su katıp mıhlama tavasının dibi hafif tutana kadar çatalla karıştırıp, peyniri sündürüyorlar. Bunların dışında Karalahana sarması, Fasulye Turşusu Kavurması, Silor (Yalancı mantı) Kaygana (Maydanozlu yumurta olarak tarif edebilirim), Patentini aldıkları Laz Böreği (Tatlı börek), Mısır ve Hamsili Ekmek başlıca yemekleri.

Bu memlekette Çay da biraz farklı demleniyor. Genelde odun ateşini tercih ediyorlar. Asla süzgeç kullanmıyorlar. Önce demlikteki suyu ısıtıp kaynamadan suyun üzerine "üst kesim" çay döküyorlar. Çay dibe çökünce içiyorlar. Yarım saatten fazla demlikte bekleyen çayı da içmiyorlar.

Son söz; Bence herkese bir Artvin gezisi lazım, hem de şehirden her bunaldığımızda...

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 386 defa okunmuştur.
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ANAYURT GAZETESİ
YAZARLAR
Osman YAZICI
Osman YAZICI
Ankara’daki Rizeli bürokratlar
Elveda TANIK
Elveda TANIK
Ya Ananla ya karınla...
Orhan SELEN
Orhan SELEN
Yeni Parti Kurulurken
M. Yahya EFE
M. Yahya EFE
Edep yahu !…
Murat POLAT
Murat POLAT
Yaşa takılanların gerçek sayısı ne kadar?
Güran TATLIOĞLU
Güran TATLIOĞLU
(13) İkinci Dünya Harbi harp öncesi Almanya YAHUDİ MALLARININ TALANI
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA ANAYURT GAZETESİ
TWITTER'DA ANAYURT GAZETESİ
ARŞİV
Ana Sayfa Türkiye Dış Haberler Ekonomi Spor Magazin Kültür-Sanat Güncel-Dizi
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim KünyeReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva