Anayurt Gazetesi
  • Dolar
    5,6913
    Dolar
  • Euro
    6,3238
    Euro
  • Altın
    272,180
    Altın
  • Bist-100
    103.071,80
    Bist-100
  • ADANA
    22/30°
    ADANA
  • ANKARA
    11/23°
    ANKARA
  • ANTALYA
    23/37°
    ANTALYA
  • BURSA
    16/25°
    BURSA
  • ISTANBUL
    20/25°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    21/30°
    IZMIR
  • KONYA
    13/21°
    KONYA
Facebook Twitter Linkedin
Whatsapp İhbar Hattı
ANA SAYFA TÜRKİYE DIŞ HABERLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT GÜNCEL-DİZİ DİĞER FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
EYP'ler imha edildi
EYP'ler imha edildi
Otomobil TIR'a çarptı
Otomobil TIR'a çarptı
Eşini 15 yerinden bıçakladı
Eşini 15 yerinden bıçakladı
TOKİ'den ikinci indirim
TOKİ'den ikinci indirim

Orhan SELEN

Suçluları üretmek
27 Mayıs 2019 Pazartesi

22 Şubat 1965 günü Harlem’deki  Audubon  Ballrom’da  ABD’li Müslüman lider

Malcolm X kurşun yağmuruna tutularak öldürülmüştü.

Thomas Hagan bu cinayeti üstlenmişti.

Yargılama sonunda diğer 2 arkadaşı ile birlikte mahkum olmuşlar olaya karışan üç kişiden ikisi 80’li yıllarda salıverilmişti.

Ölünceye kadar hapis cezası alan Thomas Hagan aradan geçen sürede

17 kez “şartlı tahliye” için başvurmuş ama ret edilmişti…

Hagan, 45 yıl sonra şartlı olarak serbest bırakıldı.

Böyle bir cinayete karışmaktan çok pişman olduğunu daha önceleri de söylemişti ama, “şartlı tahliye kurulunu” inandıramamıştı.

Thomas Hagan cinayetten 5-6 yıl sonra “af” tan yararlanarak serbest kalsaydı aynı pişmanlığı duyar mıydı?

Yoksa, cezaevinden çıkınca sıradaki Müslüman lideri öldürerek yeni affın çıkmasını mı beklerdi.

Bu cinayet 1965 yılında Türkiye’de işlenseydi, suçlusu 30 yıl önce serbest kalmıştı.

Cezaların amacı caydırıcılık yaratmaktır.

Asıl önemli olan da öldürmeden önce sonuçları hesaplayarak düşünceyi eyleme dönüştürmemektir.

Daha sonra duyulan pişmanlıklar koşulların zorlamasıyla yaşandığından anlamsızdır.

Bu nedenlerdir ki, ABD’de de “şartlı tahliyeler” otomatiğe bağlanmamıştır.

Mahkumlar, şartlı tahliye isteklerini bildirirler.

İstekleri ve cezaevindeki yaşamları incelenir.

Şartlı tahliye kurulu önüne çıkarlar.

Kurul isteği uygun görür ve suçlunun pişman olduğuna inanırsa şartlı tahliye uygulanır.

Türkiye’de 45 yıl cezaevinde kalan katil görülmemiştir.

Sapık katillere, hırsızlara, kapkaççılara “kader mahkumu” diyenler bile çıkmıştır.

Ceza infaz sistemimiz suçluları caydırmak bir yana suçluları teşvik etmektedir.

İşler öylesine komik duruma dönüşmüştür ki, cezaevlerinin dolması af için gerekçe olmaktadır.

Oysa kurulacak “cezaevi çiftliklerinde” on binlerce mahkum çalıştırılabilir.

Yüz binlerce dönüm arazi boş durmaktadır.

Tel örgülerle çevrilir.

İçlerine barakalar konulur.

Mahkumlar buralara getirilir ve çalıştırılır.

Nedir ki, işin kolayına kaçılıyor. Dolan cezaevlerini afla boşaltıyorlar.

Bir yanda “seri katiller”, öte yanda “çocukların affı” ile genel bir affın kapısını aralama çabaları.

 Üç kişiyi öldüren katil zanlısının ne kadar ceza alacağını ve kaç yıl cezaevinde kalacağını merak ediyorum.

1921’den bugüne kadar 50 af yasası çıkmış. Bunun içinde 10 genel af var.

Şu anda da ülkemizdeki tüm cezaevlerinde “af” hesapları gündemde.

Öte yandan da sanki başarıymış gibi ceza evi  yapılıyor.

Ne kadar çok cezaevi o kadar çok mahkum.

Yakında “kader mahkumu” muhabbeti başlar.

İzmir’de yakalanan seri katilimiz de kaderin dışına çıkacak değil ya.

Beş on yıl yatar çıkar ve listesindekileri temizler.

Bu sistemle ancak suçlu üretiriz.

Türkiye’yi “Küçük Amerika” yapmaya uğraşanların aklına oradaki adliye sistemini  ülkemize taşımak neden gelmez ki ?

Hukuk açılımı yapmak cezaevi yapmaktan daha kolaydır.

Neden hukuk açılımı yapılmaz?

Sanıyorum sonuçları bilinmediği için.

Hukuk yoksa adalet yoktur.

Hukuk ve adalet yoksa barış yoktur.

Hukuk, adalet, barış yoksa huzur yoktur.

Bunlar yoksa demokrasi o bölgeye hiç uğramaz.

Hukuk, adalet, barış, huzur demokrasi yoksa refah yoktur.

Okul yapılması gereken parayla cezaevi ve cami yapılır.

Cezaevi yapıldıkça uygarlıktan uzaklaşılır.

İçi asla dolmayacak camiler yapıldıkça da dinde uzaklaşılır.

Çünkü o dev camiler ibadeti tapınmaya çevirir.

Oysa ibadet tapınma değil arınmadır.

Bütün bunlar suçlu üretir.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 390 defa okunmuştur.
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ANAYURT GAZETESİ
YAZARLAR
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA ANAYURT GAZETESİ
TWITTER'DA ANAYURT GAZETESİ
ARŞİV
Ana Sayfa Türkiye Dış Haberler Ekonomi Spor Magazin Kültür-Sanat Güncel-Dizi
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim KünyeReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva