Almanya Notları...

28 Temmuz 2012 Cumartesi   13:05

Berlin’deki önemli yapılardan biri de, Türk Şehitliği’ndeki “Şehitlik Camii”dir. Türk Şehitliği, 1866 yılında Prusya Kralı I.Wilhelm tarafından, Osmanlı Devleti’ne hibe edilerek, halen Türk toprağı olarak kabul olunan ve Columbiadamm bölgesinde yer alan mezarlıktır. Birinci Dünya Savaşı’nda, büyük yaralar alan ve tedavi için sevkedildikleri Almanya’da vefat eden Osmanlı Subaylarının defnedildiği bu yer, günümüzde resmen “Berlin Türk Şehitliği” olarak anılmaktadır.

Şehitik Kompleksi, Osmanlı Camii ve külliyesiyle birlikte, mimarî olarak, nadide bir görünüm arzetmektedir. 2012 yılı itibarıyle, l,3 milyon Euro’ya mal olan ve Berlin’de ikâmet eden Müslüman Türk kardeşlerimize yakışır tarzdaki proje bünyesinde, konferans salonu, klültürel diyalog merkezi, spor-sergi salonları, idare, sohbet ve okuma odaları, dershaneler, kütüphane ve cenaze işleri ofisi, çay, yemek ve misafirhane, şadırvan, çeşme ve gasilhane gibi bölümler yer almaktadır. Bunlardan başka, “İslâmî Hayır Projeler Cemiyeti” tarafndan inşa edilen ve 21 Mayıs 2010 yılında ibadete açılan (Ömer Camii) Projesi içinde de; Kur’an, Arapça ve güzel ahlâk eğitiminin verildiği çocuk medresesi, nikâh akitlerinin de icra edildiği toplumsal ve istişârî hizmetler büroları, kütüphane, cenazelerin nakil ve defni, hac ve umre organizesinin sağlandığı seyahat acentası ve alış – veriş merkezleri, soydaşlarımızın önemli ihtiyaçlarına cevap vermektedir.

Berlin’de en çok dikkatimizi çeken ve hayretimizi mucip olan şey, (Pergamonmuseum) “Bergama Müzesi” oldu…Hergün binlere yerli ve yabancı turist tarafından büyük bir hayranlık ve şaşkınlık içinde izlenen, üç beş saray büyüklüğündeki müzede, sergilenen muhteşem bina ve mermer heykellerin tamamı, Türkiye’den götürülmüş orijinal eserlerdir. 1800’lü yılların sonlarında, Türkiye’de kazı yapan Alman Arkeologlar tarafından,Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden ve özellikle Bergama’da çıkarılan tarihî eser ve belgelerden birçoğunun, yurt dışına kaçırılmış olduğunu duyuyor ve biliyorduk…

Ama, o kadar sütunların, işlemeli taşların, hangi vasıtalarla, ne kadar zamanda taşınabilmiş olduğunu, tahmin edebilmek mümkün değildir…Bu eserlerin iadesi konusunda, Kültür ve Turizm Bakanlığı’mızın, Alman Hükûmeti nezdinde defalarca yaptığı talep ve temaslara, ne yazık ki mespet bir cevap verilmemiştir… Bergama Müzesi’nin bünyesinde yer alan “İslâm Müzesi”nde ise; Türkiye, İran, Mısır, Hindistan ve Pakistan gibi ülkelerden getirilmiş, yüzlerce yün ve ipek halılar, el yazması nâdide kitaplar, tezhip ve güzel had örnekleri, giyim ve mutfak eşyaları teşhir edilmektedir. Teselli bulduğumuz ve belirtmek istediğimiz husus ise, bütün bu paha biçilmez eserlerin, en iyi şekilde korunuyor ve değerlendiriliyor olmasıdır.

Orada kaldığımız sürece, bize yardımcı olan Kayserili Hüseyin Fidan kardeşimizin rehberliğinde; İkinci Dünya Savaşı’nın acı hatıralarından Doğu – Batı Berlin’i ayıran kapı, duvar ve kanalları, Hitler döneminde Yahudilere yapılan işence hücrelerini, yakıldıkları fırınları, Yozgatlı Hacı Amca’nın, mayınlı alanda sahibi olduğu ve halen Laz Ali lakaplı bir Türk’ün lahana ektiği bahçe içindeki, huhuken kimsenin yıkamadığı ”Baraka Ev”i ve Berlin’e bir renk ve letafet katan Alster nehri üzerindeki zarif motorlardan biriyle yaptığımız gezintiyi, yer altında hemen her bölgeye rahatça ulaşımı sağlayan metro yolculuklarımızı, Gneisenaustr’deki Alsancak Simit Sarayı’nda yediğimiz özel “Kayseri Mantısı”nı unutamayacağız…

Bu vesile ile, nazik dâvetleriyle, bize geniş inceleme ve istifade imkanı bahşeden başlangıçtan günümüze ve Ortaasya’dan Batıavrupaya kadar, farklı müzik ve dansların uygulaması şeklinde sunularak, kültür ve medeiyetler arasında köprü kurma projesini hazırlayan Dr. Güvenç ve ekibine, Hamburg ve Berlin’de tekrarlanan “Dostluk Köprüsü” programı için, tebrik ve şükranlarımızı bir defa daha ifade etmek istiyoruz. Çünkü bu konserlerde, eski Türk müzik ve hareket terapisi, enstrümanları, repertuarları, uygulamaları, klasik ve spirütüel Türk müsikisi icraatı ile verilen bilgi ve sanat zenginliği, gerçekten gözleri ve gönülleri doldurmuştur. Bütün bunların dışında, seminer, şiir, sema ve âyinlerle, doğu ve batının, eski destanlara uygun tarzda yaşama ve icra hali de sergilenmiştir…

Temennimiz, TÜMATA ve ANKÜSAD’ın, birlikte hazırlayarak, başka ülkelerde ve Türkiye’de de tekrarlanması düşünülen programlarının, Kültür ve Turizm Bakanlığı’mızın teşvik ve destekleriyle, kısa sürede gerçekleştirilmesidir…



Sayfa Adresi: http://www.anayurtgazetesi.com/haber/Almanya-Notlari-/411717