İktidar: 7 yıl- Muhalefet 5 yıl

19 Aralık 2011 Pazartesi   14:22

İktidar: 7 yıl- Muhalefet 5 yıl

Cumhurbaşkanlığı süresi ile ilgili tartışmalar yeniden start aldı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 5 yıl mı, yoksa 7 yıl mı Köşkte kalacağı konusunda yorumlar farklı.

Milletvekilleri için 4 yıl uygulandı.

O halde Cumhurbaşkanının görev süresi için de ‘5 yıl’ uygulanmalı diyenler var.

‘Hayır 7 yıl’ diyenler var.

Hukukçular da bu konuda farklı yorumlar yapıyor, siyasiler de…

Çok sesli koro gibi; konu müzakere ediliyor.

Ancak TBMM Başkanı Cemil Çiçek, farklı bir yorum getiriyor meseleye…

Diyor ki: “ Ramazan gelmeden, Ramazan orucu tutulmaz. Kimileri 5 yıl der kimileri 7 yıl. Kararı Meclis verir. Bunun uygulamasını ve buna dayalı yorumları da Yüksek Seçim Kurulu yapar. Dolayısıyla kararı verecek bu iki merciden birisi olabilecek.”

Şu anda Muhalefet tarafından ortaya atılan 5 rakamı da, İktidar tarafından telaffuz edilen 7 rakamı da havada.

Yani bu konu daha çok su götürür.

Meclis karar verse de, tartışmalar bir başka boyuta taşınır gibi görünüyor…

* * *

Cumhurbaşkanlığı konusu tartışmaları salt görev süresi ile sınırlı değil…

Tartışmaların bir başka boyutu da Başbakan Erdoğan’ın, cumhurbaşkanı olup olmayacağı…

Erdoğan, cumhurbaşkanı olursa AK Partinin başına kimin geçeceği…

Rusya’da olduğu gibi Putin- Medvedev modelinin uygulanıp uygulanmayacağı…

Uygulanması durumunu Gül’ün kabul edip etmeyeceği…

Başbakanın kim olacağı?

Bu durumda Davutoğlu, alternatifi vs.vs…

İhtimaller uzayıp gidiyor…

Muhalefeti bile endişelendiren durum ise:

AK Parti’nin başına kimin geleceği? Partide oluşacak bir kaos’un ülkeye de zarar vereceği ( Bu haklı endişeyi MHP lideri Devlet Bahçeli dile getirmişti)…

Ak Parti’de milletvekilliğini üç dönemle sınırlayan tüzük maddesi de ayrı bir konu.

Bu madde AK Partideki etkili isimleri Bülent Arınç, Binali Yıldırım, Mehmet Ali Şahin, Ali Babacan vb. parlamento dışında bırakıyor.

Kulislerde oluşacak bu tablo ve sonuçları konuşuluyor.

En çok da Erdoğan’ın, Gül’ü başbakan olarak ikna etmek isteyeceği…



Asker yerine polisi

Şu günlerde TBMM’de taşınma hazırlığı var.

Muhafız ve Tören Tabur Komutanlığı, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün onayına sunulan ''TBMM Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanunu'nun” imzalanmasını beklemeden taşınma hazırlıklarına başladı.

Bu durumdan memnun olup ‘ İyi oldu, TBMM üzerindeki askeri vesayet görüntüsü kalktı’ diyenler de var.

Olayı ‘Öküz altında buzağı arama’ tarzında yorumlayanlar da…

TBMM yerleşkesi içinde bir askerî birliğin bulunmasının, mantıklı bir açıklaması olmadığını savunanlar, yeni durumun demokrasi ile bağdaşır olduğunda hemfikirler.

Örnekleri ise Avrupa ülkeleri…

Yorumları: “Hiçbir Avrupa ülkesinde Meclis’te asker yokken, AB kapısından içeri girmeyi bekleyen Türkiye’de böyle bir durum anlamsızdı” şeklinde.

Ama kulislerde tüm bu yorumları yolda bırakacak, bir başka yorum var ki; ‘İşte budur!’ dedirten cinsten.

Meseleye farklı anlamlar yüklenmesin diye sessiz kalanlar, meğer taburdaki lokantanın milletvekillerine tavrından da pek memnun değillermiş.

Sebebi mi? işte şu cümlelerde: ‘ Bir ilgi göremiyorduk. Servisler dakikalarca gelmiyordu. Varsa yoksa komutanlar ve eşlerine hizmet ön plandaydı…’

Yorum açık:

Kısaca ‘Asker olmadı, yerine polis ne fark eder!’



Gazeteciliği göze almak

Gazetecilik zor iştir. İyiyi de, kötüyü de yazan gazetecinin pek dostu olmaz.

Yıllarca sırtında da taşısan birilerini, gün gelir o yazıyı( kötü) yazmak durumunda kalırsan, silindiğinin resmidir!

Gülümseyen yüzler asılır, selamlar kesilir…

Yazı yazmak böyle bir şeydir.

Karşıdan bakmak kadar, karşına almaktır.

Kurumlar zihniyetleri belirlese de, gazeteciler kendi gerçeklerinden bakarlar dünyaya.

Bugün Gazetesi’nin iki gün önceki manşeti “ Eşkiyanın CHP maskesi düştü: TBMM’de eşkıya terörü esti. CHP Gençlik Kolları Başkanı İrfan İnanç Yıldız ve Milletvekili Faik Tunay’ın danışmanı, arkadaşımız Ezelhan Üstünkaya’ya saldırdı” idi.

Haberde, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve parti yöneticilerinin özürleri ve bu iki kişinin görevden alındığı da yazıyordu.

Bunlar olayın basit yanı.

Yani yaşananlar bu kuru cümlelerle ifade edilecek türden değil.

Arkadaşımızın şahit olduğumuz ruh hali; bir gazeteci, bir kadın ve bir anne olarak, içine düştüğü durumdan duyduğu psikolojik travma…

Gazeteciliği göze almanın zorlukları bir yana, ‘Bunlar olmamalıydı’ dedirtiyor.



Sayfa Adresi: http://www.anayurtgazetesi.com/haber/Iktidar-7-yil-Muhalefet-5-yil-/382716