Anayurt Gazetesi
SİYASET TÜRKİYE EKONOMİ DÜNYA SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Whatsapp İhbar Hattı
YAZARLAROsman BAŞ

Osman BAŞ

Sonbaharın ayak sesleri

4 Eylül 2020 Cuma
Facebook'ta Paylaş Twitte'da Paylaş Google+'da Paylaş Haberi Yazdır Arkadaşına Gönder Metni küçült Metni büyüt

Mevsim her gün kendi tat ve lezzetini insanlığa sunuyor. Mevsim değişimlerinin doğadaki görüntüsünü hemen hemen her gün takip eden ve farkında olan biri olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Her ay, her hafta, her gün değil günün sabahı ve akşamı arasındaki hatta saatlerdeki oluşumları dahi gözlemlemek, farkında olmak, izlemek, zaman zaman hayretler içinde olmak güzel.

Ağustos ayı ortalarından itibaren gün be gün mevsim değişiyor. Diğer bir ifade ile sonbaharın ayak seslerini hissediyor, görüyorsunuz.

Ağaçlar bin bir çeşit renge bürünerek bir başka güzelleşiyor. Değişimin alevi ve ateşine dayanamayan yapraklar dalından kopuyor kendini rüzgâra bırakıyor.

Duygusal yazar ve şairler tarafından ilkbahar ve sonbahar daha bir özeldir. Biri dirilişi, uyanışı diğeri bitişi, mutlu sonu, dinlenişi, ölümü anımsatıyor. Yaşatıyor.

İnsanların ikinci bahar söyleminin derinliğinde istek, arzu, gizem ve hayallerinin temelindeki niyet ölüm öncesi hayatın her gün her saat tadı ve lezzetini yaşamak isteğidir.

Aşkın tarifini yapanlar, yapmaya niyetlenenler, yaptığını sananların yolu mutlaka sonbahardan geçer. Aşkın rengi bahar mı, sonbahar mı sorusunda sonbahar diyenlerin sayısı az değildir.  Yine aşk her mevsimde güzel ama sonbaharda bir başka yaşanılır, değer verilir, beslenir, incinmez, incitilmez, kışın bütün olumsuz şartlarından geçip bahara ulaşması için yoğun bir mücadele verilir. Bahara ulaşan aşkın önünde sıcak, verimli uzun bir zaman vardır.

Renklerle dans eden günleri insanlar sarı renk başta olmak üzere, kırmızıyı tutku, yeşilde masumiyeti, suskunluğu kahverengiyle ifade eder. Maviyi de unutmamak yerinde olur. Her rengin günlük hayatımızda kendine özel görevleri, sorumlulukları da var. Gözümüze tatlı görünen renkler bulundukları yer ve konuma göre değişik olabilir ve görünebilir. Sonbahara has renkler de öyledir. Ovadaki görünüşleri ile yaylarda, sahilde, dağlarda, sık ormanlarda görüntü ve oluşumlarındaki farkı görmek mümkündür.

Sahi dalından kopmak, özgür olmak, kendini rüzgâra ve doğaya salmak mutluluk mudur? Hüznün gözyaşıyla ifadeye yetmeyip taşması mı? Ayrılış mı? Bir daha dönmemek üzere gidiş mi? Hayata kahrediş, engin derinliklere savruluş mu?

Baharın, yaz mevsimine sunduğu hemen hemen her şey değişiyor. Önce hasat yaptık. Toplama, biçilme vakti gelenleri tarlalardan, topladık. Olgunlaşan, yeme vakti gelen meyve ve sebzelerle bol ve tatlı sofralarda buluştuk. Mini bahçemizde elimizi uzattığımızda domates, biber, salatalık, çilek, patlıcana ulaştık. Başta, sabah kahvaltılarımız olmak üzere tüm sofralarımızı birinci sınıf doğal yiyeceklerle süsledik, kendimize ikram ettik. Masalarımızı çiçeklerle, güllerle süsledik.

Eylül ayının ilk günlerindeyiz. Mevsim normallerinin üzerindeki sıcak günler. 38-40 dereceli saatleri yaşıyoruz. Toprak üzerinde var olan mahsuller yanıyor. Kuruyor ve yavaş yavaş dünya hayatına son veriyor.

Tepekışla barajı ve Hasan Uğurlu barajının ortasındaki köye can veren Kelkit Irmağının serinliğine koşuyoruz gün boyu. Dedelerin, ninelerin kontrolündeki çocuklar, Kelkit’in sularına bırakıyor kendini. Suda oynayanlar, korkup çığlık atanlar, çıkıyorum diye ağlayanlar, traktörün iç lastiğini şişirip gezintiye çıkanları izlemek günün önemli bir bölümünü alıyor. İyi de oluyor.

Uzun yıllar geçti şuan sudaki çocukların yaşadıklarını, yaptıklarını biz de yaşadık. Hatırladığımda daima gülümsedim. Mutlu oldum. Gün oldu “köye hasret duygular” diye şiirler yazdım.” Gün oldu “ Kelkit gözyaşı döküyor” başlıklarında anılarımı deneme türünde yazıp okuyucularımla paylaştım.

Birçok sebze ve meyvenin son günlerini yaşadığı günlerde yeni erişen incir, üzüm, elma, armut ve böğürtlenlerin tam vaktindeyiz.

Altın saçları vardı, rüzgâr savururdu sağa sola, maviydi, yeşildi gözleri. Tütün tarlalarında maniler söylerdi. Gök bakışlıydı, gül sözlüydü. Buğday tenliydi, başak toplar gibi papatya toplar saçlarına takardı. Gündüzleri güneşe sefere çıkar akşamları yıldızları sayardı. 

Şimdi sonbaharı yaşıyoruz. Arada yaz olsa da bizim de baharlarımız vardı.

YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Türkiye'de Çin'in ilk aşısı yapıldıTürkiye
Türkiye'de Çin'in ilk aşısı yapıldı
Meteorolojiden sağanak uyarısıTürkiye
Meteorolojiden sağanak uyarısı
Tezgahlarda palamut bolluğu yaşanıyorEkonomi
Tezgahlarda palamut bolluğu yaşanıyor
Cemal Kaşıkçı cinayetinde ikinci iddianameTürkiye
Cemal Kaşıkçı cinayetinde ikinci iddianame
Damacanadan çıkan sakıza ceza yokTürkiye
Damacanadan çıkan sakıza ceza yok
Kobani soruşturmasında 20 sanık adliyeye sevk edildiSiyaset
Kobani soruşturmasında 20 sanık adliyeye sevk edildi
Ölenlerin kesin sayısını tespit etmek 'birkaç yıl' sürebilirDünya
Ölenlerin kesin sayısını tespit etmek 'birkaç yıl' sürebilir
İstanbul'da kademeli mesai başladıTürkiye
İstanbul'da kademeli mesai başladı
AB Kovid-19 paketi üzerinde anlaşmaya çalışıyorEkonomi
AB Kovid-19 paketi üzerinde anlaşmaya çalışıyor
İlham Aliyev, Azerbaycan'da kısmi seferberlik ilan ettiDünya
İlham Aliyev, Azerbaycan'da kısmi seferberlik ilan etti
Anayurt Gazetesi
KünyeKünye İletişimİletişim ReklamReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri