Anayurt Gazetesi
  • Dolar
    5,7058
    Dolar
  • Euro
    6,3180
    Euro
  • Altın
    275,430
    Altın
  • Bist-100
    101.447,40
    Bist-100
  • ADANA
    20/35°
    ADANA
  • ANKARA
    10/28°
    ANKARA
  • ANTALYA
    16/32°
    ANTALYA
  • BURSA
    17/32°
    BURSA
  • ISTANBUL
    17/28°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    16/31°
    IZMIR
  • KONYA
    10/28°
    KONYA
Facebook Twitter Linkedin
Whatsapp İhbar Hattı
ANA SAYFA TÜRKİYE DIŞ HABERLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT GÜNCEL-DİZİ DİĞER FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Altay için çarklar dönüyor
Altay için çarklar dönüyor
Tuzla'da şüpheli toz
Tuzla'da şüpheli toz
TEKNOFEST İstanbul başladı
TEKNOFEST İstanbul başladı
Geri sayım başladı
Geri sayım başladı

Harika ÖREN

Yaşamda Yolculuk
10 Haziran 2019 Pazartesi

Yaşamda yolculuk tren yolculuğuna benzer. Bir bakarız ana babamızın arasında seyahat etmekteyiz. Yolculuğun hep annemizin sıcak kolları, babamızın koruyucu kalkanı altında devam edeceğini sanırız.

Tren yolculuğu yaşam yolculuğu gibidir. Bir İstasyonda annemiz, bir diğerinde de babamız son duraklarına gelir ve trenden inerler. Amcamız, halamız zamanlı ya da zamansız yolculuklarını sonlandırıverirler.

Boşalan yerlere diğer kompartımanlardan gelip oturanlar olur. Ya da trene binen başka birileri. Arkadaş ediniriz. Yaşam yolculuğunda elini tutacak bir eşe rastlarız. Birden kompartıman dolar. Çocuklarımız da bizimle

yolculuğa katılırlar.

Asıl olan, tam da bu işte! Gelenler ve gidenler. Doğumlar ve ölümler. Bize kalan aradaki zamandır. Hiç tükenmeyecek sandığımız, oysaki sayısı az çok belli, sınırlı bir zaman dilimi.

Birçok insan, yaşantımıza değer ve geçip giderler. Kimi arkasında doldurulmaz bir boşluk bırakır. Kimi kanırtır da gider. Kiminin yokluğunu fark bile etmeyiz.

Yaşamda yolculuk tren yolculuğuna benzer. Trenin penceresinden bakıp etrafı seyrederken neşelenir, kederlenir, hayaller kurarız. Gelene merhaba, gidene güle güle derken istasyon sayısı azalmaya başlar. Yaş on, yaş yirmi, yaş otuz, yaş elli olur. Eğer sadece işin eğlence tarafına bakıp yaşamı ciddiye almazsak; gelecek istasyon için bir planımız olmazsa, bir istasyonda kapının bizim için açıldığının farkına vardığımızda geride yapamadığımız birçok şey kalabilir.

Gerçek ve net olan tek şey hiç bitmeyecek sandığımız sayısı belli bir zamanda yaşadığımızdır.

Hayat nedir? Sorusuna, Picasso-Sanat, Dostoyevski-Cehennem, Platon-Bilgi, Sokrates-Izdırab, Nietzsche-Güç, Aristotales-Mücadele, Gandhi-Savaş cevabını verir. Schopenhauer ise ‘’Boş bir şey’’ der. Bana göre hayat nedir? Ya da size göre hayat nedir?

Hayatımızı sürdürürken neyi yaşamak isteriz? İstediğimizi mi yaşıyoruz? Yoksa başka hayatların yolculuğuna yoldaş mıyız? Muhakkak elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz. Yapmaya çalışıyoruz. Ancak bilinmeyen bir gerçek var ki, hiçbirimiz yolculuğumuzun son noktasını bilmiyoruz.

O zaman yaşam akıp giderken öncelikle kendimiz sonra ailemiz, sevdiklerimiz, ülkemiz için yapmamız gereken şeyler olmalı. Okumalı, bilgi sahibi olmalıyız. Sorgulamalı, araştırmalı, ön yargısız yaklaşıp, dinlemeliyiz. Fikirlere, kişisel haklara saygı gösterirken, bildiklerimizi paylaşmalı, toplumu aydınlatıcı, dürüst ve çalışkan olmalıyız. Empati kurabilmeli daima sevmeli, affedici olmalıyız.

Güler yüzlü, tatlı dilli, dinleyen, şefkatle yaklaşan, ayrıştırmayan insanlar etrafa mutluluk ve olumlu enerji yayarlar. Onları herkes sever ve onlarla herkes birlikte olmak ister. Bu çok önemli çünkü yaşamdan göçtüğümüzde geride kalan boşluk sevgi ve saygıyla anılmamıza sebep olacak güzel anılarla dolu kalmalı.

İyi yaşamalı, planlı yaşamalı, elimiz kalem tutuyorsa yazmalı, dilimiz dönüyorsa anlatmalı, fırçamız kuvvetliyse boyamalı, kulağımız iyiyse çalmalı, bestelemeli, bilime inanmalı, aydınlığımızla gönülleri aydınlatıp; inancımızla, doğruluğumuzla paylaşmalı, etrafımızı saran insanlara olumlu enerjimizi aktarmalıyız.

Mutlu ve iyi yaşamın sırrı maddi zenginlik değildir. Ne istediğimizi bilmektir.

Howard Thurman şöyle der; kendinize dünyanın neye ihtiyacı olduğunu değil, size yaşama sevinci verecek şeyin ne olduğunu sorun ve hiç zaman kaybetmeden gerçekleştirin çünkü dünyanın ihtiyacı olan şey yaşama sevinciyle dolu insanlardır.

Bizlere yaşadığımızı hissettiren, kalbimize dokunup, heyecanlandıran şeylerin peşinden gitmeli, diğerlerini bırakmalıyız.

Yaşamda yolculuk tren yolculuğuna benzer.

Buradaki en önemli ayrıntı yaşam biletinin hareket noktası belli, bitiş noktası belirsizdir.

Ne zaman ineceğimizi bilemediğimiz son istasyona gelmeden yaşama hakkını verelim. Parlak bir iz bırakalım. Gözümüz arkada kalmasın.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 324 defa okunmuştur.
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ANAYURT GAZETESİ
YAZARLAR
Osman YAZICI
Osman YAZICI
Ankara’daki Rizeli bürokratlar
Elveda TANIK
Elveda TANIK
Ya Ananla ya karınla...
Orhan SELEN
Orhan SELEN
Yeni Parti Kurulurken
M. Yahya EFE
M. Yahya EFE
Edep yahu !…
Murat POLAT
Murat POLAT
Yaşa takılanların gerçek sayısı ne kadar?
Güran TATLIOĞLU
Güran TATLIOĞLU
(13) İkinci Dünya Harbi harp öncesi Almanya YAHUDİ MALLARININ TALANI
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA ANAYURT GAZETESİ
TWITTER'DA ANAYURT GAZETESİ
ARŞİV
Ana Sayfa Türkiye Dış Haberler Ekonomi Spor Magazin Kültür-Sanat Güncel-Dizi
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim KünyeReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva